Bu mayınlar SSCB, Çin ve yerel üreticilere aitti.These were of Soviet, Chinese or local manufacture.
[[Medya:[ Yerelnet(Lepidoptera: Nymphalidae).
Tonga ismi yerel dil olan Tongaca'da güney kelimesini ifade etmektedir.His name literally translates to house in Tongan.
Bu yerel yönetimleri idare eden yöneticilere Reichskommissar deniliyordu.That talented staff members of regional governors should be promoted to the imperial government.
Babası Anhui yerel bir memurdu.His brother Casper was city auditor.
Ayrıca yerel hükümet de bölgesel ekonomiyi geliştirmeyi düşünüyordu.The King also wanted to improve Hawaii's economic situation.
Yerelnette ÇöğürlerPiguita at ForaDeJogo
Fransızcaya ek olarak Fransa'da pek çok yerel dil de konuşulur.Quite a few of these courses are offered in French as well.
Yerelnet Şefaatli, DelilerRegula, Ludi.
James Marsden, Teddy Flood, yerel güzellik peşinde olan robot silahşördür.James Marsden as Teddy Flood, a host.
"Yerel seçimler 27 Ekim 2013'te"."Local Election 7 May 2015".
Bölgenin yerel halkı Goralılardır.Oamenii de la munte sunt duri.
Yerel Punk sahneleri kimi zaman yarım düzine kişiden kimi zaman binlerce kişiden oluşur.Rural priests are in some cases responsible for up to a half dozen parishes at a time.
Ayrica koy evi yapimina baslanmistir YerelnetZsófia Földházi at UIPM
Ticaretin odağı yerel piyasa ve özellikle Almanya ve Birleşik Krallık olmak üzere batı ülkeleriydi.Trade focused on the local market and the West, particularly Germany and the United Kingdom.
Yerel çiftlik sahipleri inek, koyun ve keçi peyniri yapmaktadır.These factories produce cheese from the local sheep and cow milk.
Her bölgenin kendi yerel konseyi vardır.Each district has local units.
Yerelnet Yerköy Derebağı Web SayfasıHomeland Security Advisory Council Home Page
Yerel bir havalanına gidin,... ...rotanızı girin,... ...adeta bir yolcu gibi ulaştırılırsınız.Go to a local vertiport, plug in your destination, delivered almost like a passenger.
Korkunç bir yerel madde kullanımı var, ancak içinde bazı iç kompozisyonlar bulabilirsiniz.A terrific use of local materials, but inside you could find some interior compositions.
Ve sonra yerel meridyenimiz var.These are all the stars that are neither east nor west of us.
Yani yerel zaman gök meridyeninin yerel meridyene denk gelen adıdır, içinde zenit'imizi barındırır.And because the declination of Alpheratz is less than our latitude, our zenith is at 38 degrees.
Yerel fırına gittim ve bayatlamış ekmeklerini aldım.I went to the local baker and took their stale bread.
Dünyanın her yerindeki yerel halklardan topladığımız yaklaşık olarak 25.000 örneğimiz varWe've got about 25,000 samples collected from indigenous people around the world.
Ve bu yerel çevrelerindeki metalleri çeker.And this attracts metals from their local environment.
Yerel para birimlerinde de artış var.Also this rise of local currencies.
Bu gözlemlediğimiz bu tip bir yerel para birimi artışı da ilgi çekici.So, this rise of this sort of local currency is another really interesting phenomenon.
Yerel halk arasında ünlü olduğu için mi burada?So he stays here on this little corner because he's popular with the local people.
Bugün burada bulunanlar, yerel halktan mı?The people who are here today, are they people who work in the local area?
Ve insanlar ellerindeki belgelerle yerel eczanelerden yatak ağları alabilirdiSo people with their voucher could get the bed net in the local pharmacy.
Tutuklamadan iki gün evvel, soruţturma JSTOR ve Cambridge'in yerel polisini aţmýţtý bile.Two days before the arrest, the investigation had gone beyond JSTOR and the local Cambridge police.
Diyelim ki,çevrimdışı işlerinizi de yürüten yerel bisiklet tamirhanenize ait bir siteniz var.Let's say you have a site that promotes your offline business, like a local bike repair shop.
Yerel diliniz, hayatınızdır.Your native language is your life.
New York Şehri'nin Coney Adası'nda yerel, nostalik lunaparkta gerçekleştiriliyor.Coney Island, our local, charmingly run-down amusement park, hosts the Mermaid Parade.
Şimdi,yerel düşündüğümüz ve yerli davrandığımız... ...toplumlarımızda rol yapma zamanıdır.Now is the time for us to act in our own communities where we think local and we act local.
Yerelin özü,küreseldir.The sum of the local is the global.
Bütün problemler yereldir. Bütün çözümler yereldir.All problems are local.
Yerel olarak çalışmalıyız ama aynı zamanda okyanus havzası genişliğinde de çalışmalıyız.We need to work locally, but we also need to work ocean-basin-wide.
Şimdi bu hızlı ulaşım araçlarıyla yan yana işleyen yerel otobüsleri çıkarabiliriz.Now we could take out all the local buses that ran alongside those rapid transport means.
Galaksilerdeki yerel gruba ait .Which in turn belongs to a local group of galaxies.
Bu nedenle, yerel su vakıflarıyla çalışarak bunu yapmaya özendirici bir teşvik yarattık.So, working with local water trusts, we created an incentive to do so.
Uçağınız iner inmez de, yerel ifadelere ve kurlara göz atın.And as soon as you land, check out local phrases and rates.
Yerel düşünüp, yerel davranma yetisine sahipsiniz.You have the capacity to act locally and think locally.
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.The European Commission is attempting to pass a law to make it illegal to have local seeds.
-Sabah 11 yerel saatle akşam 5 demek.-11 am means 5 pm local time.
Sonra yerel kereste kaynakları ile kendi ölçülü kerestemizi yaratabiliriz.And then using local timber resources we can make our own dimensional lumber.
Yani yerel durumların daha genel ve daha uluslararası meselelere bağlanmaya çalışılması gerekiyorSo it's necessary to try to link local situations to the broader and more international issues.
Bu, yerel düzeyde kamu hizmetlerini satın almak için piyasalardaki kamu harcamaları ile ilgili.It's about public spending going through these markets to buy public services at the local level.
Green School öncülerin, yerel ve küresel olanların yeridir.Green School is a place of pioneers, local and global.
Size daha yerel bir örnek vereyim.Let me bring it to you locally.
Çoğu başka yerel silaha sarılmadı.Many other natives didn't take up arms.
Yerel işçileri görüyorsunuz.You see the local laborers.
Çiçek siparişi makine için Yerel elektrik kodu belirtildiThe electrical service for the Machine is specified by the local electrical code
Şampiyon yerel yenilik.Champion local innovation.
Yerel bir hastane bir çekiliş düzenliyor.A local hospital is holding a raffle.
Bu miktar, 10 bin dolar değil, yerel para birimi.This isn't $10,000, it's the local currency.
Bunu yerel bir durum olarak gösterin.Make it a local issue.
Programın Amerikan şefi yeni bir yerel Arap komedisi istedi.Now, the American head of programming wanted new local Arabic comedy.
Sonra arkadaşlarımı getirip, yerel amatörlere işlerin nasıl yapıldığını gösterecektik.Then I'd bring my friends, and we'd show local amateurs how it's done.
Sonra filmi çekip yayınlacaktık, ve artık yerel amatörlerle çalışıp yeni komediler yazabilecektik.We would film that and air it, and then I could work with the local amateurs and write new comedy.