Ana içeriğe geç
Sözlük

yerlerinden ile cümle

yerlerinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.남 카욘자에서 400,000명의 사람들이
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi. Ekibimiz esas olarak yaklaşık 400,000 kişiden oluşuyor.là một trong những nơi nghèo nhất ở Rwanda, với một nhóm gồm 400000 người
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.שהוא האחד האזורים העניים ברואנדה,
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.التي هي أحد أفقر المناطق في رواندا،
Bu bölge Ruanda'nın en yoksul yerlerinden birisi.もともと約40万人が暮らしていた場所です
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.A jeźli nie odstępował obłok, nie ruszali się aż do dnia, którego odstępował.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.A keď sa nedvíhal oblak, nehnuli sa, až do dňa, keď sa zase zdvihol.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.còn nếu áng mây không ngự lên thì họ cũng không đi , cho_đến ngày nào áng mây ngự lên .
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.còn nếu áng mây không ngự lên thì họ cũng không đi, cho đến ngày nào áng mây ngự lên.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Et quand la nuée ne s`élevait pas, ils ne partaient pas, jusqu`à ce qu`elle s`élevât.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Ha pedig a felhõ nem szálla fel, õk sem indulának el, míg csak fel nem szálla.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.구름이 떠오르지 않을 때에는 떠오르는 날까지 발행하지 아니하였으며
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Maar als de wolk op de tabernakel bleef, bleven ook de Israëlieten waar zij waren.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Men når skyen ikke løftet sig, brøt de ikke op, men ventet til den dag den atter løftet sig.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Mutta milloin pilvi ei kohonnut, he eivät lähteneet liikkeelle, ennenkuin sinä päivänä, jona se taas kohosi.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.og når Skyen ikke løftede sig. brød de ikke op, men ventede, til den atter løftede sig.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Pakli se neodnášel oblak, nehýbali se až do dne, v němž se zdvihl.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.pero si la nube no se levantaba, no partían hasta el día en que ella se levantaba
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.se a nuvem, porém, não se levantava, não caminhavam até o dia em que ela se levantasse.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Se la nube non si innalzava, essi non partivano, finché non si fosse innalzata
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Şi cînd nu se ridica norul, nu porneau, pînă ce nu se ridica.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Tetapi kalau awan itu tidak naik, mereka tidak berangkat dari situ
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.Wenn sich aber die Wolke nicht aufhob, so zogen sie nicht bis an den Tag, da sie sich aufhob.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.αν ομως η νεφελη δεν ανεβαινε, τοτε δεν εσηκονοντο μεχρι της ημερας της αναβασεως αυτης.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.если же не поднималось облако, то и они не отправлялись в путь, доколе оно не поднималось,
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.но ако облакът не се дигаше, тогава не тръгваха до деня на вдигането му.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.ואם לא יעלה הענן ולא יסעו עד יום העלתו׃
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.وان لم ترتفع السحابة لا يرتحلون الى يوم ارتفاعها.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.雲 彩 若 不 收 上 去 、 他 們 就 不 起 程 、 直 等 到 雲 彩 收 上 去
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.雲彩 若 不 收 上去 、 他 們 就 不 起程 、 直 等到 雲彩 收 上去
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.전 세계로부터의 300가지가 넘는 응모작을 통해 저는 제 작은 보석함을 얻었습니다.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Aus über 300 Einsendungen aus aller Welt habe ich mein eigenes kleines Schmuckstück kreiert.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Avec plus de 300 offres du monde entier, je l'ai eu, ma boite a bijoux.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Com mais de 300 financiadores em todo o mundo, consegui ter a minha "pequena caixa de jóias".
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Cu aproape 300 răspunsuri din toată lumea, am reușit să-mi fac o mică bijuterie.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Dengan lebih dari 300 masukan dari seluruh dunia, saya mendapatkan kotak perhiasan itu.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Dzięki 300 odpowiedziom z całego świata mam piękne mieszkanko.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Fra oltre 300 offerte da tutto il mondo l'ho trovato: un piccolo gioiellino tutto per me.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Med mer än 300 bidrag från över hela världen fick jag mitt eget lilla smyckeskrin.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Med over 300 forslag fra hele verden fik jeg det, mit eget lille smykkeskrin.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Met meer dan 300 inzendingen van over de hele wereld kreeg ik mijn eigen kleine juwelendoosje.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Recibimos más de 300 sugerencias de todo el mundo, Y lo conseguí, mi pequeña joya.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.S preko 300 idejami z vsega sveta sem dobil svojo škatlico za dragulje.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.S více jak 300 příspěvky z celého světa jsem to dokázal, vytvořit si své hnízdečko.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Több mint 300 javaslat érkezett a világ minden pontjáról, és végül kész lett, a saját kis ékszerdobozom.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Với hơn 300 ý kiến đóng góp từ khắp thế giới, tôi đã có nó, chiếc hộp nhỏ quý báu của tôi.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Yli 300:n ympäri maailmaa tulleen vastauksen avulla, sain sen, ikioman pienen korurasiani.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Z asi 300 položiek z celého sveta som to našiel, moju vlastnú malú šperkovničku.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.Με περισσότερες από 300 συμμετοχές απ' όλο τον κόσμο, απέκτησα τη μικρή μου κοσμηματοθήκη.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.З більш ніж 300 дописів з усього світу, я знайшов її, мою власну маленьку скарбничку.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.С над 300 заявки от цял ​​свят, го получих, моето малко бижу.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.עם יותר מ300 כניסות מרחבי העולם, קיבלתי את תיבת התכשיטים האישית שלי.
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.وبعد تفقد 300 اقتراح من حول العالم توصلت إلى الحل
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.來之全球300多個方案, 我終於揾到一個完美方案。
Dünyanın çeşitli yerlerinden 300 kişinin de katılımıyla minik mücevher kutuma kavuştum.私だけの宝石箱ができあがりました 55平米ではなく
Elini uzatır uzatmaz, pusudakiler yerlerinden fırlayıp kente girdiler; kenti ele geçirip hemen ateşe verdiler.그 손을 드는 순간에 복병이 그 처소에서 급히 일어나 성읍에 달려 들어가서 점령하고 곧 성읍에 불을 놓았더라
Elini uzatır uzatmaz, pusudakiler yerlerinden fırlayıp kente girdiler; kenti ele geçirip hemen ateşe verdiler.Vừa giơ tay lên , binh_phục lập_tức đứng_dậy khỏi chỗ mình núp mà chạy vào thành , chiếm lấy và phóng_hỏa nó .
Elini uzatır uzatmaz, pusudakiler yerlerinden fırlayıp kente girdiler; kenti ele geçirip hemen ateşe verdiler.Vừa giơ tay lên, binh phục lập tức đứng dậy khỏi chỗ mình núp mà chạy vào thành, chiếm lấy và phóng hỏa nó.
Elini uzatır uzatmaz, pusudakiler yerlerinden fırlayıp kente girdiler; kenti ele geçirip hemen ateşe verdiler.והאורב קם מהרה ממקומו וירוצו כנטות ידו ויבאו העיר וילכדוה וימהרו ויציתו את העיר באש׃
Elini uzatır uzatmaz, pusudakiler yerlerinden fırlayıp kente girdiler; kenti ele geçirip hemen ateşe verdiler.فقام الكمين بسرعة من مكانه وركضوا عندما مدّ يده ودخلوا المدينة واخذوها واسرعوا واحرقوا المدينة بالنار.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod