Bitkileri kolayca kapalı yerden açık yerlere taşıyabilmeye yarar.ويتم نقل الآلات بسهولة على شاحنات من موقع إلى موقع.
Eğer Kurban Bayramıysa, ilk gün kurbanlar kesilir ve hemen dağıtılacak yerlere teslim edilir.Se isso não é sobre paixão, você está morto no dia que abrir as portas.
Yapışkan yumurtalarını göl kıyısında kumluk ve çakıllık yerlere bırakırlar.Eles costumam colocar seus ovos em locais rochosos perto da água.
Aynı mektup, ilgili öteki yerlere de gönderildi.A mesma questão foi concebida em outros sítios.
Bu sopa ağrı-sızı olan yerlere vurulursa ağrıların geçeceğine inanılır.Tais fotos que iriam para o livro This Is Gonna Hurt.
Hayvanlar daha çok otlak yerlere götürülüp otlatılır.Deste modo, as espécies mais sensíveis desaparecem dos locais mais poluídos.
Kökeni belli insanların kurdukları yerlere verdikleri addır.Encantaria também pode se referir aos lugares onde tais entidades vivem.
Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise farklı yerlere fetih düzenleyeceği görüşündeydi.Vários livros e filmes procuram retratar como seria este mundo extracorpóreo.
Kuyruğundan bir yerlere tutunup sallanmayı sever.Adoram aprisionar as pessoas numa colcha.
Bu da doğru parçaları doğru sırayla doğru yerlere koymayı epey zorlaştırır.Isso é simplesmente uma questão de fazer multiplicação escalar no lado correto.
Suya yakın yerlere bağımlı değildir.De nabijheid van water is niet vereist.
Sonraları ise imaretler sadece yemek verilen yerlere dönüşmüşlerdir.Overeenkomstig hebben de laatste ribben slechts enkelvoudige ribkoppen.
Gündüzleri bitkilerin sık olduğu yerlere girip saklanırlar.Ze houden zich overdag vaak op in planten.
Asla dakik değildir ve her zaman bir yerlere geç kalır.Nooit te vroeg en nooit te laat.
İnsanların toplaştığı yerlere örnek askeriye ve okullar olabilir.Voorbeelden van zulke groepen zijn het leger en scholen.
Ağır süvari'nin açık alanda yapılan savaştaki üstünlüğü, müstahkem yerlere karşı bir anlam ifade etmiyordu.Het overwicht van zware cavalerie in het open veld was nutteloos tegen versterkingen.
Bitkileri kolayca kapalı yerden açık yerlere taşıyabilmeye yarar.Door de uitlopers kan het makkelijk open plekken opvullen.
Filmin çekimlerinin gerçekleştirileceği yerlere karar verildi.Ten eerste werden de locaties van de film bepaald.
Köy, daha önce 2 kez daha farklı yerlere kurulmuş fakat yer değiştirmek zorunda kalmıştır.De kansel wisselde twee maal van plaats en werd daarbij steeds omgebouwd.
Çetenin graffitileri Berlin çapında çoğu yerlere dağıtılmıştır.De Fernsehturm is vanuit de meeste punten in Berlijn te zien.
Farklı yerlerinden yaralanan düşmanların tepkileri, vuruldukları yerlere göre değişiklik gösterir.Vijanden reageren verschillend afhankelijk van waar de kogel hun raakt.
Mary Poppins'le olduğunuzda hiç hayal etmediğiniz yerlere gidersiniz."Dan komt er op een dag ineens vanuit het niets Mary Poppins aanvliegen.
Ama yerlere çöp atmayın.Laat geen afval achter.
Böylece türlerin ilk yaşamaya başladığı yerlere gen merkezi (çıkış merkezi) adı verilir.Dochodząc do nich, początkujący adepci (muridzi) osiągali stany duchowe zwane hal.
Suya yakın yerlere bağımlı değildir.Nie jest zależny od wody.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.Radził sobie na stanowiskach, które mu powierzano.
Orta Dünya'dan gelen bu halkın yaşadığı yerlere Eldamar denmiştir.Który z wojów przybył tutaj do tego kraju ludzi?
Araba ağaçlara çarpmış, bavulları yerlere saçılmış vaziyettedir.Uchodźcy poruszają się pieszo, z bagażem na plecach.
Küçüklüğünden beri kitaptaki yerlere gitmenin hayalini kurar.Od dzieciństwa wykazywała zamiłowanie do książek.
