Yerlerine Ural ve Tom Tomsk yükselmiştir.Terrängen i Yernes y Tameza är kuperad.
Köyde birçok yerde eski yerleşim yerlerine ait kalıntılara raslanılmaktadır.Många äldre byggnader i området måste rivas.
Öğrenciler yerlerine oturdular.Учні сиділи на підлозі.
Yıllar boyunca grup üyeleri ayrılmış, yerlerine yeni üyeler gelmiştir.Деякі депутати, які були тимчасовими представниками, поступилися своїми місцями новообраним.
Toplam çalısanların yüzde 69’u iş yerlerine başka şehirlerden gelmektedir.69% гостей міста прибули із за кордону.
Bunlar 1708 yılındaki bir emirle eski yerlerine gönderildiler.Ці додані елементи були видалені в 1708 році.
Yerleşim yerlerine yakın yerlerde yaşarlar.Alții chiar și-au construit locuințe în apropiere.
Bu cıvatalar yerlerine sağlam montelenmiş olmayabilirdi.Aceste fisuri nu s-ar cunoaște să conducă undeva anume.
Bu dağlar üzerinde yerleşim yerlerine yakın tepelerde yayla yerleri kurulmuştur.Ettől délre a Kiziltasz-hegység (Кызылтас) az Akszoran-hegységgel (Ақсораң).
Şahinşah’ın üç erkek kardeşi Anadolu’nun değişik yerlerine dağılmıştı.A három fő hettita népcsoport Anatólia különböző régióiban élt.
Yerlerine çok bağlıdırlar.Nagyon helyhez kötött.
Öğrenciler yerlerine oturdular.Tanítványok szegődtek mellé.
Kalan beş anahtarı ise kontrol odasının farklı yerlerine saklamıştır.Az öt vendégszobában a rejtett ajtók a szolgák szálláshelyeihez vezettek.
Daha sonra Svenne ve Mårten gruptan ayrıldılar ve yerlerine Markus Andé ile Jonny Wranning geldi.Svenne ja Mårten lähtivät yhtyeestä ja heidät korvasi Markus Andé ja Jonny Wranning.
Yerlerine David Coverdale ve Trapeze'in basçısı Glenn Hughes geldi.Yhtyeeseen tulivat uusiksi jäseniksi solisti David Coverdale ja basisti-laulaja Glenn Hughes.
Toplam çalısanların yüzde 69’u iş yerlerine başka şehirlerden gelmektedir.Työvoimasta 69 % työskentelee kunnan ulkopuolella.
Birçok uzmanlar işten atıldı, yerlerine etkin işçiler tayin edildi.Store dele af arbejdet blev udført af arbejdsløse, som blev sendt dertil.
Ruhtaki hastalığın tedavi edilmemesi vücudun diğer yerlerine de sıçrar.Men dyrets øjne skrumper ikke når resten af kroppen gør.
Bu dağlar üzerinde yerleşim yerlerine yakın tepelerde yayla yerleri kurulmuştur.Bygdenavnet kommer av beliggenheten ved fjellet Kaldbakur (nå Kaldbakskambur).
Yerlerine David Coverdale ve Trapeze'in basçısı Glenn Hughes geldi.Dette er det første albumet der vokalist David Coverdale og bassist Glenn Hughes medvirker.
Bu, çinilerin yerlerine montaj kesitidir.Dette gjengir enkelt kinesiske livsidealer.
Yerlerine, insanoğlu tayin edilmiş, yeryüzünün sahipliği makamına getirilmiştir.Misalnya, manusia dapat mengerti mengenai bumi karena mereka menginjak bumi.
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.Tuy nhiên, chỉ mới năm sau (Canh Tý, 1780), thì lại cho lui về nơi cũ.
Lucy, Desmond’u Abstergo’dan kaçırıp onu gizlenme yerlerine götürür.Lucy trở lại và đưa Desmond ra khỏi Abstergo.
"Şehir hakları" yerleşim yerlerine kendi kendini yönetim hakkı tanınması anlamına gelmektedir."Quyền thành phố" có nghĩa là quyền tự quản.
