Ama neyse, halk bunu hala yemiyor.儘管如此,公眾憤怒仍未平息。
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Aber hey Su Chang,du isst nicht viel heute.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Dar hey Su Chang, nu mananci mult astazi
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Maar hé Su Chang jij bent vandaag niet zoveel aan het eten.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Ma hei, Su Chang, non stai mangiando molto oggi.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Mais hé, Su Chang, tu ne manges pas beaucoup aujourd'hui.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Mà này Su Chang, hôm nay cậu ăn ít vậy.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Men Su Chang, du äter inte så mycket idag.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Tapi hei Su Chang, kau tidak makan banyak hari ini.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Αλλά Σου Τσανγκ, δεν τρως πολύ σήμερα.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.Но, Су Чхан, ты сегодня так мало ешь.
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.لكن مهلا سو شانيج انت لم تاكل كثيرا اليوم
Ama Su Chang, sen bugün pek bir şey yemiyorsun.新しいゲームが出来るから 疲れてるそうなのよ
-Ben hiçbirşey yemiyorum!-Δεν τρώω τίποτα!
Böylece konuşurken bir yandan şuursuz biçimde yemiyorsunuz.식당에서의 가족단위 식사를 즐기기 보단,
Böylece konuşurken bir yandan şuursuz biçimde yemiyorsunuz.כך שניתן לאכול בזמן שמדברים, בלי לשים לב,
Böylece konuşurken bir yandan şuursuz biçimde yemiyorsunuz.حيث يمكنك أن تأكل بعدم أكتراث وأنت تتحدث ,
Böylece konuşurken bir yandan şuursuz biçimde yemiyorsunuz.カウンターで食事を皿にとり
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Co prawda nie jedli psów, a może wcinali koty? Kotów też nie, ale szczury owszem.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Diese Leute aßen keine Hunde -- sie aßen Katzen -- und sie aßen keine Katzen -- sie aßen Ratten.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Khi họ không ăn thịt chó - thì họ ăn thịt mèo - và khi họ không ăn thịt mèo - họ ăn thịt chuột.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.어떤 사람들은 개는 먹지 않지만 - 고양이는 먹었습니다. 또 어떤 사람들은 고양이는 먹지 않고 쥐를 먹었습니다.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Oamenii aceștia nu mâncau câini - ci pisici - și nu mâncau pisici - ci șobolani.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Queste persone non mangiavano cani... ...mangiavano gatti... ...e non mangiavano gatti... mangiavano topi.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Тези хора не ядяли кучета... ядяли котки... и не ядяли котки... ядяли плъхове.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Эти люди не ели собак — они ели кошек — и если они не ели кошек — они ели крыс.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.האנשים האלה לא אכלו כלבים -- הם אכלו חתולים -- והם לא אכלו חתולים -- הם אכלו חולדות.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.هؤلاء الاشخاص كانوا لا يأكلون الكلاب -- بل كانوا يأكلون القطط -- وكانوا لا يأكلون القطط -- هم يأكلون الفئران.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.猫は食べる そして彼らは猫を食べない、だって猫はねずみを食べますから 実際、ニューヨークタイムズ、私のすばらしい雇用主です
Ha Ni hala keyifsiz mi? Odasından dışarı adım atmıyor, doğru dürüst de bir şey yemiyor.하니는 아직도 그러고있어요?
Ha Ni. Yemiyor musun?Ha Ni, con không ăn à?
Ha Ni. Yemiyor musun?Ha Ni, eet je niet?
Ha Ni. Yemiyor musun?Ha Ni, tu ne manges pas ?
Ha Ni. Yemiyor musun?Ha Ni, ty nebudeš jesť?
Ha Ni. Yemiyor musun?우리 하니 안 먹어?
Ha Ni. Yemiyor musun? Yiyorum.Ha Ni.. nie jesz? jem
Ha Ni. Yemiyor musun?Нашата Ха Ни няма ли да яде?
Ha Ni. Yemiyor musun?הא ני, את לא אוכלת?
Ha Ni. Yemiyor musun?ها ني ألن تأكلي ؟
Ha Ni. Yemiyor musun?えっ? 食べるわ
Hiçbir ţey yemiyorsun.Μην στεναχωριέσαι, άντε.
Hiçbir ţey yemiyorsun.Не го взимай навътре, хайде.
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Da kam zu ihm hinein Isebel, sein Weib, und redete mit ihm: Was ist's, daß du nicht Brot ißt?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Da kom hans Hustru Jesabel ind og sagde til ham: "Hvorfor er du så misfornøjet, og hvorfor spiser du ikke?"
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Da kom hans hustru Jesabel inn til ham, og hun spurte ham: Hvorfor er du så mismodig og vil ikke ete?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Hoàng hậu Giê-sa-bên đến gần người mà nói rằng: Bởi sao vua có lòng buồn rầu và không chịu ăn?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Hoàng_hậu Giê-sa-bên đến gần người mà nói rằng : Bởi sao vua có lòng buồn_rầu và không chịu ăn ?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Hozzá menvén az õ felesége Jézabel, monda néki: Miért háborodott meg a te szíved, és kenyeret nem eszel?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Izebel istrinya pergi kepadanya dan bertanya, "Mengapa engkau kesal? Mengapa tak mau makan?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Jézabel, sa femme, vint auprès de lui, et lui dit: Pourquoi as-tu l`esprit triste et ne manges-tu point?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Jezabel, su mujer, fue a él y le preguntó: --¿Por qué está decaído tu espíritu, y no tomas alimentos
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.그 아내 이세벨이 저에게 나아와 가로되 왕의 마음에 무엇을 근심하여 식사를 아니하나이까
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Nevastă-sa Izabela a venit la el, şi i -a zis: ,,Pentruce îţi este tristă inima şi nu mănînci?``
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.V tom přišedši k němu Jezábel žena jeho, řekla jemu: Proč tak smutný jest duch tvůj, že ani nejíš chleba?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.V tom prišla k nemu Jezábeľ, jeho žena, a hovorila mu: Prečo je tvoj duch namrzený, a neješ chleba?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu."Wat is er toch aan de hand?" vroeg zijn vrouw Izébel hem. "Waarom eet je niet? Hoe kom je zo nukkig en boos?"
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Wtem przyszedłszy do niego Jezabela, żona jego, rzekła mu: Przedże duch twój tak smutny, że nie jesz chleba?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.И вошла к нему жена его Иезавель и сказала ему: отчего встревожен дух твой, что ты и хлеба не ешь?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.Тогава жена му Езавел дойде при него та му рече: Защо е духът ти тъжен, та не ядеш хляб?
Karısı İzebel yanına gelip, ‹‹Neden bu kadar sıkılıyorsun? Neden yemek yemiyorsun?›› diye sordu.ותבא אליו איזבל אשתו ותדבר אליו מה זה רוחך סרה ואינך אכל לחם׃