Sinemaya gitme yerine bütün gün boyunca evde kaldım.I stayed home all day long instead of going to the movies.
Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.I prefer to buy domestic rather than foreign products.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Ben görevimi yerine getirmeye çalıştım.I tried to fulfill my duty.
Geride kalmak yerine terk etmeyi seçtim.I chose to leave instead of staying behind.
İşe gitme yerine bütün gün evde kaldım.I stayed home all day instead of going to work.
İş yerinde bir kaza geçirdim.I had an accident at work.
Tam olarak doğduğum yeri bilmiyorum.I don't know the exact place I was born.
Beni yerime götürdüler.I was ushered to my seat.
Yerin sallandığını hissettim.I felt the floor shake.
Keyfim yerindeydi.I was in good spirits.
Ben iş yerimden bir saat uzakta yaşıyorum.I live an hour away from work.
Dünyanın her yerine seyahat etmek istiyorum.I want to travel all over the world.
Ben öğle yemeğini öğleyin yerim.I have lunch at noon.
Ben onun yerini alacak birini aradım.I looked for someone to take her place.
Ben yerimi kaybettim.I have lost my place.
Görevimi yapabildiğim en iyi şekilde yerine getireceğim.I will do my duty to the best of my ability.
Ona yeri süpürttüm.I made him sweep the floor.
Onun yerine toplantıya katıldım.I attended the meeting in place of him.
Çalışmak yerine TV izledim.I watched television instead of studying.
Her gün kahvaltıda haşlanmış yumurta yerim.I have a boiled egg for breakfast every day.
Ben her zaman nakit yerine seyahat çekleri ile seyahat ederim.I always travel with travelers' checks instead of cash.
Ben her zaman dondurulmuş olanların yerine taze sebzeler alırım.I always buy fresh vegetables instead of frozen ones.
Ben sıranın sonunda yerimi aldım.I took my place at the end of the line.
Yerimi yaşlı bir bayana verdim.I gave up my seat to an old lady.
Ben kendim gitmek yerine oğlumu göndereceğim.I'll get my son to go instead of going myself.
Biz akşam yemeğini yedide yeriz.We have dinner at seven.
Biz birçok çeşit yiyecek yeriz.We eat many kinds of food.
Sağlığımız için margarin yerine tereyağı kullanmalıyız.We should substitute margarine for butter for our health.
Biz her akşam 6:00'da akşam yemeğini yeriz.We have supper at six every evening.
Daha az kazalar yerine daha çok kazalar var.Instead of fewer accidents there are more.
Eşyalarını yerine koy.Put away your things.
Bir sonraki otobüsü beklemek yerine yürüyebiliriz.We may as well walk as wait for the next bus.
Yolcu vagonlarının yerini otomobiller aldı.Automobiles replaced carriages.
Trafik kazasının olay yeri korkunç bir manzaraydı.The scene of the traffic accident was a horrible sight.
Doğduğum tam yeri bilmiyorum.I don't know the exact place that I was born.
Sözlerinizi yerine getirmek için elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız.You should do your best to carry out your promises.
Uygun elbiseler iş yerinde çok önemlidir.Proper clothes count for much in business.
Bugün patronun keyfi yerinde mi?Is the boss in a good mood today?
Başkan gelmedi ama, yerine başkan yardımcısını gönderdi.The president did not come, but sent the vice-president in his stead.
Bisikletlerin yerini arabalar aldı.Cars took the place of bicycles.
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Go out and have a good time once in a while instead of just studying all the time.
8 ayak kare bir yerin alanı 64 ayak karedir.The area of an 8-foot square room is 64 square feet.
Hizmetçi yeri sildi.The servant swept the floor.
Lütfen bana bulunduğunuz yeri bildirin.Please tell me your location.
Buharlı trenlerin yerini elektrikli trenler aldı.Steam trains were replaced by electric trains.
Yiyecek yokluğundan dolayı şehrin her yerinde şiddet patlak verdi.Violence erupted all over the city because of the food shortages.
Yeni okulun yeri ile ilgili anlaşmazlık vardı.There was a controversy about the location of the new school.
Yeni okulun yeriyle ilgili ihtilaf vardı.There was a controversy about the location of the new school.
Orman korunması dünyanın her yerinde önemli bir konudur.Forest conservation is an important issue all over the world.
Üzgünüm, hiç boş yerimiz yok.I'm sorry, we have no vacancies.
Allah göğü ve yeri yarattı.God created the heaven and the earth.
Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.It's good to put yourself in someone else's place now and then.
İnsanlar dünyanın her yerinde yaşıyorlar.People are living in all parts of the world.
Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.A lot of people want peace all over the world.
Dünya'nın petrol yerine yeni enerji kaynakları geliştirmesi gerekmektedir.The world needs to develop new energy sources in place of oil.
Dünyanın herhangi bir yerinde çoğu otelde İngilizce'yi kullanabilirsiniz.You can use English at most hotels anywhere in the world.
Kendinizi aptal yerine koymayın.Don't kid yourself.
Öğleyin arkadaşlarımla birlikte öğle yemeği yerim.I have lunch at noon with my friends.
Bir sözleşmeyi bekleme yerine, onu telefonda halledebiliriz.Instead of waiting for a contract, we can handle it over the phone.