Bu nedenle arkadaşlarından intikam almaya yemin eder.Han truede med at hævne sig på Bandidos.
Babasının ölümünden etkilenen Ebru intikam almak için yemin eder.En sønderknust Elizabeth sværger hævn over sin far.
Yemin Ettim Bir kere 1966 yapımı Türk filmidir.Naboerne er en dansk film fra 1966.
Jack de ondan intikam almaya yemin eder.Han sverger på å hevne henne.
Senato olup bitenleri öğrenince, Sezar tüm Belgic kabilelerinden bunun intikamını almaya yemin etti.Da det romerske senatet hørte om det som hadde skjedd, sverget Cæsar på å beseire alle belgiske stammer.
1151'de Grossetto şehirlileri Siena Cumhuriyeti'ne sadakat yemini ettiler.I 1151 sverget innbyggerne lojalitet til Siena.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Stanford flyttet ut av sitt hus, sverget på aldri å vende tilbake.
Eğer babası ölürse kendisi de ölünceye kadar bir şey yemeyeceğine dair yemin etti.Han sverget å drepe broren så snart faren var død.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Gruffydd sverget en ed på å være en trofast underkonge av Edvard.
Yerel Taliban liderleriyse bu planın tersini iddia etti ve gelen kuvvetlere karşı direniş yemini etti.Lokale Talibanledere var imot disse planene og kalte til motstand.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.Og de tok barna med dem, og lærte dem deres tale, og de ble døpt.
26 Mayıs 2010 tarihinde Başbakan olarak yemin ederek ülkenin ilk kadın Başbakanı oldu.Hun ble tatt i ed som statsminister den 26. mai 2010 og ble dermed landets første kvinnelige statsminister.
Pazarlık sonuçlandı ve Gazi ile Boemondo arkadaşlık yemini ettiler.Handelen ble inngått, og Ghazi og Bohemond utvekslet vennskapseder.
Claudius Praetorianları bir daha evlenirse kendisini öldürmeleri için yemin ettirdi.Claudius fikk pretorianerne til å love å drepe ham dersom han noengang giftet seg igjen.
Jamaika Genel Valisi tarafından 11 Eylül 2007 tarihinde yemin etti.Han ble tatt i ed som statsminister av generalguvernøren av Jamaica den 11. september 2007.
Medvedev, 7 Mayıs'ta yemin etti.Romsdals Budstikke 7. mai.
Fakat Daphne, bakire kalmaya yemin etmiştir.Jonathan sverger da å hevnes på Møller.
Kilisenin iki vaftiz yemininden herhangi birinin ikrarı üyeliğin önkoşuludur.Medlemskap krever at man godtar kirkens to dåpsløfter.
Parlamento tarafından onaylandıktan ve 17 Şubat 2005 tarihinde yemin etti.Dokumentet ble signert i desember 2005 og promulgert den 25. januar 2006.
Bu nedenle arkadaşlarından intikam almaya yemin eder.Deretter gir hun seg hen til sin hevnlyst.
Ertesi gün Müşerref tarafından yemin etti.Året etter ble han beæret med et konsulat.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.De øvrige sverget troskapsed for å berge livet.
22 Şubat 2014 tarihinde İtalya'nın Başbakanı olarak yemin etti.Han ble 22. februar 2014 utnevnt som Italias statsminister, som den yngste i landets historie.
Erişim tarihi: 10 Temmuz 2011. ^ "Meclis'te yemin zirvesi sona erdi".Besøkt 8. juli 2012. ^ «Streiken i kommunesektoren er over».
Aynı şekilde Sparta kralı da kanunlara uyacağına yemin ederdi.Han eller hun sverger en ed på å følge loven og kirken.
Yemini eden kişi artık bir Kabul Edilmiş değil, bir Aes Sedaidir.Ingen statuer av Aton var tillatt; det ble sett på som idoldyrkelse.
Ettikleri yemine göre savaş alanına daima en önde çıkacaklar ve alanı en son terk edeceklerdi.De hadde for vane å snu ved første antydning til kamp og etterlate de regulære soldatene.
Selahaddin, Renaud esir alınırsa idam edeceğine dair yemin etti.Wigg sverget at om Roluo ble drept, skulle han hevne ham.
Ölüm yatağında kocasına bir daha evlenmeyeceğine yemin ettirmişti—kocası da bu yemini tutmuştur.Hennes død gikk sterkt inn på Bolívar, og han sverget på aldri mer gift seg, noe han også holdt.
Tanrılar onun adı üzerine (dönülemez yemin olarak) ant içerler.Dalam bentuk ucapan misalnya, bersumpah dengan nama selain Allah.
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.The loyal Flavius bersumpah untuk menemukannya.
