Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler.They swear emphatically in the name of God that God will not raise the dead.
"Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!"I swear by God I will do something to your idols when you have turned your backs and gone."
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler.They swear solemnly by God: "If you command us we shall go forth." Say: "Do not swear.
De ki: "Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur.What is wanted is obedience, as should be.
"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik."Take a handful of herbs," (We said to him), and apply and rub them, and do not make a mistake."
İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.Alas the woe for them!
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!So I call the placement of the stars to witness --
Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.They are neither of you nor of them, and swear to a lie, and knowingly.
Onlar, yeminlerini kalkan edinerek Allah'ın yolundan alıkoyarlar.They have made their oaths a shield in order to obstruct others from the way of God.
Allah şüphesiz size, yeminlerinizi keffaretle geri almanızı meşru kılmıştır.Surely God has sanctioned the dissolution of your vows.
Kıyamet gününe yemin ederim.I CALL TO WITNESS the Day of Resurrection,
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.And I call the reprehensive soul to witness:
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.I CALL THIS earth to witness --
İşte yemininizi bozarsanız budur kefareti.This is the expiation for an oath when you have sworn it.
Koruyun yeminlerinizi.So abide by your oaths.
Onlar, kendilerine bir delil gelirse inanacaklarına dair çok sıkı yemin ettiler.They solemnly swear by God: "If a sign comes to us we shall certainly believe in it."
Ve yemin ederek şüphe yok ki dedi, ben size öğüt verenlerdenim.Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"
Siz değil misiniz daha önce, bize bir zeval yoktur diye yemin edenler?(But they will be told,): "Are you not those who used to swear: 'There is no reverse for us?'
Eline dedik, bir demet sap al da onunla vur ve yeminini.bozma."Take a handful of herbs," (We said to him), and apply and rub them, and do not make a mistake."
Ve itaat etme çok yemin edenlerin, reyinde isabet bulunmayanların hiçbirine.Do not heed a contemptible swearer,
Yemin olsun, biz sana açık-seçik ayetler indirdik. Onları, sapmış olanlardan başkası inkâr etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Onları sana hak olarak okuyoruz. Yemin olsun ki sen, gönderilen elçilerdensin.We recite them to you in all truth, as indeed you are one of the apostles.
Yemin olsun ki, ezik-boynu bükük olduğunuz bir sırada Allah size Bedir'de de yardım etmişti.For God had helped you during the Battle of Badr at a time when you were helpless.
Yemin olsun, sizi affetmişti. Allah, müminlere karşı lütuf sahibidir.But (now) He has forgiven you, for surely God is kind to the faithful.
Yemin olsun, Allah onları yine de affetti. Allah Gafûr'dur, Halîm'dir.But God has already forgiven them, for God is forgiving and kind.
Yemin olsun ki, Allah, "Allah yoksuldur, bizler zenginleriz!" diyenlerin sözünü işitti.God has indeed heard the words of those who said: "God is a pauper whereas we are rich."
Yemin olsun ki, "Allah Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler küfre batmışlardır.Verily they are unbelievers who say: "The Messiah, son of Mary, is God."
Yemin olsun ki, "Allah, Meryem'in oğlu Mesih'in ta kendisidir!" diyenler küfre batmışlardır.They are surely infidels who say: "God is the Christ, son of Mary."
Yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffâreti işte budur.This is the expiation for an oath when you have sworn it.
Yeminlerinizi koruyun.So abide by your oaths.
Dediler: "Rabbimize yemin olsun ki, gerçekmiş."They will answer: "Indeed, by our Lord."
Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.There is no changing the word of God: The news of (past) apostles has come to you already.
Yemin olsun, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey sandıklarınız.Shattered lie your ties with them now, and gone are the claims you made."
Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım."As for those who follow you, I shall fill up Hell with all of you.
Ve onlara, "ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"
Yemin olsun ki, Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler."The apostles of our Lord had indeed brought the truth."
Kesinlikle sizden oldukları yolunda Allah'a yemin ederler. Gerçekte onlar sizden değillerdir.They swear by God they are with you, though in fact they are not.
Söylemediklerine ilişkin Allah'a yemin ediyorlar.They swear by God: "We never said this."
Kendilerinden hoşnut olasınız diye karşınızda yemin ediyorlar.They will plead on oath that you accept them.
"İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler.Yet they will surely swear: "We had only meant well."
Rabbime yemin ederim, o doğrunun ta kendisidir!Say: "By my Lord, it is the truth.
Yemin olsun, hak sana Rabbinden gelmiştir. O halde, sakın kuşkulananlardan olma!The truth has indeed come to you from your Lord, so do not be one of those who doubt,
Yemin olsun, resullerimiz İbrahim'e muştu getirip "Selam!" demişlerdi.Our angels came to Abraham with good news, and said: "Peace on you.
Yemin olsun, Mûsa'yı ayetlerimizle ve açık bir kanıtla gönderdik;We sent Moses with Our signs and full authority
Yemin olsun, Mûsa'ya Kitap'ı verdik de onda da ihtilafa düşüldü.Verily We gave to Moses the Book, but there was disagreement about it.
Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır.Verily in their accounts is a lesson for men of wisdom.
Daha önce siz, kendiniz için çöküş ve bitiş yoktur diye yemin etmediniz mi?(But they will be told,): "Are you not those who used to swear: 'There is no reverse for us?'
Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz!We had also sent apostles to people of earlier persuasions.
Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.We have placed the signs of the Zodiac in the sky, and decked it out for those who can see;
Yemin olsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmişizdir.We surely know those of you who go forward and those of you who lag behind.
Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.Verily by your life they were utterly confused in their (lustful) drunkenness.
Yemin olsun, Hicr halkı da gönderilen elçileri yalanladı.The people of Al-Hijr denied Our apostles;
Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.Like (those) We had sent to those schismatics who slandered their Books
Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.We are well aware that you are disheartened by what they say.
Yeminlerinin tüm gücüyle, "Allah ölen kimseyi diriltmez!" diye Allah'a yemin ettiler.They swear emphatically in the name of God that God will not raise the dead.
Allah'a yemin olsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.By God, you will surely have to answer for all you contrive!
Yeminleri bozmada, ipliğini kuvvetle büktükten sonra bozup parçalayan karı gibi olmayın.And do not be like her who untwists her yarn having spun it into durable thread.
Yemin olsun ki, biz, onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz.Yet We know what they say: "It is only a man who instructs him."
Yemin olsun ki, onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar.An apostle came to them who was one of them, but they called him a liar.