29 Mayıs 2007 tarihinde Nijerya Federal Cumhuriyeti Başkanı olarak yemin etti.29 maja 2007 został zaprzysiężony na stanowisku prezydenta Nigerii.
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.Lojalny Flawiusz udaje się, aby go odnaleźć.
1 Eylül 1999 tarihinde göreve yemin etti.14 września złożył przysięgę służbową.
20 Mayıs 2008 tarihinde yemin ederek Çin Cumhuriyeti devlet başkanlığı görevine başlamıştır.20 maja 2008 Liu oficjalnie objął stanowisko premiera Republiki Chińskiej.
Ertesi gün görevi için yemin etti.Zaprzysiężony na stanowisku następnego dnia.
SS'e katılarak, SS-Sturmbannführer (Binbaşı) rütbesi aldı ve Adolf Hitler'e kişisel bağlılık yemini etti.Uzyskał on stopień SS-Sturmbannführera i złożył osobistą przysięgę na wierność Adolfowi Hitlerowi.
Yemin ederek şöyle söyler: Kana susamış Kirus!Kiedy ich używa, woła: Jestem Krzepki Ray!
Jerry artık kızın katilinin kim olduğunu bulmaya yemin etmiştir.Ojciec dziewczyny przysięga, że taki sam los spotka tego, kto zamordował jego córkę.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Władze miasta składały przysięgę na wierność królowi.
Toplanan kitleler Führer'in konuşmalarını dinler, ona sadakat yemini ederlerdi.Zgromadzone tłumy słuchały przemówień Führera, składały przysięgi lojalności i maszerowały przed nim.
V. Tupou 11 Eylül 2006 tarihinde babası IV. Tāufaʻāhau Tupou'nun ölümünden sonra kral olarak yemin etti.11 września 2006, po śmierci swego ojca, króla Taufaʻahau Tupou IV, został mianowany następcą tronu.
Başbakan Nazif, 14 Temmuz 2004 tarihinde ondört yeni kabine bakanları ile birlikte yemin etti.14 lipca 2004 Nazif, wraz ze swoim gabinetem, został zaprzysiężony na stanowisku.
Sanılanın aksine deyiş Hipokrat yemininde geçmez.Przysięga, zwana przysięgą Hipokratesa, nie jest bowiem jego autorstwa.
1975 yılında yemin ederek avukatlık yapmaya başlamıştır.W 1975 rozpoczął praktykę adwokacką.
Tarihin bir kere daha tekrarlanmamasını sağlamaya çalışacağına yemin etti.Przysięgła także nigdy już o niej nie wspominać.
Yakup ona sözünden dönmeyeceğine dair yemin ettirdi.Richter przysiągł, że nigdy tu nie wróci.
Tanrı yemine bağlı kalarak onu kız bırakır.Wieczny odpoczynek racz dać jej Panie!
Pinda Dodoma Chamwino Devlet Evi'nde 9 Şubat'ta Başbakan olarak yemin etti.9 lutego 2008 Pinda został zaprzysiężony na stanowisku w Chamwino State House w Dodomie.
Tedavi görüp bir hafta sonra sete döner ve bir daha uyuşturucu almayacağına yemin eder.Obiecał Davidowi, że za 2 tygodnie wróci i nie będzie pił.
Erişim tarihi: 10 Temmuz 2011. ^ "Meclis'te yemin zirvesi sona erdi".15 lipca 2011 roku podczas zgromadzeń pod hasłem „Niech przyjdzie Królestwo Boże!”
Salih 27 Eylül'de yeni dönem için yemin etti.Zaprzysiężenie odbyło się 27 września.
Yeminli mali müşavirlik şirketinin ortağı olarak faaliyette bulundu.Sędzia zaprzeczył jakoby był współpracownikiem służb specjalnych PRL.
O bir kez kurban oldu ve bir daha kurban olmayacağına dair kendine yemin etti".Przysięga samemu sobie, że nie będzie nigdy więcej zabijał.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Zdecydował się pozostać w USA i już nigdy nie wrócił do kraju.
Catherina, Arthur ile evliliklerinin hiç tamamlanmadığına yemin etmiştir.Królowa Katarzyna zeznała jednak, że jej małżeństwo z Arturem nigdy nie zostało skonsumowane.
Yemin şöyledir.Przysięga jednak obowiązywała.
Herkes yemin etti, Odisseas dahil.4 pt. Przysięga, odc.
