Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Aposto que a maioria de vocês pensou assim.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Ich schwöre, dass die meisten von Ihnen das so hatten.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Ik weet zeker dat de meesten dat hebben opgeschreven.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Je suis sûr que la plupart d'entre vous ont répondu ça.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.다들 이해 하실 수 있을 것이라고 장담합니다.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Les aseguro que la mayoría de ustedes hubieran dicho eso.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Megígérhetem, hogy a legtöbben ezt gondolták.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Odpowiedziała tak większość.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Saya yakin kebanyakan dari Anda akan menjawab seperti itu.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Tôi chắc rằng hầu hết các bạn đều nghĩ như vậy.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Vă jur că majoritatea aşa au dedus.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Vannon, että suurin osa teistä ajattelee näin.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Vi prometto che la maggior parte di voi ha pensato questo.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Σας υπόσχομαι ότι οι περισσότεροι από εσάς το είπατε.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Убеден съм, че повечето от вас ще отговорят така.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.Я уверен, что большинство из вас так и подумали.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.אני מבטיח לכם שמרביתכם סבורים כך.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.أعدكم أن معظمكم يظن ذلك.
Size yemin ederim pek çoğunuz böyle düşünmüştür.おや みなさん首を横に振ってらっしゃいますね
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.A jurat că vom fi împreună o veşnicie.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.Azt mondta, örökké szeretni fog.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.- Er versprach, es sei für immer.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.Hij bezwoer me dat het voor altijd was.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.Přísahal, že to tak bylo vždy.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti. Sonsuza dek mi?Закле ми се, че е завинаги.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.Ορκίστηκε ό,τι θα κρατούσε για πάντα.
Sonsuza dek olduğuna yemin etti.И потом, он обещал мне, что это будет длиться всегда.
Tam Nelson. Yemin ederim, Protez dişlerim daha az canımı acıtmıştır. tamam, tamam.Клянусь богом, коррекция зубов доставила мне больше удовольствия.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Aku yakin boleh.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Arriverō a 300 metri. Lo giuro.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Dostanu se do 250 metrů. Přísahám Bohu.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Ich schwöre, daß wir es schaffen.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Istenre esküszöm.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Îţi jur pe Dumnezeu.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Jag ska nå 250 meter. Det svär jag på.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Jeg når 240 meter. Det sværger jeg på.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Je le jure.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Juro por Deus!
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Juro por Dios que lo haré.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Przysięgam na Boga.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Θα φτάσω τα 800 πόδια. Ορκίζομαι στον Θεό να τα φτάσω.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Кълна се в Бога.
Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Кълна се в Бога.
"Tüneldeki Yemin""EDEN I TUNNELEN"
"Tüneldeki Yemin""Eden i tunneln"
"Tüneldeki Yemin""Giuramento nei sotterranei"
"Tüneldeki Yemin""O Juramento no Túnel"
"Tüneldeki Yemin""Przysięga w tunelu".
"Tüneldeki Yemin"Przysięga w tunelu
"Tüneldeki Yemin"UN JURAMENTO HECHO BAJO TIERRA
"Tüneldeki Yemin"Vala tunnelissa.
"Tüneldeki Yemin"VALA TUNNELISSA
"Tüneldeki Yemin""Ο Όρκος στη Σήραγγα".
"Tüneldeki Yemin""Клятва в туннеле"
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.Am fost arestați. Eu am semnat un angajament că nu voi mai conduce. Am fost eliberați.
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.Kami ditahan, menandatangani ikrar tak akan mengemudi lagi, dibebaskan.
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.다시는 운전하지 않겠다는 서약서에 서명하고 풀려났습니다.
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.Letartóztattak, alá kellett írnom, hogy többet nem vezetek, elengedtek.
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.Nos arrestaron, firmé conforme que no volvería a conducir y nos soltaron.
Tutuklanıp, bir daha araba sürmeme yemini edip, serbest bırakıldık.Nós fomos presos, assinámos uma promessa de eu não voltar a conduzir, e fomos libertados.