Amanda Waller'ın emirlerini yerine getirmek için görevlendirilmiştir.Operaation johdossa toimii Amanda Waller.
Arnavutluk Deniz Kuvvetleri, "bir kuvvet, iki görev" kavramına dayanan başlıca görevleri yerine getirmektedir.Το Πολεμικό Ναυτικό εκτελεί κυρίως καθήκοντα, με βάση την έννοια της «μία δύναμη, δύο αποστολές."
Türkiye'de bu koşulları yerine getirmek için yoğun çabalar bulunmaktadır.Η Τουρκία χρησιμοποιεί ήπιες πολιτικές για να επιτύχει αυτούς τους στόχους.
Atina Parlamento Üyesi seçildi, ancak hizmetini yerine getirmek için zamanı yoktu.Εκλέχτηκε βουλευτής Αθηνών, δεν πρόλαβε όμως να εκπληρώσει την υπηρεσία του.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Det afgørende er, om vi har gjort vor pligt.
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.En politibil er et køretøj som er speciel tilpasset for politiets gøremål.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Det ble opprettet en særdomstol for å gjøre dette.
Birliğe üye olan belediyeler yine birliğin belirlediği dokuz kriteri yerine getirmek zorundadırlar.Klubbens styre har ni medlemmer som forestår foreninges løpende drift.
Büronun direktörlüğünü Michael J. Sullivan, yardımcı direktörlüğünü Ronnie A. Carter yerine getirmektedir.Saat ini ATF dipimpin oleh Michael J. Sullivan dan wakilnya Ronnie A. Carter.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Menurutnya, yang penting adalah mengerjakan tugas yang diberikan sebaik-baiknya.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Mahkamah ini melakukan tugasnya secara independen.
Bu emri yerine getirmek için her türlü silahı kullanmak zorundadırlar.Peraturan khusus yang dibuat untuk setiap senjata mesti diikuti.
Mısırlı ebeler, bu emri yerine getirmekten korkarlar.Ở Ai Cập cổ đại, người ta dùng từ Ḥaty-a để chỉ chức danh này.
Babası vefat eden Oğuz onun ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek istemektedir.Cha anh đã muốn anh được sinh ra ở đó vì những lý do tốt đẹp sau cái chết sớm của người anh trai.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.これを解決するため、再び公会議が行われた。
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.治理センターは意識を高め、社会サービスの中で社会役割を実行します。
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.巡逻警车是各国巡警执行巡逻任务所使用的车辆。
Görevini yerine getirmek amacıyla Amerika’ya gelir.為執行任務而來到地球。
İlk amacımız restoranımızın gereksinimlerini yerine getirmektir.多数公司首先的目标是着重于满足国内市场的需要。
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.경찰차(警察車)는 경찰에서 업무하는 데 사용하는 자동차이다.
Sonuç olarak diğerkâmlık, toplu yaşamanın gereklerini yerine getirmek olarak da açıklanabilir.שאלה נוספת היא האם הם עשויים לאפשר קיום חיים.
Toronto’daki sözleşmeleri yerine getirmek için geri dönmüştür, bu yaklaşık 18 ay sürmüştür.הם המשיכו לשוחח עוד רבות בנושא בטיסתם חזרה לוושינגטון שארכה כ-18 שעות.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Всеки ангел изпълнява отредените му задължения.
Romen devrimci görevleri yerine getirmek üzere birkaç kez Tuna Vilayeti'ne geldi.Няколко пъти преминава Дунава с революционни задачи.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Принципът е, че задължен да извърши изпълнението е длъжникът.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Svoje zadatke mora obavljati neovisno.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Ombudsman vykonáva svoju funkciu celkom nezávisle.
Oyundaki amaç düşman askerlerini yok etmek ve verilmiş olan görevleri yerine getirmektir.Tieto sa získavajú porazením nepriateľov alebo splnením úloh.
Artık İphigeneia, kurban etme görevini yerine getirmek zorundadır.LRTK savo funkcijas atlikti padeda administracija.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Tokio reikalavimo pagrindu kreditorius turi teisę reikalauti iš skolininko įvykdyti prievolę.
