Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.Filtrar el agua para eliminar las hojas.
Hikâye, dizinin final bölümünde kaldığı yerden devam etmektedir.La historia comienza en el mismo punto en el que concluye la tercera parte.
Bu nedenle ülkeye her yerden ciddi bir mülteci akını olmuştur.Esto origina grandes peregrinaciones de todas partes del país.
Sawyer, sakladığı yerden alyansı çıkarır ve ardından Kate ile Dharma dokuna doğru yürür.Él recupera un anillo de compromiso que escondió y luego habla con Kate en el puerto de Dharma.
Oyunun bitiminin ardından oyuna istediğiniz yerden devam edebilirsiniz.Se puede ir tras ellos tras completar el juego.
Günümüzde özellikle mobil İnternet aygıtlarıyla hemen hemen her yerden İnternet'e erişilebilir.Con el Internet se puede acceder a casi cualquier lugar, a través de dispositivos móviles de Internet.
Bire bir bağlantı kurulamasa da Yerdeniz kültürleri dünya kültürleri ile karşılaştırılabilir.Tenemos que cambiar el paradigma de cómo nos relacionamos con la Madre Tierra.
Rahatsız edildiklerinde yerden uçarak kalkar ve yakınlardaki ağaçlara sessizce tünerler.Cuando se las molesta se elevan volando a los árboles.
Şimdiye dek yaptığım gibi, hayatımın amacına ulaşmak için kaldığım yerden çalışmaya devam edeceğim.Me encantaría continuar con la actuación durante el mayor tiempo posible y ver a dónde me lleva.
Bir yerden diğer bir yere ışınlanabilir.Se puede mover de un sitio a otro bajo el agua.
Adını üretildiği yerden alır.La denominación viene dada del lugar de donde procede.
Tom senin yaşadığın yerden uzakta mı yaşar?Tom sta lontano dal posto in cui vivi?
Allah, sizi (Âdem)i yerden bitirdi.Quindi sulla Terra voi sarete immortali».
Güneş beş gündür aynı yerden doğdu.Il sole si era levato dallo stesso luogo per cinque giorni.
Gök yerden ayrılırken yaratılmıştır.Ani: veniva considerato una divinità del cielo.
"İşte vicdanı yerden kaldıran adam".Sei tu che hai completamente perso il tuo senso morale».
Bundan birkaç yıl sonra bu haklar geri çekildi ve engizisyonlar kaldığı yerden devam etti.Dopo pochi anni, comunque, i privilegi vennero revocati, e l'inquisizione riprese la sua attività.
Onlar kapıların yerden yukarıda menteşelere bağlı olduklarını keşfettiler.Essi scoprirono che le porte erano tenute alte sopra il suolo sui cardini.
Ulaşım, bir nesnenin veya kişinin bulunduğu yerden farklı bir yere aktarılmasıdır.Esso indica il luogo verso il quale si muove una persona o una cosa.
Bayrağı kaldırın yerden." diyerek bayrağı kaldırtmıştır.Le navi in navigazione sventolano una bandiera nazionale detta "insegna".
Talustan'ın işlevini, kaldığı yerden o sürdürmüştür.Per il quale disegnò persino i giardini della sua residenza.
Kaldığı yerden devam eden "Sovyetleştirme", 1950 yılına gelindiğinde neredeyse tamamlanmıştı.L'ultimo mulino rimasto operativo ha terminato le sue attività negli anni 1950.
Bu film tam olarak ilk filmin bittiği yerden başlıyordu.Questo film inizia proprio dove il capitolo precedente si era chiuso.
On yıl sonra, 1955 yılında fotoğrafları sakladığı yerden çıkarıp bir bankanın kasasında sakladı.Dal 1940, però, fu costretto a vivere nascosto in una cantina.
Bir yerden diğer bir yere ışınlanabilir.È possibile che il minerale fosse stato trasportato da qualche altro posto.
İnternet gezgini ile internet erişimi olan her yerden erişilebiliyor.Il sistema sarà consultabile online da qualunque punto della città.
Saraya başka bir yerden taşınmıştır.Karla si trasferì in un altro luogo.
Bu krallık tüm Yerdeniz'e hükmetmemişse de o dönemde başka krallıkların olup olmadığı belirsizdir.Il suo regno non è grande, altrimenti non vi sarebbe più vita; ma dentro quel regno il suo potere è assoluto.
Amerika'dan Londra'ya döndüğünde sosyalist fikirlerinin kampanyasına kaldığı yerden devam etti.Al suo ritorno dall'America fece di Londra il centro della sua attività.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Горжусь тем, откуда я.
Fakat zabıta geldi, adliye hesabına onu sakladığımız yerden çıkardılar.И вот эту-то силу Свою, возносясь от нас, даровал Он нам через установленное Им священство.
