O, Tom'un yaşadığı yer.That's where Tom lives.
O, Tom'un çalıştığı yer.That's where Tom worked.
Bu yaz bir yere gittin mi?Did you go somewhere this summer?
Emirlerimi yerine getir!Carry out my orders!
Yerel ürünlerin reklamı yerel kelimelerin kullanılmasını gerektirebilir.Advertising local products might require the use of local words.
O her zaman akşam yemeği için bir yere davetsiz gider.He always invites himself for dinner.
O, görevini çok iyi yerine getirdi.He carried out his mission very well.
O, yükümlülüklerini yerine getirmedi.He didn't fulfill his obligations.
Burada yeme yerine eve gidelim.Instead of eating here, let's go home.
Hiçbir terbiyeli insan o yere gitmez.No decent people go to that place.
Yerdeki o kağıdı kaldırın.Pick up that paper there on the floor.
Onu ulaşılabilir yere koy.Put it within reach.
Kavanoz yere çarptığında paramparçaydı.The jar was smashed to bits when it hit the floor.
Bize oturacak yer yok.There's no room for us to sit down.
Bu en iyi yerel gazetelerden biridir.This is one of the best local newspapers.
Ülkenin tarihi yerlerini ziyaret ettik.We visited the historic sites of the country.
Biz her zamanki yerde buluşacağız.We'll meet at the usual place.
Bir yere gitme, tamam mı?Don't go anywhere, OK?
Yeri bilmiyorumI don't know where.
Onların yeri burası değil.They don't belong here.
Tom kendini aptal yerine koyuyor.Tom is fooling himself.
Tom burada bir yerde.Tom is here somewhere.
Tom bir yerde saklanıyor.Tom is hiding somewhere.
Tom'un aklı başka yerde.Tom is miles away.
Tom başka bir yerde gerekli.Tom is needed elsewhere.
Beni aptal yerine koymazsın.You don't fool me.
Bizi aptal yerine koymazsın.You don't fool us.
Tom olmadan bir yere gitme.Don't go anywhere without Tom.
Birini yemek yerken görmedim.I didn't see anyone eating.
Tom'u bir yere göndermedim.I didn't send Tom anywhere.
Onları hiçbir yerde görmüyorum.I don't see them anywhere.
Sen ait olduğun yerdesin.You're here where you belong.
Bu ürün yerel tüketim için kullanılmalıdır.This product shall be used for local consumption only.
Tom onu yerden kaldırmadı.Tom didn't pick it up.
Herhangi bir yer işe yarar.Any place will do.
Hiçbir yer güvenli değildi.It wasn't safe anywhere.
Yerlerimize oturalım.Let's take our seats.
Beni aptal yerine koymadın.You didn't fool me.
Genellikle ne zaman öğle yemeği yersin?What time do you usually have lunch?
Kilise ibadet edilen bir yerdir.A church is a place to pray.
Olacağım yer bu.That's where I'll be.
Biraz yer.Some place.
Endişelenme. Bir yere gitmiyorum.Don't worry. I'm not going anywhere.
Bunalımlı olduğum zaman her zaman abur cubur yerim.I always eat junk food when I'm depressed.
Depresyondayken sürekli abur cubur yerim.I always eat junk food when I'm depressed.
Anahtarlarımı yanlış yere koymuşum gibi görünüyor.I appear to have misplaced my keys.
O yerleşmek ve çocuk sahibi olmak istiyor.She wants to settle down and have children.
O yerleşmek istediğini söylüyor.He says that he wants to settle down.
Sanırım Tom bir yerde vazgeçecektir.I assume that at some point Tom will just give up.
Sanırım yapılması gerekeni yapabilecek bir yerde birisi var.I assume there's somebody somewhere who can do what needs to be done.
Sanırım Tom'u seven biri bir yerde vardır.I assume there's somebody somewhere who likes Tom.
Ben başka bir yere aitim.I belong somewhere else.
Şeftali yerine çikolata satın almak için markete gittim.I went into the supermarket to buy chocolate rather than peaches.
Bu sabah hastalık yüzünden iş yerine gidemeyeceğimi belirttim.I called in sick this morning.
İstediğim herhangi bir yere gidebilirim.I can go anyplace I want.
İstediğim herhangi bir yere gidebilirim?I can go anywhere I want.
Herhangi bir yere gidebilirim.I can go anywhere.
Bir yerde bir saksafon çaldığını duyabiliyorum.I can hear a saxophone playing somewhere.
Yaşadığım yerde bütün gece boyunca trafik gürültüsü duyabiliyorum.I can hear traffic noise all night long where I live.
Artık yükümlülüklerimi yerine getiremiyorum.I can no longer fulfill my obligations.