Bir yerden başlamak zorundaydık.الآن، كان علينا أن نبدأ من مكان ما، ولذلك نعوم وأنا
Bir yerden başlamak zorundaydık.それでノームと私は 私たちの伽藍の基礎として
Bir yerden baţlayacaksýn herhalde. Çok zaman kaybettin.Για παράδειγμα, νομίζω πως πρώην ανταγωνιστές μπορούν να γίνουν νέοι συνέταιροι.
Bir yerden baţlayacaksýn herhalde. Çok zaman kaybettin.Аз например мисля, че бившите ни конкурентимогат да ни станат партньори.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.어디선가 어디론가 갈 때에 정보를 획득하는 비용이 0에 가깝다면 어떤 일이 생길지 생각해 보십시오.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.Imaginaţi-vă ce se întâmplă când costul de a obţine informaţia între oricare două puncte e aproape zero.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.Imaginen que pasa cuando el costo de obtener información desde cualquier parte es casi cero.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.Képzeljék el, mi lenne, ha az információszerzés ára akárhonnan akárhová, a nullához közelítene?
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.Transmettre de l'information entre deux endroits quelconques ne coûterait presque rien.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.Φανταστείτε τι συμβαίνει όταν το κόστος της μεταφοράς πληροφορίας από παντού, παντού να είναι σχεδόν μηδενικό.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.תארו לעצמכם מה יקרה כשעלות העברת המידע מכל מקום לכל מקום תהיה קרובה לאפס.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.تخيل ماذا يحدث عندما تكلفة الحصول على المعلومات من أي مكان لأي مكان تشارف إلى الصفر.
Bir yerden bir yere bilgi aktarım maliyetinin sıfıra yakın olduğunda neler olabileceğini bir düşünün.コストがほぼゼロなら 何が起こるでしょうか そのツールを使えば 経済成長の原動力を生み出せます
Bir yerden bir yere gidebileceğin dört yol bu.Acestea sunt cele patru moduri în care te poți deplasa dintr-un loc în altul.
Bir yerden bir yere gidebileceğin dört yol bu.Nämä ovat ne neljä tapaa, joilla voit liikkua paikasta toiseen.
Bir yerden sonra süper kelimesi bile bu büyüklüğü karşılamıyor.Do pewnego stopnia słowo 'super' nie jest wystarczająco duże.
Bir yerden sonra süper kelimesi bile bu büyüklüğü karşılamıyor.In un certo senso, la parola super non rispecchia bene l'ordine di grandezza di questi buchi neri
Bir yerden sonra süper kelimesi bile bu büyüklüğü karşılamıyor.Svým způsobem není slovo "super" dostačující.
Bir yerden sonra süper kelimesi bile bu büyüklüğü karşılamıyor.До известна степен думата супер не е достатъчно "голяма".
Bir yerden sonra süper kelimesi bile bu büyüklüğü karşılamıyor.Префікса "над" тут недостатньо для вираження їх розміру.
Bir yerden yeni döndüğünü duydum.Hallottam most jöttél vissza valahonnan.
Bir yerden yeni döndüğünü duydum.J'ai entendu que tu revenais de l'étranger.
Bir yerden yeni döndüğünü duydum.سمعت انك عدت للتو
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Chúng tôi đến từ đâu đó và chúng tôi hi vọng xê dịch suốt, di chuyển tới một nơi mới.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Jövünk valahonnan, és remélhetőleg folyamatosan úton vagyunk, mindig valami új hely felé elmozdulóban.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Kita datang dari suatu tempat dan kita bepergian setiap saat, berpindah menuju ke tempat baru.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.우리는 어디로부턴가 와서 항상 새로운 장소를 찾아 여행을 하고 있는 셈입니다
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Przychodzimy z jakiegoś miejsca i pełni nadziei wciąż podróżujemy w stronę nowego miejsca.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Veniamo da qualche posto, e - si spera - siamo sempre in movimento, in movimento verso un nuovo posto.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Venim de undeva şi, sper, călătorim tot timpul, mişcându-ne spre un loc nou.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Venimos de algun lado y viajamos esperanzados todo el tiempo, moviendonos hacia un nuevo lugar.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Viemos de algum lugar e estamos sempre a viajar, a mover-nos em direção a um novo lugar.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Wir kommen von irgendwoher und wir reisen hoffentlich die ganze Zeit, in Richtung eines neuen Ortes.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Ερχόμαστε από κάπου και ελπίζουμε ότι ταξιδεύουμε συνεχώς κινούμενοι προς ένα νέο μέρος.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Идваме от някъде и с надежда пътуваме през цялото време, премествайки се на ново място.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.Мы откуда-то приходим и путешествуем все время, направляясь к новому месту.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.באנו ממקום כלשהו ואנו נעים בתקווה כל הזמן, נעים לקראת מקום חדש.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.لقد أتينا من مكان ما ونسافر على أمل كل الأوقات، نذهب بإتجاه أماكن جديدة.
Biryerlerden geliyoruz ve umut dolu geziyoruz her zaman bir yerden bir yere.新たな場所へ移動するのです 自由とは一つの集団に縛られず 訪れる-
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.자, 그 다음 얘기를 이어서 하려는데요. 사실, 제 시간이 18분밖에 없었잖아요.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Aşa că aș vrea să preiau de acolo, deoarece am avut numai 18 minute, ca să fiu sincer.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Así que quiero continuar desde ahí porque, francamente, sólo tenía 18 minutos.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.A tak bych rád na to navázal, protože, upřímně řečeno, jsem měl jen 18 min.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Chciałbym rozpocząć od tego miejsca ponieważ pozostało mi tylko 18 minut.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Dus ik wil daar nu op doorgaan want ik had toen maar 18 minuten, eigenlijk.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Et je voudrais repartir de là parce que franchement je n'avais que 18 minutes.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Ich will also von dort weitermachen, denn ich hatte nämlich nur 18 Minuten.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Jadi saya ingin mulai dari sana karena saya hanya punya 18 menit, jujur saya.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Jatkanpa nyt siitä, mihin silloin jäin. Minullahan oli vain 18 minuuttia puheaikaa.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Portanto, quero começar por aí porque, francamente, só tive 18 minutos.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Quindi vorrei riprendere da quel punto perché, francamente, avevo solo 18 minuti.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Rad by som na to teda nadviazal, pretože som mal, úprimne povedané, len 18 minút.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Så jag skulle vilja börja där jag avslutade för jag hade bara 18 minuter, uppriktigt sagt.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Så jeg vil gerne samle op derfra for jeg havde kun 18 minutter, ærlig talt.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Tôi sẽ tiếp tục từ phần đó vì tôi chỉ có 18 phút
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Úgyhogy akkor onnan folytatnám, ahol abbahagytam, mert őszintén szólva, csak 18 percem volt.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Zato bi zdaj nadaljeval kar od tam, ker sem, iskreno rečeno, imel samo 18 minut.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Έτσι,θέλω να συνεχίσω από εκεί που σταμάτησα τότε γιατί τα 18 λέπτα ήταν λίγα, να πω την αλήθεια
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Така че искам да продължа от там, защото честно имах само 18 минути.
Bıraktığım yerden devam edeyim ne yapayım o zaman sadece 18 dakikam vardı.Так вот, я хотел бы продолжить эту мысль, потому что у меня было, честно говоря, всего 18 минут.