Bu yer bugünkü yerden farklı bir yerdedir.Сегодня мы живём в ином мире.
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.Однако Триста и Терезия не сдавались, и постоянно пытались её поднять.
Çünkü yerden havalanamazdı.Она не взялась из воздуха.
Bayrağın alt kısmı yerden en az 2,5 metre yüksekte bulunmalıdır.Нижняя сторона таблички должна располагаться на высоте 2—2,5 м от земли.
Allah, sizi (Âdem)i yerden bitirdi.Для вас на земле местопребывание и пользование на время».
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Повёл в универмаг и купил.
Bunun üzerine Paşa 'bir yerden İzmir'i görmek kabil midir?' dediler.Скрынников пишет: «Иван питал пристрастие к представлениям скоморохов.
"Onun kaldığı yerden devam etmek zorundaydık".Думаю, я просто продолжаю путь с того места, на котором остановился".
Bu mod içerisinde silahlar satın alanamazken sadece mevcut olanlar yerden toplanabilmektedir.В этом режиме покупать оружие нельзя, можно только подбирать имеющееся.
Bunu duyan Temuçin ve adamları hemen bulundukları yerden uzaklaştılar.Слух дошел и до её мужа, который незамедлительно прибыл туда.
Takımlar, belirlenen 6 yerden 6 tane isabetli şut atmak zorundadır.Каждая команда должна сделать шесть бросков с шести позиций с растущей трудностью.
Oyunun hikâyesi ilk oyunun bittiği yerden başlar.Игра начинается там, где закончилась предыдущая.
Filmin başlangıcı, ilk filmin sona erdiği yerden başlamaktadır.Основное действие фильма начинается там, где заканчивается сюжет первого фильма.
O da babası gibi bir yerden sonra kendini içkiye verir.Часто выпивает на рабочем месте, как и её сын.
Şimdiye dek yaptığım gibi, hayatımın amacına ulaşmak için kaldığım yerden çalışmaya devam edeceğim.Только высший долг заставил меня идти туда, куда пошла я.
Kargad adasında yaşayanlar haricinde tüm Yerdeniz kültürlerinde yazı kullanılır.Распространена во всех без исключения странах на всех континентах.
Yerden yükseldikçe hava sıcaklığı düşer.При подъёме вверх по горам температура воздуха падает.
Güneş beş gündür aynı yerden doğdu.وظلت الشمس تشرق من نفس المكان لمدة خمسة أيام.
Ama güneşin şu anda durduğu yerden başlayarak artık hiç savaşmayacağım.من حيث تقف الشمس الآن ، لن أحارب أكثر إلى الأبد ".
Özgürlükleri ve ekonomik durumları zamandan zamana ve yerden yere farklılıklar gösterdi.لكن، اختلفت حريتهم وحالتهم الاقتصادية من وقت لآخر ومن مكان إلى آخر.
Forks’a geri dönerler ve Edward hiç gitmemiş gibi yaşamlarına kaldıkları yerden devam ederler.وعادوا بذلك إلى فوركس مرة اخرى ولكن لم يستمر ادوارد في الحياة كما كان من قبل.
Şu anki anlamı yerleştiği yerden gelmektedir.ولكن الآن يجب أن أصعد إلى المكان الذي أتيت منه.
Aralık ayında yapılan seçimlere İstanbul dışında her yerden sadece Müdafaa-i Hukuk yanlısı mebuslar seçildi.وقد اختارت الانتخابات التي أجريت في شهر ديسمبر مبعوثين والين لـ: "مدافعهء حقوق" من كل مكان خارج إستانبول.
Filmin başlangıcı, ilk filmin sona erdiği yerden başlamaktadır.أجواء المرح تسود المكان الذي شهد بداية الفيلم وانتهى به.
Ay Dünya'ya yakın olduğu için tek tek yıldızların örtülmesi aynı zamanda ve her yerden görülemez.بما أن القمر قريب من الأرض، فإن احتجاب نجم ما لا يكون ظاهر في كل أنحاء الأرض، ولا في نفس الوقت.
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."فإذا كان اللفظ مشتق من المنعن والمنع على الله محال، لزمك ان تمنع إطلاق (حكيم) عليه سبحانه.
Böylece hayvanlar sayesinde bir yerden bir yere taşınırlar.بهذا تكون لا تستطيع الأنواع أن تتحرك من مكان إلى آخر.
Bitkileri kolayca kapalı yerden açık yerlere taşıyabilmeye yarar.ويتم نقل الآلات بسهولة على شاحنات من موقع إلى موقع.
Gemi 2 gün sonra dalgaların etkisiyle karaya oturduğu yerden kurtuldu.فاضطرت ان تنتظر عامين حتى يتخلص الخليج الذي توقفت فيه السفينة من الجليد.