Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.Многие части города превратились в парковки, совершенно без разбора.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.איזורים עירוניים רבים הוּמרו למגרשי חניה בסוג של שימוש ללא אבחנה.
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.والكثير من المناطق المدنية تحولت إلى أماكن لركن السيارات بشكل عشوائي
Bir çok şehir alanı ayrımcı bir kullanışla park yerlerine dönüştürüldü.駐車場ばかりが目につきます 都市デザインは運輸省によって
Biz bunu bir yerde gördük. Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Ogni sei mesi andiamo a piedi in diverse parti del paese.
Biz bunu bir yerde gördük. Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Setiap enam bulak kami berjalan di berbagai bagian negara ini.
Biz bunu bir yerde gördük. Her 6 ayda bir bir ülkenin farklı yerlerine yürürüz.Το είδαμε στην Shodh Yatra- στην εξερεύνηση της αλήθειας.Κάθε 6 μήνες περπατάμε σε διαφορετικά μέρη της χώρας.
Böylece köklerin yerlerine ait şablonu görüyorsunuz.وبذلك ترى النمط لموقع جميع الجذور
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.a postavil ich navždy, na veky; vydal zákon, a niktoré neprekročí!
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.A utvrdil je na věčné věky, uložil cíle, z nichž by nevykračovaly.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Él los estableció para siempre, por la eternidad; les puso ley que no será quebrantada
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Er hält sie immer und ewiglich; er ordnet sie, daß sie nicht anders gehen dürfen.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.han gav dem deres plads for evigt, han gav en lov, som de ej overtræder!
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Hij heeft alles vastgesteld voor altijd. Hij gaf aan alles een wetmatigheid, die geen ervan overtreedt.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Ia menentukan tempatnya masing-masing, ketetapan-Nya berlaku untuk selama-lamanya
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Il les a affermis pour toujours et à perpétuité; Il a donné des lois, et il ne les violera point.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.in utrdil jih je za vselej in na veke; dal je zapoved, ki je nihče ne prestopi.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.I wystawił je na wieki wieczne; założył im kres, którego nie przestępują.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Ja hän asetti ne olemaan aina ja iankaikkisesti, hän antoi niille lain, josta ne eivät poikkea.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.저가 또 그것들을 영영히 세우시고 폐치 못할 명을 정하셨도다
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.le -a întărit pe veci de veci; le -a dat legi, şi nu le va călca.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Li ha stabiliti per sempre, ha posto una legge che non passa
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Ngài lập cho vững các vật ấy đến đời đời vô cùng; Cũng đã định mạng, sẽ không có ai vi phạm mạng ấy.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Ngài lập cho vững các vật ấy đến đời_đời vô_cùng ; Cũng đã định mạng , sẽ không có ai vi_phạm mạng ấy .
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Och han gav dem deras plats för alltid och för evigt; han gav dem en lag, och ingen överträder den.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.og han satte dem på deres sted for all tid, for evig; han gav en lov som ingen av dem overskrider.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Örök idõre állította fel õket; törvényt szabott és nem tér el attól.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Também ele os estabeleceu para todo sempre; e lhes fixou um limite que nenhum deles ultrapassará.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.και εστερεωσεν αυτα εις τον αιωνα και εις τον αιωνα εθεσε διαταγμα, το οποιον δεν θελει παρελθει.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.И утвърди го от века и до века, Като издаде постановление, което няма да премине.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.поставил их на веки и веки; дал устав, который не прейдет.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.ויעמידם לעד לעולם חק נתן ולא יעבור׃
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.وثبتها الى الدهر والابد. وضع لها حدا فلن تتعداه
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.他 將 這 些 立 定 、 直 到 永 永 遠 遠 . 他 定 了 命 、 不 能 廢 去 。 〔 廢 去 或 作 越 過
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.他 將這 些 立定 、 直 到 永永遠遠 . 他 定了命 、 不 能 廢去 。 〔 廢 去 或 作 越過
Bu e'leri beğenmezseniz, yerlerine 2.7 vesaire koyabilirsiniz.اذا كنت لا تفضل وجود هذه الـ e هنا، فيمكنك ان تستبدلها
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Akkor Saul megtére a Filiszteusok üldözésébõl; a Filiszteusok pedig az õ helyökre haza menének.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Da zog Saul herauf von den Philistern, und die Philister zogen an ihren Ort.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Ðoạn , Sau-lơ trở_về , chẳng đuổi theo dân Phi-li-tin nữa ; và dân Phi-li-tin đều trở_về trong xứ mình .
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Ðoạn, Sau-lơ trở về, chẳng đuổi theo dân Phi-li-tin nữa; và dân Phi-li-tin đều trở về trong xứ mình.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Então Saul deixou de perseguir os filisteus, e estes foram para o seu lugar.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.사울이 블레셋 사람 따르기를 그치고 올라가매 블레셋 사람이 자기 곳으로 돌아가니라
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Men Saul holdt op med å forfølge filistrene og drog hjem, og filistrene drog tilbake til sitt land.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Men Saul holdt op med at forfølge Filisterne og drog hjem, medens Filisterne trak sig tilbage til deres Land.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Och Saul drog hem, utan att vidare förfölja filistéerna; filistéerna begåvo sig ock hem till sitt.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Saul a încetat să mai urmărească pe Filisteni, şi Filistenii s'au dus acasă.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Saül cessa de poursuivre les Philistins, et les Philistins s`en allèrent chez eux.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Saul cessò dall'inseguire i Filistei e questi raggiunsero il loro paese
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Saúl dejó de perseguir a los filisteos, y los filisteos se fueron a su lugar
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Saul trok zich daarop met zijn leger terug en de Filistijnen gingen terug naar hun woonplaatsen.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Setelah itu orang Filistin kembali ke wilayah mereka sendiri karena Saul tidak mengejar mereka lagi
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Sitten Saul meni eikä ajanut filistealaisia takaa; ja filistealaiset menivät kotiinsa.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Tedaj se je vrnil Savel in ni gonil Filistejcev, in Filistejci so odšli v svoj kraj.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Tedy odtáhl Saul od Filistinských; Filistinští také navrátili se k místu svému.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Tedy się wrócił Saul od Filistynów, a Filistynowie odeszli na miejsce swoje.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Vtedy odišiel Saul hore nechajúc Filištínov, a Filištíni tiež išli na svoje miesto.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Τοτε ανεβη ο Σαουλ εκ της καταδιωξεως των Φιλισταιων και οι Φιλισταιοι υπηγαν εις τον τοπον αυτων.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.И возвратился Саул от преследования Филистимлян; Филистимляне же пошли в свое место.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.Тогава Саул се върна от преследването на филистимците; а филистимците отидоха на мястото си.
Bundan sonra Saul Filistlileri kovalamaktan vazgeçti. Filistliler de yerlerine döndüler.ויעל שאול מאחרי פלשתים ופלשתים הלכו למקומם׃