DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.They cut DNA about 20–30 base pairs after the recognition site.
Elimizde bir halka var ve bir yerinden bir bütil gruba bağlı. .We just have a ring and it's connected to a butyl group at some point.
Ki bu durum, okulun park yerinden aşikardır.Which is clear from this school's bicycle parking lot.
Atalarım Kuzey Avrupa'nın her yerinden geliyorlar.So my ancestors come from all over northern Europe.
Bilim dünyasını yerinden oynattı.And it completely threw science on its head.
Basitleştirirsek, rüzgar hareket ettirmediği sürece yelkenliler yerinden oynamaz.Trying to simplify that, a sailboat can not sail it's moved by the wind
En uzun yerinden kesebileceğim birden fazla yer var. .There's multiple places where I could cut it along its widest point.
Yani dünyanın her yerinden herkesin, bu tasarım ve gelişimin bir parçası olabilmesini istiyorum.So I want everyone from all over the planet to be able to be a part of this design and development.
Ve umarım o korkunç pekan cevizlerin den almak için durmuyosunuzdur -- Stuckey'nin yerinden.And hopefully you don't stop and buy those awful pecan things -- Stuckey's.
Yerinden çıkmış insanlarla ne yaparız?... ...dünyada artık evi olmayan insanlarla?What do we do with displaced fellow Earthlings who no longer have a home on the planet?
Dünyanın her yerinden ulaşılabilmeli.It's got to be available from anywhere in the world.
Kalbim yerinden fırlayacaktı!My heart is fluttering because of you!
Dünyanın her yerinden sanatçıya ihtiyacım vardı.I'm going to do an international biennial; I need artists from all around the world.
Ben de evsizler için çalışmak üzere görevlendirildim, yerinden edilmiş insanlar.I was assigned to work for the homeless, for the internally displaced people.
İki yılın sonunda ise Hindistan'ın her yerinden çocuklar ev ödevlerini Googleluyorlardı.And all over India, at the end of about two years, children were beginning to Google their homework.
600,000 kişi yerinden edildi.600,000 people were displaced.
Ve bu incelemenin yerinden konuş, içten, onun hakında içten konuş.And speak from this place of the examination, internally. Speak internally about it.
Ama birazcık yerinden oynuyor olabilir.But it can kind of move around a little bit.
Eğer birisi dünyayı yerinden oynatacaksa Eğer birisi dünyayı yerinden oynatacaksaIf a man would move the world, he must first move himself.
Eğer birisi dünyayı yerinden oynatacaksa(Socrates)
Yani kalbimizin esnekliğini de Eğer birisi dünyayı yerinden oynatacaksaSo, test out the flexibility of your heart arteries by doing this reach test!
Dünyanın her yerinden sanat çalışmaları ve videolar yağdı.Artwork and videos emerged from around the world.
Bir sonraki aşama yerinden etme aşaması.The next phase it hit was displacement.
Gördüğünüz gibi 2001 civarında VCR'ı yerinden etti.You can see around 2001 it finally out-sold the VCR.
Evet onu yerinden çıkaramadığınız için yüzleşseniz iyi olur.Yes, you'd better face it 'cause you can't displace it.
Aslında daktilo, gördüğünüz bu şey yüzünden yerinden oldu.And, in fact, the typewriter was essentially deleted by this thing.
Dünyayı yerinden oynattım!I shook up the world!
Diyor ki " Dünyanın her bir yerinden, on binlere hacı vardı.He says, "There were tens of thousands of pilgrims from all over the world.
Bunu yapan dünyanın her yerinden insanlar var.And we have people all over the world doing that now.
Nasıl kolun yerinden çıkabilir?What are you talking about?
Bisikletin yerinden oynamaması için destek kolunu tekerleğin önüne geçirin.SWlNG THE SUPPORT ARM OVER THE FRONT OF THE TlRE TO HOLD THE BlCYCLE IN PLACE.
Silikon yerinden oynayabilir.The silicon might slip out of place.
İşte bu aklımı yerinden oynattı.Now, that blew my mind.
Sizin eriştenizi ilk yediğimde... Kalbim yerinden oynamış gibi oldu.When I first ate your noodles... ...my heart felt like it was sinking!
Ve bu diğer herşeyden daha çok aklımı yerinden oynattı.And that completely blew my mind almost more than anything.
Bunlar dünyanın her yerinden profesyoneller.These are professionals all over the world.
Gengo'da dünyanın her yerinden yetenekli çalışanlarımız bulunmaktadır.At Gengo we have talented employees from all around the world.
Öyle olmasa olay yerinden hiç ayrılmazdım.I'd have never left the spot if I hadn't been.
Bunu düşünmenin bir yolu olarak dünyanın her yerinden veri seti topladım.One way to imagine that is I gather large datasets from around the world.
Bana tutacak bir yer verin dünyayı yerinden oynatayım.""Give me a place to stand, and I will move the world."
Kırsal kesimlerde yoksulluğu, ... ... yerinden etmek istiyoruz.But also we do not want to relegate to poverty in the rural areas.
Modelleri yerinden oynatmak güçtür.Models are hard to dislodge.
Burada dünyanın her yerinden alıcılar için oyuncaklar satıldı.Here toys are sold to buyers from all over the world.
Tapınma yerinden kente indikten sonra Samuel evinin damında Saulla konuştu.When they had come down from the high place into the city, he talked with Saul on the housetop.
Ama yerinden sökülürse, Yeri, ‹Seni hiç görmedim› diyerek onu yadsır.If he is destroyed from his place, then it shall deny him, saying, 'I have not seen you.'
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.He removes the mountains, and they don't know it, when he overturns them in his anger.
Dünyayı yerinden oynatır, Direklerini titretir.He shakes the earth out of its place. Its pillars tremble.
‹‹Ama dağın yıkılıp çöktüğü, Kayanın yerinden taşındığı,"But the mountain falling comes to nothing. The rock is removed out of its place;
Doğu rüzgarı onu uçurup götürür, Yerinden silip süpürür.The east wind carries him away, and he departs. It sweeps him out of his place.
Onunla alay ederek el çırpar, Yerinden ıslık çalar.›› sözleridir.Men shall clap their hands at him, and shall hiss him out of his place.
‹‹Yüreğim titrer buna, Yerinden oynar."Yes, at this my heart trembles, and is moved out of its place.
Gök yerinden oynatıldığı zaman;The curtain drawn back from the skies,
Âd kavminde de bir ibret var. Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgârı göndermiştik.In 'Ad (also is a sign), when We sent a blasting wind against them,
Zincirlenmiş olarak onun dar bir yerinden atıldıkları zaman ölümü çağırırlarAnd when they are cast within a narrow space of it chained together, they would plead for death.
Gök yerinden oynatıldığı zaman,The curtain drawn back from the skies,
Kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun." dedi.Then came a man from the furthest part of the city, running; he said, 'My people, follow the Envoys!
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.Then came a man from the furthest part of the city, running; he said, 'My people, follow the Envoys!
Onlar üzerine, her şeyi yerinden söken rüzgârı göndermiştik.We unleashed against them the devastating wind.
Cinlerden bir ifrit, "Sen daha yerinden kalkmadan onu sana getirebilirim.An imp of the sprites said, “I will bring it to you before you rise from your seat.
"Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas!Tempt with your call all whom you wish.