Ayrıca kutsal yerlere serbestçe girişin garantisini verdi.聖域への通行許可証としての役割も果たしていた。
Eskiden yaylaya göçen köylüler konakladıkları yerlere bir isim vermişler.地名はかつてこの地方を治めていたクマン人にちなむ。
Hadi ama, her zaman sızlanmayı bırak artık, bir yerlere gidelim de havan değişsin.さあ、いつまでもめそめそしていないで、気分転換にどこか行こうよ。
Ancak geri dönülerek başka yerlere gidilebilir.不过,他们可能来自其他地方。
Gor gezegeninde uzak yerlere gitmek isterseniz bir Tarn edinebilirsiniz.如果你们想让匈牙利人越过多瑙河,那么让他们来吧。
Anıların izini sürerek yaşadığı yerlere gider.他们一同来到富永寻找记忆的地方。
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.協助病人在涼快的地方休息。
Kocasıyla farklı yerlere seyahat etti.他與女兒夫妻一起在全世界各地旅行著。
Ana karakterler onu sadece yanlarından geçerken veya başka yerlere giderken görür.以至於行人來往,只能以目光、眼神來示意。
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.結果是它能留在所需要的相對位置點上。
Bu konudaki düşüncesi şöyleydi: "Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar.둘째는 묶어 간략히 하는 이치이니, 계경에, ‘이와 같은 온갖 것을 간략히 하여 한 무더더기로 한다’라고 하는 말씀과 같다.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.네가 그 자리에 오를 수 있었던 비결.
Her göz aynı anda değişik yerlere bakabilir.서로 다른 영역을 동시에 응시할 수 없다.
Pupasyon (puplaşma) için daha kuru yerlere göç ederler.과산화 바륨에 황산을 작용시켜 얻는다.
Farklı yerlerinden yaralanan düşmanların tepkileri, vuruldukları yerlere göre değişiklik gösterir.적도 수렴대의 위치 변화는 적도에 위치하는 여러 나라의 강우에 많은 영향을 미친다.
Böylece türlerin ilk yaşamaya başladığı yerlere gen merkezi (çıkış merkezi) adı verilir.술성현(戌城縣)은 지금의 대곶면과 양촌읍 지역으로 처음 이름은 수이홀(首爾忽)이다.
Onların boşalttıkları yerlere ise bugünkü Kırıntılıların ataları yerleşmiştir.기제손서(寄諸孫書):여러 손자들에게 보내는 유서 오늘의 내 화(禍)는 진실로 면하기 어려운 줄로 안다.
Toplantıdan sonra saldırıya hazır bir biçimde önceden kararlaştırdıkları yerlere dağıldılar.בתום הפגישה התייצבו במקומות שהוכנו מראש כהכנה לתקיפה.
Her göz aynı anda değişik yerlere bakabilir.במצב זה יכולים להיות למחשבות יעדים שונים בו זמנית.
Örgüt günümüzde Tokyo'da Yamaguçi-gumi'ye ait olmayan yerlere bile baskın yapıyor.כיום האזור נכלל בתוך מחוז אסוסה שמדינת בנישנגול-גומאז שבאתיופיה.
Asla dakik değildir ve her zaman bir yerlere geç kalır.הזמן האובייקטיבי אינו קבוע בכל מקום ובכל מצב.
Sonraları ise imaretler sadece yemek verilen yerlere dönüşmüşlerdir.Творителен и местен падеж се употребяват само след определени предлози.
İnsanların toplaştığı yerlere örnek askeriye ve okullar olabilir.Примерите за групи от хора, събрани на едно място включват хората в армията или в училищата.
Ritmi duyar duymaz başka bir yerlere ışınlandım.При бавна скорост и при престой не се е забелязвал никакъв шум.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.Те са изоставени след като са завършили целите, за които са създадени.
Asla dakik değildir ve her zaman bir yerlere geç kalır.Той все не намира подходящ текст и постоянно отлага.