Bakanlar kabinesi 1 Haziran'da yemin etti.Ministrowie zostali zaprzysiężeni 7 czerwca.
Bu açıklamdan bir gün sonra 9 Nisan 1994'te de yemin ederek görevine başlamıştır.Gabinet rozpoczął urzędowanie 9 kwietnia tegoż roku po zaprzysiężeniu.
Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!W takiej scenerii przysięgli i złożyli podpis krwią że zachowają milczenie.
Eşref ve kabinesin aynı gün yemin ederek göreve başladılar.Tego samego dnia członkowie gabinetu zostali zaprzysiężeni, rozpoczynając urzędowanie.
Karzai Başkan seçildi ve 22 Aralık günü lider olarak yemin etti.Wałęsa wygrał wybory i 22 grudnia został zaprzysiężony na prezydenta Rzeczypospolitej Polskiej.
Poppea intikam yemini eder.Tigrana poprzysięga zemstę.
Yeminler kan akıtarak yapılır.Poświęcenie należy uświęcać krwią.
Bundan sonra öldürülseler bile bu sırrı kimseye söylemeyeceklerine yemin ederler.Po wykonaniu planu każe każdemu przysiąc, że o wydarzeniach tego wieczora nigdy nikomu nie powiedzą.
1988 - Benazir Butto, Pakistan Başbakanı olarak yemin etti.1988: Benazir Bhutto została premierem Pakistanu.
Ama II. Friedrich bir Haçli Seferi'ne katılama yemini etmişti.Leopold wziął udział w III wyprawie krzyżowej.
Bu yeminle genç kızlar, dünya nimetlerinden uzak duracaklarına söz verirlerdi.Zgodnie z przekazami, do sanktuarium tego miały udawać się kobiety, by wieńczyć posąg bóstwa wieńcami.
Bu yemin, hukukun üstünlüğü ilkesini ve hukukun bütün bireylerden üstün olduğu kabulünü temsil eder.Prawo to wyraża niezbywalność uprawnień jednostki oraz ich pierwszeństwo przed prawem pozytywnym.
Doktor, Hipokrat Yemini'ni çiğnedi.Lekarz złamał przysięgę Hipokratesa.
Onu gerçekten sevdiğine yemin eder.Han lovar att älska henne.
Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!I vredesmod svär Heiling att hämnas.
Gece Nöbetçileri'nin yeminli üstadı.Nattens väktare övers.
Billington, 14 Eylül 1987'de Kongre Kütüphanesi'nin yöneticisi olarak yemin etti.Den 14 september 1987 svors Billington in som chefsbibliotekarie för kongressbiblioteket.
İason Medea'dan intikam almaya yemin eder.Han stöter bort henne och Medea svär att hämnas.
29 Mayıs 2007 tarihinde Nijerya Federal Cumhuriyeti Başkanı olarak yemin etti.29 maj 2015 svors han in som Nigerias president.
Ve ona Lupa'yı bir canavara dönüştüreceğine dair yemin eder.Han har svurit att aldrig låta Yuuki bli förvandlad till vampyr.
Bunun yerine birbirlerine evlilik yemini verirler ve yüzük değişirler.Båda par utväxlade ringar och äktenskapslöften.
Trapani o gün babasının intikamını almaya yemin etti.Unge Clifford svär att hämnas sin fars död.
21 Nisan 2010 tarihinde Başbakan olarak yemin etti.Han installerades som premiärminister den 21 april 2010.
Ertesi gün Müşerref tarafından yemin etti.Han efterträddes följande år av företrädaren Chittenden.
Chen'in intikam almaya yemin eder.Han svär en ed att hämnas.
2000 yılında gruptan ayrıldı ve tekrar müziğin içinde olmayacağına dair yemin etti.Han blev återupptäckt 1962 men han ville inte spela in mer musik.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Arnold och Mathilde bekänner sin kärlek och svär varandra evig trohet.
Jack de ondan intikam almaya yemin eder.Adriano svär att hämnas.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Arnold förvisades ur Italien och måste svära att inte återvända utan påvens tillstånd.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Svor svaranden inte eden ansågs skulden vara bevisad.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Invånarna i furstendömena skulle svära kungen trohetsed.
Kabine ertesi gün görev için yemin etti.Dagen därpå dementerade Bekkestad den uppgiften.
1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 – Lech Wałęsa blir den första folkvalda presidenten i Polen.