Pinda Dodoma Chamwino Devlet Evi'nde 9 Şubat'ta Başbakan olarak yemin etti.Pinda disumpah sebagai Perdana Menteri di Chamwino State House di Dodoma tanggal 9 Februari.
11 Mayıs 2007 tarihinde ülkenin Kongresi tarafından seçildi ve aynı gün yemin etti.Ia dipilih kongres negara pada 11 Mei 2003 dan diambil sumpahnya pada hari yang sama.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Ia lalai melaksanakan sumpah setia.
Sir Cuthbert, 1995 yılında Genel Vali olarak atandı ve 1 Ocak 1996 tarihinde yemin etti.Ia diangkat menjadi Gubernur Jenderal pada tahun 1995 dan dilantik pada tanggal 1 Januari 1996.
Tarihin bir kere daha tekrarlanmamasını sağlamaya çalışacağına yemin etti.Ia bersumpah tidak akan lagi berusaha untuk bunuh diri.
Chris sinirlenerek intikam yemini eder ve oradan uzaklaşır.Chris keluar dengan marah dan bersumpah akan membalas dendam.
Mansur, 4 Temmuz 2013 tarihinde Yüksek Anayasa Mahkemesi önünde yeni görevi için yemin etti.Mansour disumpah di depan Mahkamah Konstitusi Agung pada tanggal 4 Juli 2013.
Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!Kita semua bersumpah, kau akan selalu hidup!
Allah’a yemin olsun Resulullah’ın yaptığını gördüğüm bir işi terk etmem, mutlaka onu yaparım.Aku bersaksi bahwa tiada tuhan selain Allah; Dia tidak berpasangan; dan aku adalah utusan-Nya.
1923 yılında yapılan ilk konulu film ise Ayın Altındaki Yemin'di.Film layar lebar pertama Korea dirilis pada tahun 1923, berjudul Oath Under the Moon.
Yemin İslamiyet içerisinde daha çok Allah'ın isimleri veya zâtî sıfatlarından birisi anılarak yapılır.Menyebut konsekuensi dari nama dan sifat Allah atau sekedar menceritakan tentang Allah.
Fakat Daphne, bakire kalmaya yemin etmiştir.Dia juga bersumpah pada dewi Artemis untuk tetap perawan.
1 Ocak - Ren Lejyonları Galba'ya bağlılık yemini etmeyi reddetti.Pada 1 Januari 69, dua legiun di Germania unggul menolak untuk bersumpah setia kepada Galba.
Yemin şöyledir.Dia bersumpah.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Si Penulis kemudian berangkat ke Amerika Selatan dan tidak pernah kembali ke hotel.
1974 - Isabel Perón, Arjantin'in ilk kadın devlet başkanı olarak yemin etti.Isabel Perón adalah Ibu Negara pertama yang menjadi Presiden Argentina pada tahun 1974.
Bu baskın tarzı sefer yüzünden I. Darius Atina ve Eretria'yı yakıp yıkmaya yemin etmiştir.Atas tindakan mereka, Darius bersumpah untuk membakar habis Athena dan Eretria.
Yemin ederek şöyle söyler: Kana susamış Kirus!Dia memperkenlkan dirinya sebagai "Bumi Hijau yang Tenang, Cure Mint!"
İsrail'in edeceği yeminler kabul edilmeyecekti."Langkah Israel harus ditentang.
Gök ve yere yemin edilir, ikisinden birden yardım istenir.Mereka selalu menengadah ke langit mengharap pertolongan Allah.
Bakanlar kabinesi 1 Haziran'da yemin etti.Anggota Majelis Nasional ke-14 mengambil sumpah pada tanggal 1 Juni 2013.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Para prajurit sangat setia akan perintah Raja.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Đinh Bộ Lĩnh bersumpah setia padanya, dan menjadi putra angkatnya.
Ardından Davos'a, Demir Taht'a geçince hak ettiğini vereceği yeminini eder.Maka Zeus pun pergi ke sungai Stiks dan bersumpah akan mengabulkan apapun permintaan Semele.
Katoliklerde kendini kiliseye adayan bazı din adamları "bakirlik/bekaret yemini" ederler.Para pribadi homoseksual, menurut Gereja, "dipanggil untuk hidup dalam kemurnian".
1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 - Lech Walesa menjadi presiden pertama Polandia yang dipilih melalui pemilu.
2 Eylül 2009 tarihinde seçildi ve Vanuatu Devlet Başkanı olarak yemin etti.Ia terpilih dan dilantik sebagai Presiden Vanuatu pada tanggal 2 September 2009. ^ Vanuatu.
Ertesi gün görevi için yemin etti.Ông tuyên thệ nhậm chức cùng ngày.
Parlamento tarafından onaylandıktan ve 17 Şubat 2005 tarihinde yemin etti.Bà đã được quốc hội đồng ý và tuyên thệ nhậm chức vào ngày 17 tháng 2 năm 2005.