Her yerinden kanlar geliyordu.Il y avait du sang partout.
Helem'in kuruluş adı ve yerinden anlaşıldığı gibi, yaptığı eylemler gene olarak Lübnan ve Kanada'yı kapsıyor.Tel que mentionné dans la constitution de la charte de Helem, son action englobe le Liban et le Canada.
Önceki köy, şu anki yerleşim yerinden daha güneyde bulunmaktaymış.Le bâtiment primitif se trouvait plus au sud que l'actuel.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Cependant, quand le Dr Loomis regarde par la fenêtre, Michael a déjà disparu.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Who's Been Sleeping Here?
Eğer kökü yerinden oynatılırsa ve kök hava alırsa , bitki anında yapraklarını ve çiçeklerini buruşturacaktır.Il promet au géant que s'il plante son bâton dans le sol, le lendemain il porterait des fleurs et des fruits.
Ayrıca Suriye içinde 6,3 milyon kişi yerinden edilmiştir.En Irak, 2,6 millions de personnes ont fui leur pays.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Elles ont causé plus de 1,5 million de morts.
Son cemaat yerinden üst kata giriş vardır.L'autre groupe s'approche par haut de l'établissement.
Sonra helikopterle olay yerinden giderler.Ils s'enfuient à la fin par hélicoptère.
İkincisinin yerinden kımıldaması zaman alır.La première parvient plus loin à lâcher la seconde.
Fakat bu hücum Selçuklu ordusunu kuşatma yerinden atmayı başaramadı.Cela ne l'empêcha pas néanmoins de constituer son armée autour de cette unité opérationnelle.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Mais le réplicateur finit inévitablement par s'enfuir.
Cass yerinden zıplayarak "Evet' Ben bir Anne olmak istiyorum!" dedi.Cass saltó: "¡Sí, yo quiero ser una mama!".
Kennedy 3 yerinden vurulmuştur.Kennedy había recibido tres disparos.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.El escritor Edmund White, que paseaba por el barrio, declaró: "Todos están inquietos, enfadados y decididos.
M.S. 140 civarında Eblana Civitas adlı bir yerleşim yerinden bahsetmektedir.Alrededor de 140 d. C. Ptolomeo se refirió a un asentamiento que llamó Eblana Civitas.
Daha sonra, muhtemelen bu şarkının etkisiyle olay yerinden uzaklaşmıştır.Probablemente él estaba pensando en tomar otra dirección con esa canción.
Ölümden kısa süre önce hasta artık yerinden hiç kalkamaz ve sürekli uyku halinde komaya girer.Con el tiempo los enfermos ya no pueden moverse ni hablar y caen en coma.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Al mismo se pueden presentar universidades de todo el mundo.
Gemi komutanı bunun üzerine yerinden ayrılarak bir daire çizdi ve yeniden eski yerine geldi.El sargento mayor hizo de la armada su verdadera casa sin nunca volver a mirar atrás.
İplerden gelerek ya da normal yerinden koşturmaya başlamak gerekir.Más vale que corras o en sus garras caes.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?¿Quién menoscaba mis bienes?
Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar toplandı.Donaciones de todo el planeta contribuyeron a la restauración.
Her yerinden kanlar geliyordu.El arte viene de todas partes.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.En la actualidad apenas quedan algunos restos de aquellas viejas construcciones.
Çocuk.korkunç bir şekilde parçalanmıştı ve her yerinden kanlar fışkırıyordu.En todo momento, sufría dolor horrible y estaba sangrando mucho de la cara.
Kesilen uzvun yerinden bir badem ağacı çıkıyor.Finalmente se alza una bóveda de horno.
Başka bir gün Davud kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler.Se dice que ordenó que le trajeran la carne en medio de dos pedazos de pan.
Savaştan sonra Yerinden Edilmişler Kampı olarak kullanılan bölgede günümüzde bir anıt ve müze bulunmaktadır.Tras la guerra, fueron levantados en la zona un monumento y un museo en memoria de las víctimas.
1.5 milyondan fazla insan yerinden edildi.Fue vista por más de un millón y medio de personas.
Dünyanın her yerinden turistler güzel Volga'yı cazip bir yer görerek ziyaret ederler.También allí, para sorpresa de todos, encuentran un volcán.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.El atacante fue detenido de inmediato.
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Chi vuol dormire nel mio letto?
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Dell'antico edificio oggi rimangono alcuni resti.
Her yerinden kanlar geliyordu.Vennero emulati ovunque.
Sonra helikopterle olay yerinden giderler.Finalmente giunge la polizia in elicottero.
Saraybosna'da, savaşın yerinden ettiği göçmenlere hitab etmek için bulunmaktaydı.In Sardegna sarebbe arrivata con l'invasione dei punici.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Disperato, si reca immediatamente sul posto.
İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir.Le collezioni conservate alla Bibliotheca Alexandrina sono state donate da ogni parte del mondo.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Piuttosto che dover subire un processo fuggì dal paese.
Son cemaat yerinden harime yuvarlak kemerli bir giriş kapısından geçilir.La famiglia al completo per una gita fuori porta.
Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur.Non riuscì a dimenticarla perché ancora innamorato.
Ormanın her yerinden soğuk kaynak suları çıkmaktadır.Non ci sono dubbi sul fatto che tutti i ghiacciai della foresta si stanno ritirando rapidamente.
Taşlar yerinden oynadı".E rimasi di sasso."
Bu olaydan sonra askeri inzibatlar olay yerinden kaçarlar.Vista la situazione, gli inseguitori decidono di andarsene.
Söz konusu nesneye uygulamanın her yerinden ulaşılabilir.Al contrario, gli interventi di efficienza energetica possono essere realizzati ovunque.
Buzdolabını yerinden kaydırmak çok güç oldu.Было очень трудно сдвинуть холодильник с места.
Lavazza dünyanın her yerinden kahve ithal etmektedir.Lavazza импортирует кофе со всего мира.
Ülkenin her yerinden editöre mektuplar yağmaya başladı."Письма летели к редактору со всех концов страны».
Kimdir benim yatağımı yerinden oynatan?Кто затащил меня в постель?
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.Все бандиты быстро разошлись, ни один из них не был пойман.
Sonrasında katil araçla olay yerinden uzaklaştı.После он на автомобиле скрылся с места преступления.
1962'de Stalin'in heykeli yerinden kaldırıldı, ve 1967'de bunun yerine Ermenistan Ana heykeli dikildi.В 1962 году статуя Сталина была снята с пьедестала, в 1967 году на нём был сооружён монумент Мать-Армения.
Katil hemen olay yerinden uzaklaşır.Он немедленно выехал на место происшествия.
Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.Мое сердце билось так, словно хотело выпрыгнуть из груди.
Bir kişi olay yerinden bir şey alır veya orada kendisinden bir şey bırakır.Путник Путник — странник; тот, кто находится в пути; идёт или едет куда-либо.
Saldırgan, kurbanın öldüğünü düşünüp olay yerinden ayrıldı.Злодеи подумали, что он мёртв, и ушли.
Bu katedral kentin hemen hemen yer yerinden görülebilmektedir.Памятник можно увидеть практически из любой точки города.
Yerleşim yerinden alınan kömür örneklerin analizi, İ.Ö 4945 yılını gösteriyor.Уголь с нижнего горизонта датируется 4945 годом до нашей эры.