Ziyaret etmek için Boston'dan daha ucuz yerler düşünemiyorum.I can think of cheaper places to visit than Boston.
Ziyaret etmek için Boston'dan daha ilginç yerler düşünebiliyorum.I can think of more interesting places to visit than Boston.
Ziyaret etmek için Boston'dan daha güvenli yerler düşünebilirim.I can think of safer places to visit than Boston.
İstediğim herhangi bir yerde çalışabilirim.I can work anywhere I want.
Sadece senin yerini temizlemeyi bitirdim.I just finished cleaning your place.
Normalde, günde üç kez yemek yeriz.Normally, we eat three times a day.
Tom görülecek bir yerde değildi.Tom was nowhere to be seen.
Tom'un yerine uğramak için geldim.I came to take Tom's place.
Ben çadırımı kurmak için bir yer seçtim.I chose a place to pitch my tent.
Hiç Tom'un yerine geçemedim.I could never replace Tom.
Tom'u bir yerde bulamadım.I couldn't find Tom anywhere.
Senin yerini alamadım.I couldn't take your place.
Onlar yerde yatan bir sarhoş gördüler.They saw a drunkard lying in the road.
Öğlen yemeğinde ne yersin?What do you eat for lunch?
Genelde bu tür yerlerde yemek yemem.I don't usually eat at places like this.
Dün bir yerde anahtarlarımı kaybettim.I lost my keys somewhere yesterday.
Burada görülecek çok yer olduğunu düşünüyorum.I think there are lots of sites to see here.
Tatlı için her zaman yerim var.I always have room for dessert.
Kedim yalnızca sulu yemek yer.My cat only eats wet food.
Çadır kurmak için bir yer seçmek zorundayız.We have to pick a place to set up the tent.
Anahtarlarımı nereye koyduğumu bilmiyorum ama onları burada bir yerde bıraktım.I don't know where I put my keys, but I left them in here somewhere.
Bu konuşmanın gittiği yeri sevmiyorum.I don't like where this conversation's going.
Hiçbir yerde herhangi bir kurşun deliği görmüyorum.I don't see any bullet holes anywhere.
Herhangi bir yerde ayak izleri görmüyorum.I don't see any footprints anywhere.
Tom'un bir yere gideceğini sanmıyorum.I don't think Tom is going anywhere.
Tom'un bu yeri seveceğini sanmıyorum.I don't think Tom will like this place.
Kahvaltı için mısır gevreği yerim.I eat cornflakes for breakfast.
Her gün burada yemek yerim.I eat here every day.
Ben her gün burada yerim.I eat here every day.
Yalnızca aç olduğum zaman yemek yerim.I eat only when I'm hungry.
Bulduğum her fırsatta Thai yemeği yerim.I eat Thai food every chance I get.
Yaklaşık bütün gün süren yürüyüşten sonra Tom'un yerinde bitirdim.I ended up at Tom's place after walking around all day.
Bu yerin ne kadar güzel olduğunu unuttum.I forgot how beautiful this place was.
Gözlüğümü bir yerde unuttum.I forgot my glasses somewhere.
Birkaç gün önce meyve almak için iyi bir yer buldum.I found a good place to buy fruit a couple of days ago.
Yaşayacak bir yer buldum.I found a place to live.
Piknik yapmak için güzel bir yer buldum.I found a nice place to have a picnic.
O, kapalı yerde kalma korkusundan muzdarip.She suffers from claustrophobia.
İstediğim bir yere giderim.I go anywhere I want.
Hoşlandığım yere giderim.I go where I please.
Gitmek istediğim yere giderim.I go where I want to go.
Gitmem söylenilen yere giderim.I go where I'm told to go.
Tom'un gitmemi söylediği yere gittim.I go where Tom tells me to go.
Sanırım aklım başka yerdeydi.I guess my mind just wandered.
Gidecek başka yerim yoktu.I had no place else to go.
Gidecek başka bir yerim yoktu.I had nowhere else to go.
Tom'a onun yerine onu yaptırdım.I had Tom do it instead.
Okul binasının olduğu yerde büyük bir moloz yığını var.There is a large pile of rubble where the school building used to be.
Fikirlerin gerçekten yerde bir evi yok, onlar insanlar arasında havada yüzer.Ideas don't really have a home on the ground, they float in the air between people.
Bu tip yerlerden nefret ederim.I hate this kind of place.
O yerel çiçek dükkanında çalışıyor.She works at the local flower shop.
Ben zaten yaşamak için bir yere sahibim.I've already got a place to live.
Ben her yerdeydim.I've been all over.
Bu yerde fazla kaldım.I've been in this place too long.
Yaşayacak daha iyi bir yer arıyorum.I've been looking for a better place to live.
Başka bir yerde işim var.I have business elsewhere.
Uzun süre içinde bir yere gitmedim.I haven't gone anywhere in a long time.
İhtiyacım olandan daha fazla yerim var.I've got more room than I need.
Benim kendi yerim var.I've got my own place.
Bu öğleden sonra gidecek bir yerim yok.I've got nowhere to go this afternoon.