6 Ağustos 2010 tarihinde yemin etti.Consultado em 6 de agosto de 2010.
Ömer halifeliği alıralmaz Yezid bin Muhalleb 'e bir mektup yazarak ondan sadakat yemini yapmasını istedi.Para questioná-lo acerca da sua lealdade, Daisy enviou-lhe uma carta sobre o assunto.
Ordu içinde hala çok sevilen Cromwell 16 Aralık 1653 günü yemin ederek yeni görevine başlar.Cromwell prestou juramento como Lorde Protetor em 15 de dezembro de 1653.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Após a guerra, é deportado dos Estados Unidos, nunca mais regressando a este país.
1975 yılında yemin ederek avukatlık yapmaya başlamıştır.De 1957 a 1975 exerceu advocacia.
Chris sinirlenerek intikam yemini eder ve oradan uzaklaşır.Assim, ele jura vingança extrema e desaparece.
Törende Leyla Zana'nın yemin metnini tam olarak okumadı.Claro, ele não tinha lido corretamente Mein Kampf.
Claudius Praetorianları bir daha evlenirse kendisini öldürmeleri için yemin ettirdi.Cláudio chegou mesmo a pedir à guarda pretoriana que o matassem caso voltasse a casar-se.
Gerçeği ama yalnızca gerçeği söyleyeceğinize yemin eder misiniz?Vocês juram dizer a verdade mas somente a verdade?
Arnold, Tell ve Walter İsviçre'nin ulusal egemenliğini kazanması için uğraşacaklarına birlikte yemin ederler.Arnold, Tell en Walter zweren een eed om Zwitserland te bevrijden.
Onu gerçekten sevdiğine yemin eder.Ik zweer dat ik lief zal zijn.
Ama Güneş'e yemin ederim ki seni kanla doyuracağım" der.Ook schreef hij dat er weinig zonnige dagen waren en dat hij er een grote vis ving.
Yemin şöyledir.De eed afgelegd hebben.
Kabine ertesi gün görev için yemin etti.Het kabinet werd de volgende dag beëdigd.
Aleksios, 1097 tarihli yemini geçersiz saymayı kabul etti.Alexios stemde ermee in om de eden uit 1097 als ongeldig te beschouwen.
İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim." dendi.Waarlijk, rechtvaardigheid is Mijn gave aan u en het teken van Mijn goedertierenheid.
Sure burçlar (buruc) la dolu göğe yemin ederek başlar.Hij plaatste het hexagram Het Scheppende, de Hemel (qian 乾) voorop.
Senato olup bitenleri öğrenince, Sezar tüm Belgic kabilelerinden bunun intikamını almaya yemin etti.Toen Rome en de Senaat weet kregen van deze nederlaag, zwoer Caesar alle stammen van de Belgae uit te roeien.
Bakanlar kabinesi 1 Haziran'da yemin etti.Het nieuwe kabinet legde de eed af op 17 juni.
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.Zij beperken de beloften tot zaligheid tot hen die inwendig in het verbond begrepen zijn.
Haçlılar sonunda bu yemîni grup olarak değil daha ziyade tek tek ettiler.De kruisvaarders zwoeren uiteindelijk deze eed individueel, in plaats van als een groep.
26 Mayıs 2010 tarihinde Başbakan olarak yemin ederek ülkenin ilk kadın Başbakanı oldu.Ze werd op 26 mei 2010 beëdigd en was de eerste vrouwelijke minister-president van het land.
1988 - Benazir Butto, Pakistan Başbakanı olarak yemin etti.1988 - Benazir Bhutto wordt minister-president van Pakistan.
Ama başarısız olur.Yangı yok etmeye yemin etmiştir.Pogingen om het vuur te blussen, mislukten.
Jerry artık kızın katilinin kim olduğunu bulmaya yemin etmiştir.Ray zweert de dader te vinden.
Bu yemin ev sahibi ülkenin seçtiği bir sporcu tarafından tüm sporcular adına okunur.Hier staat voorgeschreven dat een sporter uit het organiserende land de eed uitspreekt namens alle sporters.
1975 yılında yemin ederek avukatlık yapmaya başlamıştır.In 1957 promoveerde hij waarna hij tot 1975 als advocaat aan de slag ging.
Yalan yere yemin edenlere on yoksulu yedirip giydirmek veya bir köle azad etmek emredilmiştir.Immers in de Tien Geboden van de Thora is het maken van afgodsbeelden of beeltenissen van God verboden.
