Takdir edersiniz ki bu inanilmaz bir yenilik.I mean, it was incredible innovation.
Bu açık bir yenilik, heryerden gelen bütün fikirlere açıktı.It was an open innovation, ideas from all over were welcome.
Ve işte bu yüzden ben buna dönüşümsel yenilik diyorum.And that's why I call it a transformational innovation.
Burada bahsettiğimiz sadece teknolojik değil, aynı zamanda sosyal bir yenilik.It is not just technological, it is social innovation that we talk about.
Inhisari yenilikten bahsetmiyoruz.You're not talking exclusive innovation.
Herkesi kapsayan yenilikten bahsediyoruz.You're talking about inclusive innovation.
Bu bizim yaratıcılığı ve yenilikçiliği ayakta tutmamızın yöntemi.And this is how we keep our innovation running.
Son zamanlardaki yenilikler sayesinde bunu artık oldukça iyi yapabiliyoruz.And many advances now, we can do that fairly readily.
Şampiyon yerel yenilik.Champion local innovation.
Buradaki bit yeniği ise her seferinde daha fazla ve daha fazla yenilik yapmanız gerekir.The catch, however, to this is that you have to innovate faster and faster and faster.
İşte, bugün varolan, bu teknolojiyle güçlendirilmiş böylesi yenilik.This is the kind of innovation, empowered by this technology, that exists today.
Kendin-Yap yenilikçisinin tutkusuna sahibiz.We have the passion of the DlY innovator.
Oyunun ana fikri çok yenilikçi. çok teşekkürler.The idea of the game is very fresh. Thank you so much.
Sanatçılar ve yenilikçiler, şu sahnede gördüğünüz insanların çoğu.Artists and innovators -- many of the people you've seen on this stage.
Doğru, büyük yenilik--Right, so the big innovation—
Onları bir zamanlar susturan gelenekleri, yeniliklere bir ses vermek için devirmeliler.They have to subvert tradition that once silenced them in order to give voice to new aspirations.
Yeni teknoloji ve yenilikçi hak yönetimi sistemi ile dağılan keyfe bakın.Just look at all the joy that was spread through progressive rights management and new technology.
İnsanlar, yenilik getirir.People innovate.
Biz bu yenilikleri yeni yeni inşa etmeye başladık.This is something that we've just started building now.
Şimdi, zamanlamaya ilişkin yenilikleri gösteren arayüz modelimiz yokmuş, onu fark ediyorum.I'm realizing we don't have the new timing - the new timing interface mock ups.
Bu yenilikler henüz geliştirme aşamasında.And that's still something that is fairly raw.
Yenilik ekonomik büyümeye yön verir.Innovation drives economic growth.
Bu da demokrasi laboratuvarlarında eyalet düzeyinde yenilikçiliği teşvik eder.And it fosters innovation at the state level in these laboratories of democracy.
"Hintliler yenilikçi buluşlar yapamazlar."Indians don't do innovation."
Oldukça yenilikçi bir hareketle ahenki riske atmadan perdeleri değiştirebilir.He can, very innovatively, actually change keys without risking huge dissonances.
Ama Wagner bir yenilik yaptı.But Wagner made an innovation.
Bu Şili'deki, belki de tüm Latin Amerika'daki ilk açık sosyal yenilik platformuydu.It was the first platform for open social innovation in Chile and probably all of Latin America.
Yoksa tozlu koridorlardan yenilik çıkmaz.It won't come from those dusty corridors.
Kendimize bu eksikleri doldurabilecek yenilikçi şeyler bulabilip bulamayacağımızı sorduk.And so we asked ourselves, you know, can we find innovative things that will go fill these gaps?
Ben, insanların yaratıcı ve yenilikçi olmalarını istesem, onlara yenilik primi verirdim.I would have said you want people to be creative and innovative?
Ya da yenilikçi hükümete karşıydılar.Or they were against the revolutionary government.
Ve sonra, yenilikçi hükûmet tarafından saldırıya uğramışlardı.And later, they were assaulted by the revolutionary government.
