Ana içeriğe geç
Sözlük

yeri ile cümle

yeri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben her sabah Congee yerim.I have congee every morning.
Tom Mary'ye onun yerine park ettiği için kızgındı.Tom was angry at Mary because she parked in his space.
Tom çocukları ile yürüme yerine evde kalmayı ve dinlenmeyi istedi.Tom wanted to stay home and relax instead of hiking with his children.
Tom köşedeki küçük yerin yemek yemek için iyi bir yer olabileceğini düşündü.Tom thought the little place on the corner might be a good place to eat.
Tom gidecek bir yeri olmadığını söyledi.Tom said he had nowhere to go.
Tom her zamanki yerine parketti.Tom parked in his usual spot.
Tom benim yerimden uzakta olmayan bir apartmanda yaşıyor.Tom lives in an apartment not far from my place.
Tom verdiği sözü yerine getirdi.Tom kept his end of the bargain.
Tom senin yerinde olmadığı için memnun.Tom is glad he isn't in your shoes.
Tom sürücünün yerine oturdu ve uzaklaştı.Tom got into the driver's seat and drove off.
Tom Mary'yi yerine tekrar arabayla götürdü.Tom gave Mary a lift back to her place.
Tom kendini aptal yerine koymak istemedi.Tom didn't want to make a fool of himself.
Sen hastanede iken Tom geçici olarak senin yerine baktı.Tom covered for you while you were in the hospital.
Tom haritada doğduğu yeri bulamadı.Tom couldn't find his hometown on the map.
Tom bir park yeri bulamadı.Tom couldn't find a parking place.
Tom kesinlikle hepimizi enayi yerine koydu.Tom certainly fooled us all.
Tom kesinlikle beni aptal yerine koydu.Tom certainly fooled me.
Tom kesinlikle Mary'yi aptal yerine koydu.Tom certainly fooled Mary.
Tom her şeyin yeri ve zamanı olduğuna inanıyor.Tom believes that there is a time and a place for everything.
Tom arabasını park yerinden çıkardı.Tom backed his car out of the parking space.
Tom Mary'den yeri süpürmesini istedi.Tom asked Mary to sweep the floor.
Tom'un yerinde olmak istemem.I wouldn't like to be in Tom's shoes.
Bizim yerimize nasıl gidileceğini biliyor musun?Do you know how to get to our place?
Kalacak bir yerin var mı?Do you have someplace to stay?
Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı.In the beginning God created the heavens and the earth.
Onlar şartları yerine getirmediler.They did not fulfill the conditions.
Tom masada yerini aldı.Tom took his place at the table.
Senin yerinde olmaktan nefret ederdim.I'd hate to be in your shoes.
Benim yerim burasıdır.My place is here.
Benim uyumak için yerim var.I have a place to sleep.
Ben meyve yerim.I eat fruit.
Ben evde yemek yerim.I eat in the house.
Üzüntüsü onun yüzünün her yerine yazılmıştı.His sorrow was written all over his face.
Ben ellerimle yemek yerim.I eat with my hands.
Tom 2.30'da benim yerime uğradı.Tom came over to my place at 2:30.
Taş yerinde ağırdır.A stone is heavy on its own turf.
Sözlerini yerine getirmelisin.You should deliver on your promises.
Ekmeği yerine koy.Put away the bread.
Aç olduğum için yerim.I eat because I'm hungry.
Senin yerin mi yoksa benimki mi?Your place or mine?
O, görevini yerine getirmek için sağlığını feda etti.He sacrificed his health to fulfill his duty.
Kahvaltımı saat yedide yerim.I eat my breakfast at seven o'clock.
Tom iş yerindeki masasının çekmecesinde fazladan bir kravat tutuyor.Tom keeps an extra tie in his desk drawer at work.
Tom şemsiyesini yerine koydu.Tom put up his umbrella.
Tom fıstık ezmesi kavanozunun kapağını yerine koydu.Tom put the lid back on the peanut butter jar.
Tom'un gidecek başka yeri yok.Tom has nowhere else to go.
Ben her zaman görevlerimi yerine getirdim.I've always carried out my duties.
Hiç olmazsa yatacak bir yerim var.At least I have somewhere to sleep.
Ben çikolata yerim.I eat chocolate.
Yerine dön.Return to your place.
Onun yerine, arabayı iade edebilir miyim?May I return the car instead?
Burada her zaman aynı anda birkaç görevi yerine getirmek zorundayım.I always have to multitask here.
Görevlerimi zevkle yerine getireceğim.I will perform my duties with pleasure.
Yerin kulağı var.Walls have ears.
O felaketten kurtulmaya çalışmak yerine kederi içinde debeleniyor gibi görünüyordu.She seemed to be wallowing in her grief instead of trying to recover from the disaster.
Her zaman iş yerinizi düzenli tutun.Always keep your workplace organized.
Ben her sabah lahana turşusu yerim.I eat sauerkraut every morning.
Yerinde olsam, ondan uzak dururum.If I were you, I'd stay away from that.
O, iş yerinde dalga geçtiği için kovuldu.He got fired for slacking off at work.
O bana kahve yerine şekerli çay verdi fakat kremasız.Instead of coffee he gave me tea with sugar, but without cream.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod