Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.Ferner schwöre ich, daß ich über die Begegnung mit Seiner Majestät jederzeit schweigen werde.
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ammâ, Yemin etti gayri faka basmayacağına.Sie enden lang spitz auslaufend, nicht zungenförmig abgerundet.
Çoğu zaman yeminli tanıkların ifadeleri de kanıt sayılır.In den Untersuchungsakten finden sich in der Regel auch Zeugenaussagen.
Ölümü yeneceğine dair annesinin mezarı başında yemin eder.Am Grabe ihres Vaters schwört sie Rache.
Ertesi gün görevi için yemin etti.Am nächsten Tag löste er sein Versprechen ein.
Erdoğan cumhurbaşkanlığı için yemin ederken, 28 Ağustos 2014. ^Wenn Zwerge wahlkämpfen, 28. August 2014.
Sir Cuthbert, 1995 yılında Genel Vali olarak atandı ve 1 Ocak 1996 tarihinde yemin etti.Im Jahre 1995 wurde er zum Generalgouverneur ernannt und am 1. Januar 1996 vereidigt.
Jack de ondan intikam almaya yemin eder.Eduige schwört sich an ihm zu rächen.
Ardından 30 Ocak 2003 tarihinde Temsilciler Meclisi üyesi olarak yemin etti.Am 30. Juni 2001 schied er als Abgeordneter aus dem Repräsentantenhaus aus.
Eğer babası ölürse kendisi de ölünceye kadar bir şey yemeyeceğine dair yemin etti.Dem sterbenden Vater hat er geschworen, nicht vom jüdischen Glauben zu lassen.
Ayrıca o günden beri yeminli tercümanlık da yapıyor. ”Xanthippe ve Sokrates.Übersetzungen ins Türkische „Xanthippe und Sokrates.
Ertesi gün Müşerref tarafından yemin etti.Am selben Tag erfolgte seine Vereidigung.
Uzun yıllar Köln ve Bonn’da yeminli tercümanlık yaptı.2003 emeritierte er in Bonn und Jülich.
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.Diese hätten ihn mit dem Gedicht von Mosen bekannt gemacht, was ihn zur Vertonung veranlasst habe.
Bundan sonra öldürülseler bile bu sırrı kimseye söylemeyeceklerine yemin ederler.Sie lässt aber, bevor sie dieses Geheimnis erzählt, Meg schwören, anderen nichts davon zu erzählen.
Bakanlar kabinesi 1 Haziran'da yemin etti.Am 2. Juni wurde sein Kabinett vereidigt.
Tanrılar onun adı üzerine (dönülemez yemin olarak) ant içerler.Die Bezeichnung leitet sich aus dem verehrten Gott Chaldi ab.
Chen'in intikam almaya yemin eder.Tony schwört, seinen Bruder zu rächen.
Babam da bağlılık yemini yapmıştı.Der Schwur der Treue.
İki hükümdar kutsal kitaplarına el basarak yemin ettiler.Nach dänischen Annalen schworen beide dem dänischen König den Lehnseid.
Bu 3 dolama ettikleri 3 yemini temsil eder.Die drei schwören ein Treuebündnis.
6 Ağustos 2010 tarihinde yemin etti.Er wurde am 6. August 2015 vereidigt.
Birliğin ettiği şartlı yemin SS birlikleri arasında tektir.Am vereinbarten Ort finden sie einen Kameraden von SS-Truppen hingerichtet vor.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Nach seinem Abschluss kehrte er nach Japan zurück und schwor sich, nie wieder einen Fuß in die USA zu setzen.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Sie schwört ihrem Hans ewige Treue.
Yeminli Mali Müşavir olup, Fahri Maliye Müfettişidir.Außerdem ist sie zertifizierte Buchprüferin und zertifizierte Finanzmanagerin.
2000 yılında gruptan ayrıldı ve tekrar müziğin içinde olmayacağına dair yemin etti.2000 kündigte er seinen Rückzug aus der Musik an.
Sansa Stark'ı aramak için yemin ediyor.Sean schwört, Mike zu finden.
8 Mayıs 2010 tarihinde Kosta Rika başkanı olarak yemin etti.Von 8. Mai 1990 bis 8. Mai 1994 war er Präsident Costa Ricas.
