Kocasıyla farklı yerlere seyahat etti.Mit ihrem zweiten Mann reiste sie viel.
Gelen öğretmenler de kısa bir süre kalmış, başka yerlere tayin aldırmışlardır.Es werden nur wenige Äste gebildet die ausgebreitet stehen, und an den Enden benadelt sind.
Lens Blur özelliği fotoğrafın odak noktası dışındaki yerlere bulanıklık verebiliyor.Klara Blum verlässt einsam den Ort des Geschehens.
Sık sık Türkiye, Saygon gibi egzotik yerlere seyahatlere çıktı.Kritisiert wurden ebenfalls häufige Flüge in seinen Heimatstaat Oklahoma.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.Le Docteur et Amy tombent l'un près de l'autre et sont découverts par Harvey, un autre survivant de l'Alaska.
Babil tableti YBC 7289, beş adet ondalık yerlere bir doğru √2 yaklaşma değeri vermektedir.La tablette YBC 7289 fournit une approximation de √2 précise à six décimales près.
Hayvanlar yakalanıp insani yerleşimden uzak yerlere bırakılır.Les animaux sont capturés et déplacés vers une autre zone.
Sizin ayağınıza da düşebilir, başka yerlere de konabilir.Je pourrais ajouter, et au pied.
Bu sayede güç daha uzak yerlere daha ekonomik bir şekilde dağıtılır oldu.En contrepartie l'autorité militaire recevra un terrain un peu plus éloigné.
Karbonhidratları üretildikleri ya da depolandıkları yerlerden kullanıldıkları yerlere doğru taşırlar.Ils stockent dans des dépôts cachés des armes qu'ils ont trouvées ou fabriquées eux-mêmes.
Ancak geri dönülerek başka yerlere gidilebilir.Les morts devront aller ailleurs.
Ama yerlere çöp atmayın.Ne pas arroser sur les feuilles.
Birkaç türü bu yerlere adapte olmuştur.Toutefois, diverses espèces sont adaptées à ces conditions.
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.Il pourrait plutôt s'agir des lieux jusqu'où va son influence.
Kuşlar uzak yerlere uçarlar.Los pájaros vuelan distancias largas.
Haritaya bakıp bazı yerlere işaret koydu.Miró el mapa y señaló algunos lugares.
Umarım hayat seni en güzel yerlere götürür.Espero que la vida te lleve a los lugares más hermosos.
Aile dinamiği, Homer ile Lisa arasındaki ilişki gibi yerlere düşmeye başlıyor." dedi.La dinámica de la familia comienza a encajar, además de la relación entre Homer y Lisa".
Bir akşam Lily, Nina'nın kapısını çalar ve dışarı bir yerlere oturmak için davet eder.Una noche, Lily aparece en el apartamento de Nina para invitarla a salir.
Babil tableti YBC 7289, beş adet ondalık yerlere bir doğru √2 yaklaşma değeri vermektedir.La tablilla babilónica YBC 7289 da una aproximación de √2 con una exactitud de cinco posiciones decimales.
Doktor ve Amy birbirine yakın yerlere düşerler ve Alaskada kurtulanlardan olan Harvey tarafından bulunurlar.El Doctor y Amy aterrizan cerca uno del otro, y les encuentra Harvey, otro superviviente del Alaska.
Sizin ayağınıza da düşebilir, başka yerlere de konabilir.Puede aterrizar en cualquier lugar y lo hace a tus pies.
Asla dakik değildir ve her zaman bir yerlere geç kalır.Asegura que llega siempre tarde a todas partes.
Her göz aynı anda değişik yerlere bakabilir.Sus ojos nunca están mirando al mismo lugar al mismo tiempo.
Çandıkların bir bölümü daha sonraki dönemlerde bulundukları bölgeden ayrılıp başka yerlere göç etmişlerdir.Seguían a los rebaños, trasladándose a otros lugares donde pudieran pastar.
Ancak geri dönülerek başka yerlere gidilebilir.Aun así, se pueden conseguir a través de otros lugares.
Türkçe gibi bazı dillerde soru kelimeleri cümle içerisinde farklı yerlere taşınabilir.Se puede decir, pues, que como en todos los idiomas cada palabra tiene su propia área.
Sulak olmayan yerlere verildiği de olur.Puede llegar a lugares inaccesibles.
Kocasıyla farklı yerlere seyahat etti.Viajó con su marido por varias provincias de Oriente.
Buna göre lambalar caddeye bakan pencerelere ya da kapıya bakan yerlere kurulur.Por esto, las luminarias se ubican en una ventana prominente o cerca de la puerta que da a la calle.
