Kalbim yerinden fırlayacaktı!Tiểu thư làm tôi muốn rớt cả tim!
Kalbim yerinden fırlayacaktı!У меня сердце кровью обливается из-за вас!
Kalbim yerinden fırlayacaktı!Щях да получа удар, заради вас!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu. Bırak gideyim.. Baba!Mitt hjärta kändes som om den sjönk!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Føltes det som om jeg tabte mit hjerte!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Hati saya serasa sangatlah tergugah!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Inima mea s-a simtit ca si cum m-as fi inecat!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Mein Herz fühlte sich so an als würde es sinken!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Mijn hart voelde alsof het zonk!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Moje serce czuło jakby umierało!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Trái tim cháu như bị đắm chìm!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Ένιωσα λες και η καρδιά μου βυθιζόταν!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Моё сердце переполнилось!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.Почувствах се сякаш сърцето ми потъва.!
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.הרגשתי את הלב שלי דופק חזק
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.قلبي شعر كأنه غرق !ـ
Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.放せ
Kartları sıralama yerinden aşağı taşımayı deneנסה להעביר קלפים מהיסוד
Kartları sıralama yerinden aşağı taşımayı deneجرّب إسقاط الأوراق من الأساس
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle구조 헬리콥터에 의해 시드니에 있는
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.A baleset helyszínéről mentőhelikopterrel szállítottak Sydneybe, egy nagy gerincsebészetre.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Byla jsem letecky převezena z místa nehody záchranným vrtulníkem do velké spinální jednotky v Sydney.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Fui retirada de helicóptero da zona do acidente para uma unidade de tratamento da coluna vertebral, em Sydney.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Ich wurde von dort per Helikopter nach Sydney in eine große Wirbelsäulen-Klinik geflogen.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Letecky ma prevezli z miesta nehody záchrannou helikoptérou na traumatologické oddelenie v Sydney.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Og jeg blev hentet på ulykkestedet af en redningshelikopter til en stor rygmarvsafdeling i Sydney
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Przetransportowano mnie helikopterem na duży odział zajmujący się urazami kręgosłupa w Sydney.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Била съм отнесена от мястото на инцидента със спасителен хеликоптер до голям ортопедичен център в Сидни.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyle Sydney'deki büyük bir omurilik merkezine götürüldüm.Меня подняли с места аварии и спасательным вертолётом доставили в большое спинальное отделение в Сиднее.
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyleהוטסתי מזירת התאונה
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyleتم نقلي جواً من مكان الحادث
Kaza yerinden bir kurtarma helikopteriyleシドニーの脊髄病棟に 運ばれました
Ki bu durum, okulun park yerinden aşikardır. En fazla 15 kilometrelik tek yön bir istisna değil.Ils passent un test
Ki bu durum, okulun park yerinden aşikardır.Lo que se puede apreciar al ver el estacionamiento de esta escuela.
Ki bu durum, okulun park yerinden aşikardır.Vilket syns tydligt på den här skolans cykelparkering.
Ki bu durum, okulun park yerinden aşikardır.Was beim Blick auf diesen Schulfahrradparkplatz einleuchtet.
Ki bu durum, okulun park yerinden aşikardır.وهو ما يبدو واضحا من خلال هذا المنظر من موقف الدراجات الخاص بالمدرسة
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Aber wir wollen auch nicht die Armut in die ländlichen Gegenden verbannen.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Além do mais, também não queremos relegar à pobreza as áreas rurais.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.De a vidéki területeket sem akarjuk nyomorba taszítani.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.또한 우리는 농촌의 빈곤을 방치할 수 없습니다.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Maar we willen ook niet dat het platteland in armoede vervalt.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Mais nous ne voulons pas non plus reléguer à la pauvreté dans les zones rurales.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Nhưng chúng ta cũng không muốn mang đến nghèo đói cho các vùng nông thôn.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Pero tampoco no queremos relegar a la pobreza a las áreas rurales.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Si de asemenea nu vrem sa retrogradam la saracie zonele rurale.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Но също не искаме да заточаваме в бедност в селските райони.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.Однако, мы также не хотим способствовать бедности в сельскохозяйственных районах.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.אבל אנחנו גם לא רוצים לגזור עוני על האזורים הכפריים.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.ولكن أيضا نحن لا نودّ أن نترك المناطق الريفية تواجه الفقر.
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.貧困へと追いやりたくもありません そして、都会の貧しい人々を
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.Avea o mulțime de copii de peste tot din Coreea acolo și găsea familii pentru acești copii.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.Bọn trẻ đến từ mọi nơi tại Hàn Quốc. và ông ấy tìm kiếm gia đình cho các em.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.C'erano bambini provenienti da tutta la Corea che vivevano lì, e lui trovava famiglie per questi bambini.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.En su orfanato tenía niños de todas partes de Corea para los cuales encontraba familias.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.Er hatte Kinder aus ganz Korea bei sich leben, und er fand Familien für sie.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.Este é o padre Keene. É um tipo espantoso.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.Hij had kinderen uit heel Korea daar wonen, en hij zocht gezinnen voor die kinderen.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.Il avait des enfants de toute la Corée qui vivaient-là, et il trouvait des familles pour ces enfants.
Kore'nin her yerinden gelen çocuklar burada barınıyor, ve rahip onların uygun aileler bulmasını sağlıyordu.그는 한국 각지에서 온 아이들을 데리고 있었는데 아이들에게 가족을 찾아주기도 했습니다.