2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Я побував в таких місцях, як Газа, в період воєнних дій в 2009 році.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Я побывал в таких местах, как Газа в период войны в 2009.
[2-(-3)]/11 olacak. x gördüğümüz yerlere daha önce de yaptığımız gibi -3 yerleştireceğiz. -(2−ー3)/11 これは、2 + 3 に等しいです。
[2-(-3)]/11 olacak. x gördüğümüz yerlere daha önce de yaptığımız gibi -3 yerleştireceğiz. -رأينا x، نقوم باستبدالها بـ -3 (2 - -3) / 11
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.온도가 1도 정도 되는 1600미터 깊이로 잠수한다.
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.É por isso que os vemos à superfície — lá em baixo faz tanto frio.
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.Puis ils atteignent les 600 mètres et
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.Sie loten die Tiefen bis 600 m aus, bei Temperaturen bis zu 1°C.
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.Ze dalen af tot 600 meter, in een temperatuur van 1ºC.
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.הם חוקרים את המעמקים עד לעומק של 600 מטרים, בטמפרטורה של מעלה אחת (צלזיוס),
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.انهم راسيا في أعماق وصولا الى 600 متر، في درجات الحرارة إلى درجة مئوية واحدة،
600 metre derinliğe kadar gidebiliyorlar, yani ısının bir derece olduğu yerlere.とても冷たいので海面で日光浴をするんです
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.Ik ben ook op plekken geweest in de VS. Ik weet dat meisjes in dit land ook wensen hebben.
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.저는 미국의 여러곳을 둘러보며 이 나라의 소녀들도 소원을 가지고 있다는 것을 배웠지요.
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.Έχω πάει και σε διάφορα μέρη στις Η.Π.Α., και ξέρω ότι και σε αυτή τη χώρα τα κορίτσια έχουν επιθυμίες.
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.Я посетила много уголков США и знаю, что у девочек в этой стране тоже есть желания.
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.ביקרתי גם במקומות בארצות הברית, ואני ערה לכך שלנערות בארץ הזו יש גם משאלות,
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.قد كنت كذلك في أماكن داخل الولايات المتحدة وأعرف أن الفتيات في هذه البلاد لديهم أمنيات كذلك
ABD'de çeşitli yerlere gittim ve biliyorum ki bu ülkenin kızları da hayaller kuruyor.この国の少女たちも 願いがあることを知っています ブロンクスの少女の よりよい生活への願い
Afrika kıtası doğal kaynaklarına baktığınızda başka yerlere para kazandırıyor olmalı ...El continente africano, cuando ves sus recursos, debería dar aportes a otros lugares...
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Certo si sono diffusi anche altrove in Africa, dove ci saranno state altre forme umane precedenti.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Dann breitete er sich in Afrika aus, wo es natürlich auch frühere Menschenformen gab.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.De spreds över Afrika också, naturligtvis, och det fanns äldre, tidigare former av människor där.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.De spredte sig selvfølgelig også over Afrika, og der var ældre, tidligere menneskeformer der.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Elterjedtek Afrikában is, természetesen, és voltak idősebb, korai emberformák is ott.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Họ đã rải rác khắp nơi trong lục đại này, và có những dạng người cũ hơn, già hơn đã ở đó.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.아프리카 안의 다른 부분으로도 물론 퍼져갔을 것이고 아마도 그곳에서 살던
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Mereka juga tentu saja menyebar di seluruh Afrika dan ada bentuk manusia yang lebih tua di sana.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Rozprzestrzenili się także oczywiście po Afryce, a tam były starsze, wcześniejsze formy ludzi.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Rozšířili se samozřejmě také v celé Africe, kde byly také starší, původnější formy lidí.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.S-au răspândit de-a lungul Africii, bineînțeles, dar existau și forme mai timpurii de oameni acolo.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Se esparcieron por África, claro, y había allí formas humanas más viejas, más tempranas.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Também se espalharam por África, claro, e existiam por lá formas anteriores de humanos.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Ze verspreidden zich natuurlijk ook over Afrika en er waren daar ook nog oudere, eerdere vormen van mensen.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Εξαπλώθηκαν σε όλη την Αφρική, φυσικά, και υπήρχαν παλαιότερες μορφές των ανθρώπων εκεί.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Они распространились также по всей Африке и, конечно, и там были более древние, ранние формы людей.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.Разпространили са се в Африка и разбира се, там е имало и други ранни форми на древни хора.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.הם התפשטו גם לרוחבה של אפריקה, כמובן, והיו שם מיני אנשים קדמוניים יותר.
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.ومن ثم انتشر عبرها وكان هناك في ذلك الاثناء جماعات من الفصائل الاولية للبشر
Afrika üzerinden tabi başka yerlere, daha eski insan türlerinin olduğu yerlere de yayıldılar.そこには古代人もいました そして別の地域でも交配したように
Al, kullan, ne istersen onu yap, Doktor'u televizyonda götüremediğimiz yerlere götür."- È tua, usala, facci quello che vuoi, porta il Dottore dove non possiamo in TV.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Aztán visszahozták és bekeretezték őket.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Doniesli ich naspäť a zarámovali ich.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Ellos las traerían de regreso y las enmarcarían.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Họ phải đem về và gắn chúng lại.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Ils les ramenaient et les encadraient.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.그들은 그걸 다시 가져와서 꽂곤 했죠.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Le portavano e le montavano.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Mereka akan membawanya kembali dan menempelkannya.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Pak je přivezli zpátky a vystavili.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Przywozili je z powrotem i oprawiali.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Sie sollten sie zurückbringen und einrahmen lassen.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Trebuiau să le aducă înapoi și să le monteze.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Ze zouden die terugnemen en opzetten.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Θα τις έφερναν πίσω και θα τις τοποθετούσαν.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Вони привезли їх назад і підняли їх.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.Им нужно было привезти их обратно и вставить в рамку.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.הם החזירו ומסגרו אותם.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.وسيقومون بإرجاعها وحفظها.
Amaçları geri gelince onları bir yerlere asmaktı.それでこの旗は実際に月まで行き