Geçtiği yerlere korku salar.Gradovi kroz koje prolazi.
İnsanların toplaştığı yerlere örnek askeriye ve okullar olabilir.Primjeri okupljanja odnose se na, primjerice, skupine osoba u vojsci ili školama.
Onları kullanılacakları yerlere, ölçümler yapmak ve sonuçları analiz etmek için yerleştirirdim.Željela sam vidjeti kako me percipiraju i kako stručnjaci ocjenjuju ono što radim.
Hayvanlar yakalanıp insani yerleşimden uzak yerlere bırakılır.Uhvaćene životinje su preseljene u unutrašnjost.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.Među njima i djevojkama u vrtu se razviju ljubavne veze, koje Hasan, naravno, iskorištava.
İsyancılar, Tahiti ya da Pitcairn Adası üzerinde çeşitli yerlere yerleştiler.S Tahitija pobunjenici odlaze na otok Pitcairn.
İnsanlar çoğalırlar ve sonunda diğer yerlere dağılmaları gerekir.Tamo se ponovo razdvoje i završe na različitim mjestima.
Bu şehirden sürgün edilmiş olanların bir kısmı başka yerlere gittiler.Niektoré z nich boli na ostrov prevezené z iných miest.
İnsanlar çoğalırlar ve sonunda diğer yerlere dağılmaları gerekir.Staré zanikajú a na iných miestach sa vytvárajú nové.
Ayrıca kutsal yerlere serbestçe girişin garantisini verdi.Do svätej omše zaviedol ofertórium.
Hayvanlar daha çok otlak yerlere götürülüp otlatılır.Živalim je treba pustiti dovolj prostora, da se lahko umaknejo.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.Reševal je vse probleme, ki so mu jih postavljali.
Akşam bir yerlere gitme plânlarına kaldıkları yerden devam ederler.Zvečer so prišli k zapuščenemu gradu, kjer so hoteli prenočiti.
İsyancılar, Tahiti ya da Pitcairn Adası üzerinde çeşitli yerlere yerleştiler.Uporniki se na drugi strani ustalijo s svojimi tahitijskimi ženami in naselijo otok Pitcairn.
Bazı kurtarıcılar yahudileri tehlikeli yerlerden daha az tehlikeli yerlere kaçmalarına yardım etti.Nekateri izraelski Druzi se pritožujejo, da njihove vasi dobivajo manj podpore kot judovske naselbine.
Birçok turistik ve tarihi yerlere sahiptir.Yra daug muziejų ir istorinių vietų.
Ama yerlere çöp atmayın.Ära tooda prügi.
Ana karakterler onu sadece yanlarından geçerken veya başka yerlere giderken görür.Esijalad on sirged, kui vaadata neid tagant või eest.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Am fost în locuri ca Gaza în timpul războiului din 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Bol som na miestach ako Gaza počas vojny v 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Fui a lugares como Gaza. durante a guerra, em 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Fui a lugares como Gaza durante la guerra en 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Ich habe beispielsweise den Gaza-Streifen während des Krieges im Jahre 2009 besucht.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Ik ben naar plekken als Gaza geweest tijdens de oorlog in 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Jag har varit på ställen som Gaza under kriget 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Jel jsem do míst, jako je Gaza, během války v roce 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Je suis allé dans des endroits comme Gaza pendant la guerre de 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Más helyekre is elmentem, Gázába a 2009-es háború alatt.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Podczas wojny w 2009 pojechałem do takich miejsc jak Gaza.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Saya pergi ke tempat-tempat seperti Gaza selama perang di tahun 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Sono stato in luoghi come Gaza durante la guerra nel 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Tôi đã đi tới nhưng nơi như Gaza trong cuộc chiến tranh năm 2009.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Επισκέφθηκα διάφορα μέρη όπως τη Γάζα το 2009 κατά τη διάρκεια του πολέμου.
2009'da savaş sırasında Gaza gibi yerlere gittim.Отидох до места като Газа, по време на войната през 2009 година.