250 metreye ulaşacağım. Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Ik haal 800 voet.
250 metreye ulaşacağım. Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Minä pääsen kyllä niin syvälle.
250 metreye ulaşacağım. Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.Tôi sẽ khoan 300m, thề có Chúa, nhất định tôi sẽ khoan.
250 metreye ulaşacağım. Tanrı'ya yemin ederim ki, ulaşacağım.سأصل لعمق 800 قدم أقسم بالله سأفعل
300 Colby Plaza! Yemin ederim ki orada!Golden Plaza, nº 300!
Adam: Orjinal bir şey yaparak, bu özel çift, diğerinin evlilik yeminini yazmaya karar verdi.Сегодня Энн и Джон повторят свои обеты в связи с наступлением 50-й годовщины их свадьбы.
Ah, keşke vakit geri dönseydi Olmamış olaydı yaptıklarım Yemin ederimkiMamá, ahora estoy aquí para ti por todas esas veces que te hice llorar
Ah, keşke vakit geri dönseydi Olmamış olaydı yaptıklarım Yemin ederimkiSó Deus sabes o quanto significas para mim
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Aku bersumpah demi Allah bahwa mereka tidak akan tinggal di sini.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Giuro per Allah che non rimarranno qui.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Ich schwöre bei Gott, dass sie nicht hier bleiben werden.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Ik zweer bij God dat ze niet hier blijven.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Jag svär till Gud att de inte kommer att stanna här.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Je le jure devant Dieu qu'ils ne resterons pas ici.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar. Onlar için son yakındır!أقسم بالله أنهم سيرحلوا عنا. وأن النهاية قد اقتربت.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Prisežem pri Bogu, da ne bodo ostali tu.
Allah'a yemin ediyorum ki, burada duramayacaklar.Przysięgam na Boga, że oni tu nie zostaną.
Ama, hiçbir şey görmedim. Yemin ederim, hiçbir şey görmedim!Dar, nu am vazut nimic. <br /> Jur,chiar nu am vazut nimic!
Annesinin üzerine de yemin etti ama. Eđer bir daha böyle bir ţey olursa,.Συνέχεια χαμογελάω από χθες.
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık.A troca dos teus votos de amor fiel por mim.
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık."Die Auswechslung des Gelübdes deiner treuen Liebe gegen das meinige."
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık.Đó là ta trao nhau lời thề chung thuỷ trong tình yêu
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık.El intercambio de vuestros votos leales de amor por mí.
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık.L'échange de tes vœux d'amour fidèle pour moi.
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık.Schimbul jurămintelor tale de dragoste credinciosă pentru mine.
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık.Zamiany twoich zapewnień na moje.
Aşkının güven veren yeminini, benimkine karşılık."Я клятву дал. Теперь клянись и ты."
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.A párt a lovas jött a kerítéshez, és a vegyes kiabálás és eskü, volt leszerelése, hogy készítsen követni őket.
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.Các bên của kỵ binh đến hàng rào, và, với tiếng hò hòa và tuyên thệ, đã được tháo, để chuẩn bị đi theo họ.
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.호스 맨 팀의 파티가 있었다 만나는 소리 질러과 맹세와 울타리까지 와서 그들을 따르도록 준비, 분리.
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.Strana jazdcov prišlo až k plotu, a sa zmiešal s krikom a prísahy, boli demontáž, pripraviť sa nimi riadiť.
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.Strana jezdců přišlo až k plotu, a se smísil s křikem a přísahy, byly demontáž, připravit se jimi řídit.
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.وجاء حزب الفرسان تصل إلى السياج ، واختلط مع صراخ والأيمان ، وكانت الترجل ، للاستعداد لمتابعتها.
Atlı parti, birbirine karışmış sesleri ve yemin, çit geldi ve onları takip etmek hazırlamak, demontaj.それらに従うことを準備するために、ディスマウントします。 しばらく"スクランブリングは、棚の上にそれらをもたらした。パスは、次に渡される
Ayrıca Oku: Pakistanlıların Korkunç Peşaver Okulu Katliamını Unutmama Yemininin Üzerinden Bir Ay GeçtiLee también: Un mes después, los pakistaníes piden no olvidar la horrible masacre de la escuela de Peshawar
Ayrıca Oku: Pakistanlıların Korkunç Peşaver Okulu Katliamını Unutmama Yemininin Üzerinden Bir Ay GeçtiLire aussi : Un mois après, les Pakistanais promettent de ne jamais oublier le massacre de l'école de Peshawar
Bak, "gitme" de gitmem. Umurumda deđil, yemin ediyorum.".Go" to go too
- Bak söz verdin. - Verdim. - Yemin ettin.Εξαιτίας της συμπεριφοράς σου, ξέχασες τι έγινε;
Bana bunu söyledi,hayatı üstüne yemin etti.♫ 그는 일생을 걸고 맹세했어요 ♫
Bana bunu söyledi,hayatı üstüne yemin etti.♫הוא אמר לי זאת, הוא נשבע בחייו.♫
Bana bunu söyledi,hayatı üstüne yemin etti.♫彼が見えるとすぐに♫
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Am jurat sa nu mai gatesc niciodata dupa dezincarnare.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim. Fakat yine de ben yalnızca onu seviyorum.lch habe geschworen, dass ich nie wieder kochen würde nach meiner Desinkarnation.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim. Fakat yine de ben yalnızca onu seviyorum.Nhưng dù gì tôi vẫn thích thế.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Ho giurato che mai più avrei cucinato dopo la disincarnazione Ma che ci posso fare?
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.J'avais juré ne plus jamais cuisiner après désincarner.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Megesküdtem, hogy nem fogok főzni a halálom után.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Přísahala jsem, že po odchodu z těla už nikdy nebudu vařit.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Przysięgałam już nigdy nie gotować. Ale, w każdym razie, bardzo mi się to podoba.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Ορκίστηκα να μην ξαναμαγειρέψω μετά την αποχώρηση από το σώμα μου.
Bedenden ayrılmanın ardından ben yemek için asla yemin etmedim.Я поклялась никогда не готовить после развоплощения.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Aku bisa saja bersumpah aku mendengar suara," bisiknya.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Am fi putut jurat am auzit o voce", şopti el.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Avrei potuto giurato ho sentito una voce", sussurrò.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Én megesküdtem volna egy hangot hallottam," suttogta.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Eu poderia ter jurado eu ouvi uma voz", ele sussurrou.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Ich hätte geschworen, ich hörte eine Stimme", flüsterte er.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Ik had gezworen hoorde ik een stem, 'fluisterde hij.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."Jag kunde ha svor jag hörde en röst", viskade han.
"Ben bir ses duydum yemin var," diye fısıldadı."J'aurais pu juré j'ai entendu une voix", lui dit-il.