Hayvanlar yakalanıp insani yerleşimden uzak yerlere bırakılır.Los animales se mantienen alejados de las viviendas familiares.
Bu bölgelerin dışında kalan yerlere ise "Hassas Olmayan Bölge" denir.Los territorios que no han sido incorporados se designan «no incorporados».
Kamu binaları yangın öncesinde bulundukları yerlere yeniden kuruldu.Se restaura a semejanza del antiguo palacio antes de su incendio.
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.I suoi movimenti sono impacciati in luoghi freddi.
Babil tableti YBC 7289, beş adet ondalık yerlere bir doğru √2 yaklaşma değeri vermektedir.La tavoletta "YBC 7289" fornisce un'approssimazione di radice di 2 accurata alla quinta cifra decimale.
Yaşı küçük olan suçluların koyuldukları yerlere ıslahevi denir .Si deve ridurre al minimo il numero di quelli che sono definiti crimini.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.Essi poi si recavano nella città dov'erano stati destinati.
Belde halkının çoğu tarım işçisi olarak başka yerlere mevsimlik olarak gitmektedir.La maggior parte dei membri della tribù vive altrove per trovare lavoro.
Suya yakın yerlere bağımlı değildir.Non è dipendente da fonti d'acqua.
Ama yerlere çöp atmayın.Non accettare le pūjā.
Kocasıyla farklı yerlere seyahat etti.Она также путешествовала с мужем по различным провинциям.
Birkaç türü bu yerlere adapte olmuştur.Эти племена по-разному адаптировались к данной местности.
Gittikleri yerlere "Döğer" ya da "Beydili" isimlerini vermişlerdir.У них есть так называемые "мозговые центры" или "главы".
Onların boşalttıkları yerlere ise bugünkü Kırıntılıların ataları yerleşmiştir.В этот день поминали умерших родителей.
Aynı zamanda ihtiyaç duyulduğunda çok uzaktaki yerlere de taşınabilir.При необходимости их можно передвинуть на другое место.
Ama yerlere çöp atmayın.Не допускай изъянов в своей позиции.
Ayrıca yapıldıkları yerlere göre de sınıflandırılmaktadırlar.Они разделялись на классы сообразно с тем, какие места населяли.
Kökeni belli insanların kurdukları yerlere verdikleri addır.Приносят счастье тому, на кого они сядут.
Ve onlar için hazırladığın yerlere kaçtılar.И они становились духами-хозяевами тех мест, куда они падали.
Hayvanlar daha çok otlak yerlere götürülüp otlatılır.У животных имеются общие места для испражнений.
Pek çok insan o yerlere inançlarını kapatıp ziyarete çıkıyorlar.Так многие здесь теперь верят и ожидают.
Belde halkının çoğu tarım işçisi olarak başka yerlere mevsimlik olarak gitmektedir.Многие крестьяне уезжают в Кот-д'Ивуар в качестве сезонных рабочих.
Ana karakterler onu sadece yanlarından geçerken veya başka yerlere giderken görür.Она — единственный персонаж, который всегда может наблюдать за любым местом на Земле или переноситься туда.
Müze, ikinci bir binaya genişleme ve ülkenin diğer şehirlerinde yerlere sahip olmayı planlamaktadır.والمتحف لديه خطط للتوسع في مرفق ثان وله مواقع في أجزاء أخرى من البلاد.
Bu kişi veya topluluklar çoğu zaman nüfusun az olduğu yerlere göç ettirilmişlerdir.وكان معظمًا للفقراء، متكبرًا على الأغنياء مما يُرسى في القلوب الزهد في الدنيا من غير موعظة ولا كلام طويل..
Ayrıca yüksek yerlere tırmanmayı sever ve en sevdiği yiyecekler yumurta ve salatalıktır.وهو قط يحب الأماكن المرتفعة والسباحة والأهم عنده هو الأكل.
Ama yerlere çöp atmayın.لا تنقطع مِيَاهُهُ.
Orta Asya ve Batı arasındaki ticaret yolunun geçtiği yerlere hükmetmişlerdir.مارست الخانات السيطرة على طرق التجارة العالمية بين آسيا الوسطى والغرب.
Leylekler uzak yerlere göç eden kuşların en iyi bilinenidir.ولا يزال مجهولًا أي وظيفة هي الأكثر أهمية في الطيور آكلة التراب.
Bu bölgelerin dışında kalan yerlere ise "Hassas Olmayan Bölge" denir.يُشارُ إلى المناطق التي ليست جزءا من أي ٍمن الأقاليم بأنها من "الإقليم غير المنظم".