22 Şubat 2014 tarihinde İtalya'nın Başbakanı olarak yemin etti.Er war vom 28. April 2013 bis zum 22. Februar 2014 Ministerpräsident Italiens.
Böylece bu antlaşma ve yemin geçersiz olmakta idi.Auch damals sei sie abwesend und zerstreut gewesen.
Doktor, Hipokrat Yemini'ni çiğnedi.Le médecin a violé son serment d'Hippocrate.
Ama güneşe yemin ederim ki seni kanla doyuracağım!Je jure devant Dieu, que le sang coulera, le sang coulera.
Diana Hippolit ve Aricie'yi kendi koruması altında tutacağına yemin edeer.La déesse jure de protéger Hippolyte et Aricie.
İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim." dendi.Que je sois en eux et toi en moi, afin qu'ils soient rendus parfaits dans l'unité ».
Kanımızın son damlasına kadar savaşmaya yemin etmiştik.Jurons-tous de défendre l'une et l'autre jusqu'à la dernière goutte de notre sang.
Tarihin bir kere daha tekrarlanmamasını sağlamaya çalışacağına yemin etti.Il jure que plus jamais il ne racontera de mensonges.
Aleksios, 1097 tarihli yemini geçersiz saymayı kabul etti.Alexis accepte de reconnaître que les serments de 1097 ne sont plus valables.
Yemin şöyledir.Le Jura c'est cela.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Il part ensuite émigrer aux États-Unis, et ne retournera jamais en Yougoslavie.
Yeminlerini yerine getirmedikleri sürece ruhları hiçbir zaman huzura ermesin istedi.Jésuite, ayant fait vœu d’obéissance, il ne faillit jamais à ses vœux.
Herkes birleşip İtalya birliği davasını destekleyeceklerine dair bir yemin ederler.Ils se disent tous prêts à témoigner sous serment devant le Congrès américain.
(Solenne in quest'ora - Bu acil saatte bana yemin et.)Je jure par Apollon (I Swear by Apollo) 11.
27 Kasım 2005'te Honduras devlet başkanı olarak seçildi ve 27 Haziran 2006'da yeminle göreve başladı.Élu président de la République du Honduras le 27 novembre 2005, il prend ses fonctions le 27 janvier 2006.
Ancak bu sırada Suikastçı Kardeşliği'nin üç yeminini de bozar.On réussit finalement à inculper les trois frères De Nobili.
Adventist vaftiz yemini bunları tamamlamaktadır.Les vœux de baptême s'y ajoutent.
21 Nisan 2010 tarihinde Başbakan olarak yemin etti.Il a prêté serment le 21 avril 2010 pour devenir le 21e Premier ministre du Sri Lanka.
Ölümü yeneceğine dair annesinin mezarı başında yemin eder.Elle jure sur le tombeau de son père de le venger.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.En tant que vassal loyal, je lui ai juré un serment de fidélité.
1 Ocak - Ren Lejyonları Galba'ya bağlılık yemini etmeyi reddetti.2 janvier : révolte des légions de Germanie inférieure, qui refusent de prêter serment à Galba.
Sanılanın aksine deyiş Hipokrat yemininde geçmez.Selon la défense, le serment d'Hippocrate n'est pas opposable.
Ona yemin ettirdikten sonra köle gibi kullanmak mümkün olurmuş.Ce pourrait être pour se servir d'elle comme d'une esclave.
Yeminden dönmek büyük bir günah ve suç olarak kabul edilir.En effet, selon lui, s'abstenir est un péché.
Nazirite yeminini kabul eden akımlardır.Ce sont les ennemis jurés des nains.
Onu gerçekten sevdiğine yemin eder.Elle se jure alors de retrouver son amour.
Babasının ölümünden etkilenen Ebru intikam almak için yemin eder.Apprenant par hasard les circonstances de la mort de son père, il jure de se venger.
Konsey üyeleri krala bağlılık yemini ederler.Tous prêtent serment de fidélité au roi.
Herkes yemin etti, Odisseas dahil.Il est par ailleurs jurat de Bordeaux.
Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.Il s'est juré de ne plus jamais fuir ses problèmes.
Çok anılan, adına yemin edilen demektir.Pour voter il faut jurer.