Ve aslında, durum yenilikçi hükûmet için hoş görünmüyordu.And actually, the situation did not look good for the revolutionary government.
Yani aslında, Napoleon yenilikçi hükûmeti kurtarabilmişti.And so essentially, Napoleon was able to save the revolutionary government.
Yani o yenilikçi hükûmeti 1795'te savundu.So he defended the revolutionary government in 1795.
Sanayi devriminin fabrikaları Amerika'da yenilik ve ekonomik patlamayı tetikledi.The factories of the Industrial Revolution spurred innovation and an economic boom in America.
Buna akademik yenilik deniyor.It's called academic innovation.
Ben yenilikçi bir pazarlamacıyım, ve şu anda uluslararası geliştirmede çalışıyorum.I am a reformed marketer, and I now work in international development.
Ancak şimdi küçük bir yenilik görüyoruz. 1/0"ı demin tanımlayamamıştık. Haydi çelişkilere yönelelim.But now I see, given the assumptions right here this could be ANY... this could be absolutely any k
Elbette, eğer bu varsayım doğru olsaydı, hiçbir yenilik olmayacak, ve hiçkimse para kazanamayacaktı.If, of course, that were true, there would be no innovation, and nobody could make any money.
Ama güzellik şu, yenilikle sayesinde, son parça diye bir şey yok.But the good thing is, with innovation, there isn't a last nugget.
Ve bence gerçekten gerimizde olduğundan daha çok yenilik önümüzde var.And I do think there's more innovation ahead of us than there is behind us.
[Bu insanlar düşünürdüler, eylemciydiler...] [... yenilikçiydiler...] [... ta ki...][These people were thinkers, doers ...] [... innovators ...]
Ve bu, küçük grupların içinde fikirlerin,yeniliklerin daha az sayıda olmasından dolayı böyledir.And this is because in small groups there are fewer ideas, there are fewer innovations.
Yenilik, yaratıcılık, gelişme sadece zihnimizdeki fikirlerden gelmez.Innovation, creativity, development comes not from the ideas in our mind alone.
İkinci olarak ve aynı derecede önemli olan şey ise, Yenilik her zaman düşünürlerden beslenir.Secondly, and just as important, innovation has always been fueled by tinkerers.
Hatırlayın, sizin gibi, yerleşik çoğu isim de yenilikçiliğe odaklanmaktadır.And remember, just as you're focused on innovation, most incumbents are focused on innovation.
Kapitalizmin yenilikleri teşvik edici olduğudur. Bütün bunlar birbirleriyle alakalı fikirler.And these are all related ideas.
Bu yenilik toplumun da faydasına olacak bir buluş.It seems reasonable that that person should get more profit, more wealth and grow
Ve yaratıcılığın, yenilikçiliğin başlangıç olduğunu düşünüyorum.And I think creativity, innovation is starting.
Dereck arabanın ısıtıcı fanını açtı. Oldukça yenilikçi.So Dereck turned on the heater fan in the car -- very innovative.
Yeni, yenilikçi fikirler bulabiliriz.We may have some innovative, new ideas.
Biz yenilikçiydik.We're innovators here.
Bunlar için savaşıldı, mücadele edildi, yenilikler yapıldı.It was fought for, it was campaigned for, it was innovated for.
İşte bir icat, yenilikçi bir dizayn. Bu bir kalem.Here is an innovation, a design innovation.
Bu ABD için büyük bir yenilikti.That was very, very new to the United States.
Neden 'Apple' çok yenilikçi?Why is Apple so innovative?
Seneler seneleri kovalarken, seneler geçtikçe kendi rekabetlerinden daha çok yenilikçiler.Year after year, after year, they're more innovative than all their competition.
Şimdi sizlere yenilik dağılım yasasının başarılı bir örneğini vereyim.Now let me give you a successful example of the law of diffusion of innovation.
Taklitçilik Weitzman'ı biraz daha yenilikçi olmaya zorladı.It forced him to be a little more innovative. (Music)