Çoğu 12 Şubat 1948'de Allahabad'da Sangam'a döküldü ama bazıları gizlice başka yerlere gönderildi.De flesta jordfästes vid Sangam i Allahabad den 12 februari 1948 men några gömdes undan.
Kırmızı abajurun ortaya çıktığı yerlere ve zamana dikkat edin.Lägg märke till situationer där den röda lampskärmen förekommer.
Çok sayıda nemf türü vardır ve bunlar yaşadıkları yerlere göre ayrı adlar alırlar.Den har många skiftande namn, kanske för att den finns på så många ställen.
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.Arterna inom familjen lever uteslutande på varmare platser.
Ancak geri dönülerek başka yerlere gidilebilir.Övriga möten kan ske var som helst.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.Det var dock restriktioner vart de fick åka.
Alcina'nın büyülü sarayı harabeye döner ve Morgana yerlere kapanıp kalır.Чарівний палац Алчіни розвалюється, а вона і Моргана провалюються крізь землю.
Bu tarlalar kendi içlerinde de bulundukları yerlere göre adlandırılmışlardır.Про це свідчать назви місцевостей, згадувані в його творах.
Suya yakın yerlere bağımlı değildir.Не віддаляються далеко від води.
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.Представники порядку проживають по всьому світу за межами холодних областях.
Alcina'nın büyülü sarayı harabeye döner ve Morgana yerlere kapanıp kalır.Alcinin kouzelný palác se rozpadne v prach a ona sama s Morganou se propadají do země.
Böylece türlerin ilk yaşamaya başladığı yerlere gen merkezi (çıkış merkezi) adı verilir.A na počátku osídlování byly zajisté i Počátky, odtud si lze vysvětli i název Počátky.
Küçüklüğünden beri kitaptaki yerlere gitmenin hayalini kurar.Od dětství tíhla ke knihám.
Daha sonra ölen bazı şairlerin Chaucer'e yakın yerlere gömülmeleri ile oraya şairler köşesi denildi.Další umělci byli pohřbeni v okolí hrobu Chaucera a tak bylo toto místo pojmenováno jako Poets' Corner.
Farklı etkinlikler için bu yerlere sıkça rastlanan çeşitli kafe ve mekan türleri vardır.V aktivním místě se často nachází různé kofaktory a prostetické skupiny.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.A navázal tam, kde skončil.
Ancak geri dönülerek başka yerlere gidilebilir.Vysvětlení však může být jinde.
Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz.Byli v místech, která nelze ani přeplout ani přejít nohama.
Kırmızı abajurun ortaya çıktığı yerlere ve zamana dikkat edin.Kryt valbový, červené eternitové šablony.
Kocasıyla farklı yerlere seyahat etti.Často se svým otcem jezdila na různé cesty.
Çünkü bunlar bu depolardan, gerekli yerlere sevk edilememişti.Za tyto zapůjčené prostory navíc nemuselo platit nájem.
Babil tableti YBC 7289, beş adet ondalık yerlere bir doğru √2 yaklaşma değeri vermektedir.Tăblița babiloniană YBC 7289 dă o aproximare a lui √2 cu 5 cifre zecimale.
İkincil duyaçların(sensörlerin) en büyük avantajı ulaşılamayan yerlere ulaşabilme yeteneklerinin olmasıdır.Un beneficiu major al senzorilor extrinseci este abilitatea lor de a ajunge în locuri altfel inaccesibile.
İnsanların toplaştığı yerlere örnek askeriye ve okullar olabilir.Exemple de colectivități includ armata sau școlile.
Daha çok sahafların bulunduğu mekanlarda herkesin görebileceği yerlere bırakılıyordu.Sunt convins că printre noi erau destui securiști care observau tot ce se întâmplă.
Kırmızı abajurun ortaya çıktığı yerlere ve zamana dikkat edin.Observați aparițiile lămpii cu abajur roșu.
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.De aceea, el trebuie să ajungă în acel loc în care să-l făurească.
Ama yerlere çöp atmayın.Nu te retrage în colțuri.
Zira her 5 dakikada bir gezdiği yerlere dışkı bırakırlar.Cicliștilor li se deduceau puncte pentru fiecare cinci minute pierdute.
Çift vuruldu, birkaç mermi ise farklı yerlere isabet etti.Unul dintre ei era beat; a tras câteva gloanțe în perete.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.Oliver Hardy dansează împreună cu cineva și este arătat din spate.