Biya 3 Kasım'da yemin etti.Op 3 mei legde hij de eed af.
Pippin, Gondor vekilharcı Denethor'a bağlılık yemini ederken kılıcını kullandı.Pepijn probeert het goed te maken door loyaliteit aan Denethor af te zweren.
17 Mart 2015 tarihinde yemin etti.Geraadpleegd op 17 maart 2015.
Çok anılan, adına yemin edilen demektir.Zweer alleen bij Zijn Naam.
Yemin edilirken eğilip kılıç öpülür.Eenmaal bij de smid wordt het zwaard gesmeed.
Yeminli tercüme, yeminli çevirmen tarafından imzalanıp mühürlenmiş tercümelerdir.De jurydiscussie is openbaar en wordt simultaan vertaald.
İki hükümdar kutsal kitaplarına el basarak yemin ettiler.Aan de goden zweren de koningen hun eed...
Böylece 1531'de Kral'a bağlılık yemini etmeyi reddetti.In 1931 weigerde hij een verplichte eed van trouw af te leggen.
Pek çok küçük hanedan kendilerine sadakat yemini etmiştir.Als kleine kinderen zweren ze elkaar eeuwige trouw.
Aynı şekilde Sparta kralı da kanunlara uyacağına yemin ederdi.Hierdoor moesten ook alle koningen een eed afleggen dat ze de wetten zouden respecteren.
Gece Nöbetçileri'nin yeminli üstadı.Een Beverwijker op De Nachtwacht.
Bu 3 dolama ettikleri 3 yemini temsil eder.Twee gespen duiden op drie verleningen.
Ertesi gün Müşerref tarafından yemin etti.En een dag later legde hij de eed af.
Düzenleyici fiiller söz vermek, vadetmek, yemin etmek, tehdit etmek gibi fiiller aracılığıyla belirtilir.Iets plechtig beloven, alsof men een eed aflegt.
18 Kasım 2014 tarihinde yemin etti.Hij legde hiervoor de eed af op 18 november 1836.
11 Mayıs 2007 tarihinde ülkenin Kongresi tarafından seçildi ve aynı gün yemin etti.Op 11 mei 2007 werd Mori door het congres tot president verkozen, waarna hij nog op dezelfde dag werd beëdigd.
Stephen de bu yemini edenler arasındadır.Pater Jensen bevindt zich ook onder deze wachtenden.
Ayrıca Jon'a birkaç baştan çıkarma girişiminde bulunsa da Jon yeminini tekrar eder.Bang dat hij vergeten zal worden probeert hij Jon te waarschuwen.
6 Ağustos 2010 tarihinde yemin etti.Geraadpleegd op 6 augustus 2010.
1973 yılında avukat olarak göreve yemin etti.In 1973 begon hij met zijn praktijk als advocaat.
Tanıklar doğruyu söyleyeceklerine yemin ederler.Hij vraagt hem te zweren dat hij Andy de waarheid vertelde.
Fakat Daphne, bakire kalmaya yemin etmiştir.Judith moest een eed zweren dat zij onschuldig was.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.Sindsdien hebben ook andere terreurorganisaties trouw gezworen aan IS.
Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!A. VIAENE, Zweren ten heleghen bloede.
Gerçeği, yalnızca gerçeği söyleyeceğinize yemin eder misiniz?Zweert u de waarheid te zeggen, de hele waarheid, niets dan de waarheid?
Anlaşılan yeminini bozmuş.Zijn eed heeft ie blijkbaar gebroken.
Size yemin ediyorum, o bir dâhi!Ik zweer het u, hij is een genie!
İşimi iyi yapmak için yemin ettim.Ik heb gezworen mijn werk goed te doen.
18 Kasım 2014 tarihinde yemin etti.Zaprzysiężony 18 listopada.
11 Mayıs 2007 tarihinde ülkenin Kongresi tarafından seçildi ve aynı gün yemin etti.Wybrany na ten urząd 11 maja 2003 przez Kongres Narodowy, jeszcze tego samego dnia zaprzysiężony.
Sonra iki aşık birbirlerine sadakat yemini ederler.Obaj mężczyźni potwierdzili swoją przyjaźń przysięgą.
Sir Cuthbert, 1995 yılında Genel Vali olarak atandı ve 1 Ocak 1996 tarihinde yemin etti.Sebastian został mianowany generalnym gubernatorem państwa w 1995 i zaprzysiężony 1 stycznia 1996.