1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Mer än 1,5 miljoner människor förflyttades från sina hem.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Därefter kan man fortsätta till universitetet.
Her yıl yapılan Herräng Dance Camp etkinliğine Dünya'nın birçok yerinden Lindy Hop yapanlar katılır.I Herräng arrangeras varje år Herräng Dance Camp, världens största lindy hop-läger.
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.Rånarna skingrade sig snabbt och ingen greps på bar gärning av myndigheterna.
Ormanın her yerinden soğuk kaynak suları çıkmaktadır.Kring vattendragen växer skog.
385.000 kişilik kapasiteye sahip bu mekana Roma'nın her yerinden insan gelirdi.У ньому розміщувалося до 385 000 чоловік — можна було вмістити все населення Риму.
Daha sonra, muhtemelen bu şarkının etkisiyle olay yerinden uzaklaşmıştır.Він, імовірно, хотів піти в іншому напрямку з цією піснею.
Aynı zamanda 5 ağaç da yerinden söküldü.Також буревій повалив п'ять дерев.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Не впоравшись з останнім, компанія втікає з місця події.
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.Водій втік з місця злочину.
Ülkenin her yerinden editöre mektuplar yağmaya başladı."Dopisy proudily k redaktorům z celé země“.
Kennedy 3 yerinden vurulmuştur.Kennedy byl zasažen celkem třemi střelami.
Çeşmenin orijinal yerinden şu anki yerine nakledildiğine dair yazılar bulunmaktadır.Na jeho místě se nyní nachází kopie, neboť originál byl ukraden.
Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.Zapuďme, co srdce souží...
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Kdo po vás chce, abyste šlapali má nádvoří?
Lavazza dünyanın her yerinden kahve ithal etmektedir.Sáblíková sahá po Světovém poháru.
Bu iş yerinden dolayı lakabı Keseryan idi.Svůj obchod musela z tohoto důvodu zavřít.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.V horní části bývá vstupní šachta.
Örneğin bir yerleşim yerinden garaja veya dışardaki lambalara giden yeraltı hattı kullanıldığı gibi.Například v posteli si představuje most či výtah, kterého se bojí.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Pak mohou pokračovat na jakékoliv univerzitě v Indii či jinde.
Amacına erişmesinde kendisine iş yerinden üç samimi arkadaşı yardımcı olmaya çalışırlar.Jenže pro splnění svého úkolu musí navštívit tři cizí světy, kde jsou ukryta.
ECSS kongrelerine dünyanın her yerinden bilim insanları katılmaktadır.V Mezinárodní vědecké radě zasedají vědci z celého světa.
Ancak Kent yerinden kımıldamadı.Dean se ale už nemůže hýbat.
Oradan, Endou ve ekibi dünyanın her yerinden oynarlar.De acolo, Endou și echipa sa joacă peste tot în lume.
ECSS kongrelerine dünyanın her yerinden bilim insanları katılmaktadır.La Congresele ECSS participă cercetători științifici din întreaga lume.
Ülkenin her yerinden editöre mektuplar yağmaya başladı."Au sosit scrisori la redacție din toate părțile țării”.
Ardından kalkıp devam etmek istediğinde ise zincirinin yerinden çıkmış olduğunu fark etti.Când a auzit, era să cadă de pe scaun.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Acesta din urmă este deplasat în sus.
90,000 kişi yerinden edilmiştir.Eddig 90 embert mentettünk ki.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Martha Tabram 1888. augusztus 7-én halt meg, 39 késszúrással végeztek vele.
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.Területén a világ minden tájáról való fa és cserje megtalálható.
3,000,000 insanın (çoğunlukla Kürt) yerinden edildiği belirtilmiştir.4000 (többnyire indus) lakossal.
Şoför de kalkması için uyardı ama Parks yerinden kalkmadı.A sofőrt ez feldühítette, és alig hagyta, hogy Parks leszálljon, már el is indult.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Ezekből több mint másfélmillió kelt el.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.Szíriából 2,7 millió menekültet regisztráltak.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Ennyi maradt az egykori épületből.
Maalesef defineciler bu taşı da yerinden aşagi yuvarlamışlar.Emiatt nem kizárt, hogy a kőtáblát máshonnan hozták át ide.
Ertesi sabah bayrak Almanlar tarafından yerinden sökülür.Reggelre azt veszik észre, hogy a táborból eltűntek a németek.
İmparatorluğun her yerinden gelen gönüllüler kaleyi savunmaktadır.A császár parancsára minden családból egy férfinak be kell vonulnia a hadseregbe a birodalom védelmére.
Her yerinden kanlar geliyordu.Mindenütt vértócsában feküdtek az emberek.
Akımın amacı dünyanın her yerinden yetenekleri bir noktada buluşturmaktır.Tagjaink közös munkájukat a világ bármely részéről végezhetik.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.Ohikulkumatkalla ollut kirjailija Edmund White muisti, että ”Kaikki ovat levottomia, vihaisia ja uskaliaita.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Murhaajat katosivat nopeasti paikalta.
O sırada Sally oradan geçmekte olan bir kamyonete binerek olay yerinden uzaklaşır.Keskustellessaan tapahtuneesta Eddie ajaa vahingossa jonkin yli.
Her yerinden kanlar geliyordu.Savua oli joka paikassa.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Näistä vanhoista teollisuuslaitoksista ei ole nykyään jäljellä mitään.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.Seutu kuuluu Ylä-Kaman ylänköön.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Heitä arvioidaan olevan yli 1,5 miljoonaa henkeä.
Taşlar yerinden oynadı"."Pikkukivet lentää!"
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.Ο δράστης στη συνέχεια διέφυγε με ταξί.
Taşlar yerinden oynadı".«Άνθη της Πέτρας».
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Ποιος παίζει μπάλα στο ταβάνι μας.
İçinde dünyanın her yerinden getirilmiş özel ağaçlar ve bitkiler bulunur.Σπόρoι και μοσχεύματα από το δέντρο έχουν δοθεί σε όλο τον κόσμο.
Çeşitli nesneleri yerinden oynatmakta kullanılan aletler.Κάποια αντικείμενα σπάνε μετά από έναν αριθμό χρήσεων.
Önceki köy, şu anki yerleşim yerinden daha güneyde bulunmaktaymış.Το χωριό αρχικά βρισκόταν ανατολικότερα και νοτιότερα της σημερινής του τοποθεσίας.
Her yerinden kanlar geliyordu.Der er blod overalt.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Di kløver DNA omkring 20-30 basepar efter genkendelsessekvensen.
Martha Tabram ise 7 Ağustos 1888 tarihinde 39 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştür.Tabram blev dræbt den 7. august 1888 af 39 stiksår.
Bu sayede, akıllı nesne dünyanın herhangi bir yerinden erişilebilir ve kontrol edilebilir hale gelmektedir.Disse healere mener således at healing kan udføres fra og til hvilket som helst sted i verden.
90,000 kişi yerinden edilmiştir.40.000 mennesker bliver evakueret.