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.Policijos automobilis yra automobilis, kurį naudoja policijos pajėgos.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.Seejuures on tähtis ületada oma egoistlikud instinktid.
Gruplararası İşbirliği: Her iki grup da hedefleri yerine getirmek için işbirliği halinde çalışmalıdır.Koostöö – inimesed soovivad keskenduda mõlema poole huvide maksimeerimisele.
Bu maksatları yerine getirmek için buhar kapanları kullanılır.Nende uste tegemiseks kasutatakse õõnsaid terasetükke.
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.이 소년이 그 일 행하기를 지체치 아니하였으니 그가 야곱의 딸을 사랑함이며 그는 그 아비 집에 가장 존귀함일러라
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.Юноша не умедлил исполнить это, потому что любил дочь Иакова. А он более всех уважаем был из дома отца своего.
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.ולא אחר הנער לעשות הדבר כי חפץ בבת יעקב והוא נכבד מכל בית אביו׃
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.ولم يتأخر الغلام ان يفعل الامر. لانه كان مسرورا بابنة يعقوب. وكان اكرم جميع بيت ابيه.
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.那 少 年 人 作 這 事 並 不 遲 延 、 因 為 他 喜 愛 雅 各 的 女 兒 . 他 在 他 父 親 家 中 也 是 人 最 尊 重 的
Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.那 少年人 作 這事並 不 遲延 、 因為 他 喜愛 雅各 的 女兒 . 他 在 他 父親 家中 也 是 人 最 尊重 的
Ama Boeun'un seçme şansı yoktu. İşlediği tek suç, hasta büyükbabasının son dileğini yerine getirmekti.M. le Stagiaire, arrêtez ces foutaises et soyez honnête.
Avrupa Birliスi'nin kendi gûrevlerini yerine getirmek Ÿzere dûrt temel kurum bulunmaktadær.Az EU feladatainak végrehajtását négy főintézménylátja el
Avrupa Birliスi'nin kendi gûrevlerini yerine getirmek Ÿzere dûrt temel kurum bulunmaktadær.Þtyrmi zèkladn̅mi inþtitÿciami, ktorï sÿ poverenï vykonèvanóm ÿloh Eurùpskej ÿnie, sÿ:
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Az Európai Unió számára ezt a feladatot 1977 óta az Európai Számvevőszék látja el.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.De Europese Rekenkamer vervult deze rol voor de EU sinds 1977.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Den Europæiske Revisionsret har udfyldt denne rolle for EU siden 1977.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Din 1977, Curtea de Conturi Europeană vine să asigure această funcţie în Uniunea Europeană.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Europeiska revisionsrätten innehar denna roll när det gäller EU sedan 1977.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.La Corte dei conti europea svolge questo ruolo per l’Unione europea sin dal 1977.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.La Cour des comptes européenne remplit ce rôle pour l’UE depuis 1977.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Od 1977 r. za funkcję tę odpowiada Europejski Trybunał Obrachunkowy.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.O Tribunal de Contas Europeu desempenha esta função na UE desde 1977.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.V rámci EU tuto úlohu od roku 1977 plní Evropský účetní dvůr.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Za EU to nalogo od leta 1977 opravlja Evropsko računsko sodišče.
Avrupa Sayıştayı, AB için bu rolü 1977 yılından beri yerine getirmektedir.Европейската сметна палата изпълнява тази функция за ЕС от 1977 г.
Bana kalırsa bizi pohpohlamak ve istediklerimizi yerine getirmek그래서 Zipcar와 다른 메시 기업들이 우리를 열광시키기 위해서,
Bana kalırsa bizi pohpohlamak ve istediklerimizi yerine getirmekזו לא אפשרות שלהם, לדעתי זו חובתם
Bana kalırsa bizi pohpohlamak ve istediklerimizi yerine getirmekوهذا ليس خيارا لهم فقط، ولكنني أعتقد أنه ضرورة
Bana kalırsa bizi pohpohlamak ve istediklerimizi yerine getirmek利用者を驚かせることや コンシェルジュのようなサービスを提供することは
Benim için en önemli şey, o verdiğim sözü yerine getirmek. - Büyükbaba! - Büyükbaba!Cumplir esta promesa es la cosa más importante para mí. - ¡Abuelo! - ¡Abuelo!