İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Cuando las personas básicamente tenían que ir a otro lugar a trabajar y desempeñar el trabajo.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Kiedy ludzie musieli zmienić pracę, i wykonywać ją.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.사람들이 기본적으로 어딘가에 가서 일을하고 작업을 수행해야만 했을때 말이죠.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Quand les gens en gros ont été obligés de se déplacer pour aller au travail et l'effectuer.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Quando as pessoas tinham que ir para outro sítio para trabalhar e executar o seu trabalho.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Saat orang-orang harus pergi ke tempat lain untuk bekerja dan melakukan tugasnya.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Sostanzialmente quando la gente ha dovuto spostarsi per lavorare e per eseguire il lavoro.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Thời mà con người bắt đầu có một nơi làm việc để đến và tiến hành công việc.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Όταν οι άνθρωποι βασικά έπρεπε να μετακινηθούν για να δουλέψουν και να φέρουν εις πέρας τη δουλειά.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Когато хората е трябвало да отидат някъде другаде, за да работят и да извършват работата.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.כאשר אנשים נאלצו ללכת למקום אחר כדי לעבוד וכדי לבצע את משימותיהם.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.عندما توجّب على الناس في الأساس الذهاب لمكان آخر للعمل وتحمّل مشاق العمل.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.その仕事を遂行しなければいけませんでした 近代官僚制の下、合理的な取り組み方が生まれ
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.A lidé opouštěli svá zaměstnání a odcházeli na nejpodivnější místa, aby byli součástí této úžasné mise.
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.E la gente lasciò i propri lavori, e andò in località segrete per essere parte di questa incredibile missione.
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.많은 사람들이 이 대단한 계획에 참여하기 위해 자신의 일을 그만두고 이 대단한 계획에 참여했죠.
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.Ludzie rzucali pracę, jechali w odległe miejsca, żeby dołączyć do tej niezwykłej misji.
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.И люди бросили свою работу и ушли в неизвестность, чтобы участвовать в этом потрясающем проекте.
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.И хората напуснаха работните си места и отидоха на забутани места, за да бъдат част от тази невероятна мисия.
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.ואנשים עזבו את המשרות שלהם ועברו למקומות מוזרים כדי להיות חלק מהמשימה המדהימה הזו
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.فترك الناس اعمالهم وحرصوا على ان يحجزوا مواقعا في ذلك المشروع الكبير العظيم
İnsanlar bu müthiş görevde yer almak için işlerini bıraktı ve meçhul yerlere gittiler.このものすごいミッションに 参加したのです 宇宙に行くことについては 何も分かっていませんでした
İnsanlar gidecekleri yerlere kendi yöntemleriyle gidiyor.La gente encuentra la manera de llegar a su destino.
İnsanlar gidecekleri yerlere kendi yöntemleriyle gidiyor.Les gens se rendent à destination à leur façon.
İnsanlar gidecekleri yerlere kendi yöntemleriyle gidiyor.Lidé se dostanou do cíle vlastním způsobem.
İnsanlar gidecekleri yerlere kendi yöntemleriyle gidiyor.Mensen gaan ieder op hun eigen manier op weg naar hun bestemming.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.Je kan het bereiken door tatoeages en piercings te laten zetten op plaatsen die niemand wil weten.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.사람들이 몰랐으면 하는 부위에 문신이나 귀걸이를 하는 상황에서 그렇게 느낄수도 있을 겁니다.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.Môžete na seba dať viac tetovaní a náušníc na miesta, o ktorých ostatní ani nechcú vedieť.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.Můžete na sebe dát víc tetování a náušnic na místa, o kterých ostatní ani nechtějí vědět.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.Или пък да си направим повече татуировки и обици на места, които никой не иска да знае.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.Или сделав больше татуировок и пирсинга в местах, о которых люди знать не хотят.
İnsanların bilmek bile istemeyeceği yerlere dövmeler yaptırarak ya da küpeler takarak yapabilirsiniz.誰も見たがらないような場所に 入れることで 得られます でも一番手っ取り早いのは 暴力です
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Az emberek abbahagyták a szemetelést.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Die Leute hörten damit auf, Abfälle auf die Straße zu werfen.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Ihmiset eivät enää heittäneet roskia kaduille.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.La gente ha smesso di gettare rifiuti per strada.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Las personas dejaron de arrojar basura en la calle.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Les gens ont arreté d'encombrer l'espace de détritus.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Lidé přestali pohazovat odpadky.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Ľudia prestali pohadzovať odpadky.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Ludzie przestali śmiecić.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Mensen stopten met vervuilen.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Người ta ngừng vứt rác.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar. Suç oranları düştü. Çünkü sokaklar insanlarla doluydu.Deixaram de deitar o lixo na rua, as taxas de crime baixaram — porque as ruas andavam cheias de gente.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar. Suç oranları düştü.사람들은 쓰레기버리기를 그만두었죠. 범죄율이 떨어졌습니다.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar. Suç oranları düştü.אנשים הפסיקו להשליך פסולת. שיעורי הפשיעה ירדו.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar. Suç oranları düştü.توقف الناس عن إلقاء المخلفات في الشوارع. انخفض معدل الجريمة
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar. Suç oranları düştü.通りが人で 活気づいたからです
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Люди перестали сорить.
İnsanlar yerlere çöp atmamaya başladılar.Хората спрели да хвърлят боклуци по улицата.
İslam Ulusu'nda, iyi yerlere sahip kişilerin bir çoğu Malcolm tarafından eğitilmişti.이슬람에 잘된 사람들이 많이 말 콤에 의해 훈련을 했다.
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.A ona prišla, padla k jeho nohám a poklonila sa k zemi. A tak vzala svojho syna a vyšla.
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Cuando ella entró, se echó a los pies de él, y se postró en tierra. Después tomó a su hijo y salió
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Da kam sie und fiel zu seinen Füßen und beugte sich nieder zur Erde und nahm ihren Sohn und ging hinaus.
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Då kom hon fram och föll ned för hans fötter och bugade sig mot jorden. Därefter tog hon sin son och gick ut.
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Elle alla se jeter à ses pieds, et se prosterna contre terre. Et elle prit son fils, et sortit.
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Então ela entrou, e prostrou-se a seus pés, inclinando-se � terra; e tomando seu filho, saiu.
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Ibu itu sujud di depan Elisa lalu membawa anaknya ke luar
Kadın Elişanın ayaklarına kapandı, yerlere kadar eğildi, sonra çocuğunu alıp gitti.Ja vaimo tuli ja lankesi hänen jalkainsa juureen, kumartui maahan ja otti poikansa ja meni ulos.