Şehrin her yerinden 5,000'den fazla yasadışı bina yıktık - en yükseği sekiz katlıydı.Мы разрушили более 5 000 незаконных построек по всему городу, самые высокие из них доходили до восьми этажей.
Şehrin her yerinden 5,000'den fazla yasadışı bina yıktık - en yükseği sekiz katlıydı.הרסנו מעל 5,000 מבנים לא חוקיים בכל רחבי העיר, הגבוה שבהם בן 8 קומות.
Şehrin her yerinden 5,000'den fazla yasadışı bina yıktık - en yükseği sekiz katlıydı.قمنا بهدم اكتر من 5000 مبنى غير مصرح به في أرجاء المدينة أعلى مبنى كان بارتفاع 8 طوابق
Şehrin her yerinden 5,000'den fazla yasadışı bina yıktık - en yükseği sekiz katlıydı.取り壊しました 最も高かったものは 8階建てでした 道に5万5千の木や低木を植えました
Seller Yüzünden 12 Ölüm ve Yerinden Olan 27000 NijeryalıInondations au Niger : 12 morts et 27.000 déplacés
Seller Yüzünden 12 Ölüm ve Yerinden Olan 27000 NijeryalıNíger: 12 mortos e 27.000 desalojados por causa das cheias
Seller Yüzünden 12 Ölüm ve Yerinden Olan 27000 NijeryalıNiger: 12 muertos y 27.000 desplazados a causa de las inundaciones
Silikon yerinden oynayabilir. Bir bak kendine! Ne?A szilikon elcsúszhat a helyéről.
Silikon yerinden oynayabilir.El silicón podria salirse de lugar.
Silikon yerinden oynayabilir.El silicón podria salirse de lugar.
Silikon yerinden oynayabilir.Il silicone potrebbe andare fuori posto.
Silikon yerinden oynayabilir.Le silicone pourrais se déplacer.
Silikon yerinden oynayabilir.Mungkin silikonnya sedikit tergeser dari tempatnya
Silikon yerinden oynayabilir.Silicon có thể chảy ra đây đó
Silikon yerinden oynayabilir.Silikon może się przesunąć
Silikon yerinden oynayabilir.السيليكون قد ينزلق في مكان غير ملائم
Sizin eriştenizi ilk yediğimde... Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Keď som prvýkrát jedol vaše rezance...
Sizin eriştenizi ilk yediğimde... Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Quand j'ai mangé la première fois les nouilles de Père... j'ai eu un pincement au coeur !
Sizin eriştenizi ilk yediğimde... Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Quando ho mangiato i vostri primi noodles, padre... il mio cuore si é sentito come se stesse per cedere!
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.그래서 우리는 전 세계 각지에서 80명의 젊은이들을 초청했습니다. 와서 함께 같은 문제를 고민해보자구요.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Also haben wir 80 junge Leute aus der ganzen Welt eingeladen zu kommen und dasselbe Problem zu lösen.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Aşa că am invitat 80 de oameni tineri de peste tot din lume să vină şi să rezolve aceeaşi problemă.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.A tak jsme pozvali 80 mladých lidí z celého světa aby přišli a vyřešili stejný problém.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Donc nous avons en fait demandé à 80 jeunes gens du monde entier de venir et de résoudre le même problème.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Dus we nodigden 80 jonge mensen van over de hele wereld uit om hetzelfde probleem op te lossen.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Jadi kami mengundang 80 anak muda dari seluruh dunia untuk datang dan menyelesaikan masalah yang sama.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Por isso convidámos 80 jovens de todo o mundo para resolverem o mesmo problema.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Quindi abbiamo invitato 80 giovani da tutto il mondo per venire e risolvere lo stesso problema
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Så vi inviterede faktisk 80 unge fra hele verden til at komme og løse det samme problem.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Tehát meghívtunk 80 fiatalt az egész világról, hogy oldják meg ugyanazt a problémát.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Vì thế, chúng tôi đã mời 80 người từ khắp nơi trên thế giới cùng giải quyết một vấn đề.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Затова всъщност поканихме 80 млади хора от целия свят да дойдат и да разрешат същия проблем.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.Тому ми запросили 80 молодих людей з різних куточків світу приїхати і також скласти цей список.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.אז הזמנו 80 אנשים צעירים מרחבי העולם, וביקשנו מהם לעשות את אותה עבודה.
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.لذا فقد قمنا بدعوة 80 شابا من مختلف انحاء العالم لمناقشة وحل نفس المشكلة .
Sonuç olarak dünyanın her yerinden 80 genç insana gelip aynı sorunu çözmeleri için davette bulunduk.同じ問題を解いてもらいました たった二つだけ求めた事は 大学で勉強している事と
Şu an internette yer yerinden oynuyor.Elég nagy a kavarodás az interneten.
Şu an internette yer yerinden oynuyor.les gens sont devenus fous sur internet.
Şu an internette yer yerinden oynuyor.Τώρα γίνεται χαμός στο ιντερνέτ.
Şu an internette yer yerinden oynuyor.الان توجد بلبلة في الانترنيت
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.A gdy zstąpili z góry do miasta, rozmawiał z Saulem na dachu.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.A když sešli s hory do města, mluvil s Saulem na vrchní podlaze.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.A keď sišli s výšiny do mesta, hovoril so Saulom na postreší.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Därefter gingo de ned från offerhöjden och in i staden. Sedan samtalade han med Saul uppe på taket.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Derefter gikk de ned fra haugen og inn i byen, og han satt og talte med Saul på taket.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Derpå steg de ned fra Offerhøjen fil Byen, og der blev redt til Saul på Taget.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Ðoạn , chúng đều xuống khỏi nơi cao , vào trong thành ; còn Sa-mu-ên trò_chuyện cùng Sau-lơ trên mái nhà .
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Ðoạn, chúng đều xuống khỏi nơi cao, vào trong thành; còn Sa-mu-ên trò chuyện cùng Sau-lơ trên mái nhà.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Então desceram do alto para a cidade, e falou Samuel com Saul, no eirado.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.És miután lejöttek a hegyrõl a városba, a felházban beszélgetett Saullal.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Ils descendirent du haut lieu à la ville, et Samuel s`entretint avec Saül sur le toit.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.In ko so prišli doli z višave v mesto, je govoril s Savlom na strehi.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.그들이 산당에서 내려 성에 들어가서는 사무엘이 사울과 함께 지붕에서 담화하고
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Na het feest gingen zij terug naar de stad en thuis nam Samuël Saul mee naar het dak om met hem te praten.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.S'au pogorît apoi de pe înălţime în cetate, şi Samuel a stat de vorbă cu Saul pe acoperişul casei.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Scesero poi dall'altura in città; fu allestito un giaciglio per Saul sulla terrazz
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Setelah itu mereka turun dari tempat ibadat itu dan masuk ke kota. Saul diberi tempat tidur di atas rumah
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Und da sie hinabgegangen waren von der Höhe zur Stadt, redete er mit Saul auf dem Dache.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Y cuando habían descendido del lugar alto a la ciudad, él habló con Saúl en la azotea
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.Και αφου κατεβησαν εκ του υψηλου τοπου εις την πολιν, συνωμιλησεν ο Σαμουηλ μετα του Σαουλ επι του δωματος.