Yerlerine, insanoğlu tayin edilmiş, yeryüzünün sahipliği makamına getirilmiştir.魔物 魔界の魔族が、地界のものを乗っ取ったもの。
Bu dağlar üzerinde yerleşim yerlerine yakın tepelerde yayla yerleri kurulmuştur.ぎざぎざのかみそりを背負った山々が、空に頭をそびやかしている。
I. Dünya Savaşı’ndan sonra yerleşim yerlerine elektrik verilmesinden sonra akvaryumlar daha da yaygınlaştı.第一次世界大戦の後、家庭に電気が普遍的に通されるようになるとともに、アクアリウムはより広く普及した。
Buna karşılık Sahra'nın bazı yerlerine arka arkaya 10 yıl yağmur düşmediği olur.沈没後何年もの間、リサーガムの沈没地点は不明であった。
Bunlar 1708 yılındaki bir emirle eski yerlerine gönderildiler.1708年の辞書にも収録された。
Caminin içinin aydınlatılması için duvarlarına ve çeşitli yerlerine sıralar hâlinde pencereler açılmıştır.しかしその後、住宅に光を取り込むため壁に窓をつけることが認められた。
Anne kocasının atadığı bakanları ihraç ettirerek yerlerine kendine yakın kimseleri atadı.其母亲聂其德,为聶緝槼与曾紀芬之女,曾國藩的外孫女。
Kalan beş anahtarı ise kontrol odasının farklı yerlerine saklamıştır.五人被带到派出所后分别关在了不同的审讯室。
14 Temmuzda, Hamas, Gazze Şeridi ve dışındaki İsrail yerleşim yerlerine qassam roketleriyle saldırdı.7月14日哈马斯又开始对加沙地带内外的以色列居民点进行卡桑火箭攻击,杀死一名以色列妇女。
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.다시 1708년(숙종 34년) 원래의 시호대로 회복되어 문충으로 다시 복작되었다.
French and Nelson daha sonra gruptan ayrılmış ve yerlerine Todd Roper ile Victor Damiani geçmiştir.פרנץ' ונלסון עזבו את הלהקה, והצטרפו במקומם ויקטור דמיאני וטוד רופר.
Yazları Sibirya'ya, kışları Asya'nın güney batı ılıman yerlerine göç ederler.בקיץ נודד העוף לסיביר וחורף בדרום מזרח אסיה.
Yerleşim yerlerine yakın yerlerde yaşarlar.ביישנים ליד אזורים מיושבים.
Bu kesilen sahneler sonraki VHS ve DVD baskılarında tekrar yerlerine konmuştur.הפרקים שודרו בשידור חוזר ברשת VH-1 ואף נמכרו בתקליטורי DVD ובקלטות VHS.
Öğrenciler yerlerine oturdular.Всички ученици остават.
Yıkılmış harabelere ve yerleşim yerlerine sahiptir.Обитава затънтени горски кътища и запустели места.
Bir kısım ahşap evler söküldü, yerlerine beton binalar oturtuldu.Там те изсичат част от гората и построяват своите къщи.
Birçok tarihi ve dini öneme sahip yapı yıkıldı ve yerlerine modern yapılar dikildi.Mnoge druge povijesne i vjerski značajne objekte zamijenile su moderne građevine.
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.Nakon minule ratne opasnosti, oko 1700. ili 1701. godine iznova su se vratili na svoja stara selišta.
Dünyanın en kurak yeridir, kıtanın bazı yerlerine 2 milyon sene yağmur yağmamıştır.Je to jedno z najsuchších miest na Zemi, v niektorých oblastiach neprší aj celé desaťročia.
Bitkilerde bulunuş yerlerine göre 3 çeşit meristem gözlenir.Glede na sestavo tal so na otokih razvidne tri vrste terena.
Mütesellimler bazen yerlerine bir vekil, "mütesellim vekili" tayin etmektedirler.Žodžiu adjunktas kartais verčiamas pranc. adjoint 'asistentas, padėjėjas'.
Kelimeler cümledeki kullanım yerlerine göre anlam kazanırlar.Žodžių tvarka sakinyje tiesiogiai priklauso nuo jo pobūdžio.
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.1807 m. pasibaigus prūsų valdymui, kryžiai buvo sugrąžinti į senąją vietą.
İlk sorgusunda topların yerlerine sabitlendiğine ve mürettebatın ayık olduğuna şahitlik eder.Algse ülekuulamise käigus ta vandus, et kahurid olid korralikult kinnitatud ja meeskond kaine.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.그런데 12시간에서 24시간 후에 자기 스스로 염색체를 재조립해 복구시켰습니다.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12-24 órával később pontosan ugyanolyanná állt össze, mint amilyen volt.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 - 24 tuntia myöhemmin se on koonnut itsensä ennalleen.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 à 24 heures plus tard, il s'est réparé exactement comme il était auparavant.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 a 24 horas mais tarde, foi reconstituído tal como era antes.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 bis 24 Stunden später, hat sich alles wieder so zusammengefügt wie es war.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 ot 24 uur later zette hij het weer in elkaar, precies zoals het eerst was.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 până la 24 de ore mai târziu, l-a pus din nou laolaltă asa cum era la inceput.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 sampai 24 jam kemudian, dia sudah menggabungkannya persis seperti semula.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 με 24 ώρες μετά το συναρμολογεί ξανά, ακριβώς όπως ήταν πριν.