Türkiye'nin her yerinden görülebildi.Кубетата ѝ се виждали отвсякъде.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Тейбрам е убита на 7 август 1888 г. като претърпява 39 прободни рани.
Orton'ın sağ omzu yerinden çıkınca maç çift countout ile sona erdi.На Отвът Предел мача между Ортън и Острието свърши с двойно отброяване.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.На последния етаж има много долапи за покъщнината.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Императорът загива веднага.
Son cemaat yerinden harime yuvarlak kemerli bir giriş kapısından geçilir.Накрая оставят тесен кръгъл отвор за вход.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Gornja Krušica pripada Gornjem Selu.
Söz konusu nesneye uygulamanın her yerinden ulaşılabilir.Takvu praksu treba napustiti gdje god je to moguće.
Hükümdar Kızılırmak’ın yine sığ yerinden geçip otağına gidiyor.Vitezovi zvuka jašu ponovno!".
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.Rastie v ňom viac než 600 druhov stromov a ďalších rastlín z celého sveta.
Dünyanın pek çok yerinden insanlar bu güzelliği görmek için gelir.Z toho dôvodu, sa pohľady viacerých ľudí na svet zhodujú.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Dodnes je to jediné miesto, kde boli takéto pozostatky nájdené.
90,000 kişi yerinden edilmiştir.90 000 od njih še vedno leti.
İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir.Zbirke v Bibliotheci Alexandrini so bile podarjene iz vsega sveta.
Yine BSTV gibi internet üzerinden dünyanın her yerinden dinlenebilen bir radyodur.Internet je kot globalno omrežje vedno v razvoju.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Molekulo DNK razcepijo približno 20-30 baznih parov stran od prepoznavnega mesta.
Maalesef defineciler bu taşı da yerinden aşagi yuvarlamışlar.Te najdbe dokazujejo, da je bilo to področje poseljeno že v kameni dobi.
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.V umetnih biomih so rastline, ki prihajajo s celotnega sveta.
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.Nato je vstal in z večjim delom spremstva odšel iz vagona.
Ama kimse yerinden kaldıramıyordur.Niekas negali atsirasti iš niekur.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Vos sėkmingai išsprunka iš nusikaltimo vietos.
Çeşitli nesneleri yerinden oynatmakta kullanılan aletler.Dūmai išgaunami įvairiais tam skirtais prietaisais.
Yine BSTV gibi internet üzerinden dünyanın her yerinden dinlenebilen bir radyodur.Tai internetinė radijo stotis, kurią galima klausyti bet kuriame pasaulio kampelyje.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Pasikėsinimo vykdytojai iš įvykio vietos paspruko nepastebėti.
Lila ile birlikte seyirci de yerinden sıçrar.Jis kartu su Liza pradeda aptarinėti, kas vyksta kieme.
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı.Linn on kogu maailmast tulnud annetuste toel taastatud.
Hitler'in arabası öğleden sonra Braunau'dan, Hitler'in doğum yerinden Avusturya'ya girdi.Hitleri auto ületas piiripunkti pärastlõunal, läbides Braunau Inni ääres, Hitleri sünnikodu.
Lavazza dünyanın her yerinden kahve ithal etmektedir.Cappuccino on väga levinud jook kohvikutes kõikjal maailmas.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Ensüüm lõikab DNA-d 20–30 aluspaari kauguselt seondumisalast.
90,000 kişi yerinden edilmiştir.Küüditati enam kui 90 000 inimest.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Kes läheb tänavatele meie oma laste eest võitlema?
1.800 kişi öldü ve yaklaşık 100.000 kişi yerinden oldu.Hukkus 1198 inimest, neist umbes 100 olid lapsed.
Yine yaz mevsiminde deniz sahillerinin birçok yerinden denize girilebilir.Suve lõpul tuleb meririst madalasse rannavette paljunema.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Ülemiselt korruselt avaneb vaade linnale.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.%1, %2 から %3 に最終ログインしています。
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, az utolsó bejelentkezés:% 2 -% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.%1, dernière connexion depuis %2 le %3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, edellinen käynti% 2 kello% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.%1, laatst aangemeld vanaf %2, bij %3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, ligado pela última vez de% 2 a% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, naposledy prihlásený z% 2 o% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, ostatnio zalogowany z% 2% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, poslední přihlášení s% 2% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, senast ansluten från% 2 vid% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, sidst logget på fra% 2,% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, ultima autentificare de la% 2 la% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.%1, ultima conexión de %2 a %3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.%1, ultimo collegamento da %2 il %3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, zadnjič prijavljen na% 3 iz% 2.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.%1, zuletzt angemeldet von %2 am %3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, за последно сте били тук в% 2 на% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, останнє з' єднання з% 2 о% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, последнее подключение из% 2 в% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.% 1, נכנס לאחרונה מ ־% 2 בתאריך% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.Ο παίκτης% 1, συνδέθηκε τελευταία φορά από το% 2 στις% 3.
% 1 kişisi, en son% 3 zamanında% 2 yerinden bağlandı.الأخير بوصة من عند.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.1920年代にクルト・ゲーデルが 連続体仮説を偽であると 証明することは不可能だと示し
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.20세기에 와서 전혀 기대하지 않았던 패러다임이 깨지는 방법으로 이 문제의 해결책을 보게 되었습니다.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.A 20. század eldöntötte a problémát, de igen váratlan, meghökkentő módon.
20.yüzyıl bu probleme bir çözüm önerdi, ama bütünüyle beklenmedik, taşları yerinden oynatan bir biçimde.Secolul XX a rezolvat acestă problemă, neaşteptat, printr-o schimbare radicală a paradigmei.