Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.Nie jedzże jej, na ziemię ją wylej jako wodę.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.No comerás la sangre, sino que la derramarás en la tierra como agua
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.Non lo mangerai, lo spargerai per terra come acqua
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.Să nu -l mănînci, ci să -l verşi pe pămînt ca apa.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.sondern sollst es auf die Erde gießen wie Wasser.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.Tu ne le mangeras pas: tu le répandras sur la terre comme de l`eau.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.Δεν θελεις τρωγει αυτο επι την γην θελεις χυνει αυτο ως υδωρ.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.Да я не ядеш: да я изливаш на земята като вода.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.не ешь ее: выливай ее на землю, как воду;
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.לא תאכלנו על הארץ תשפכנו כמים׃
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.لا تاكله. على الارض تسفكه كالماء.
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.不 可 喫 血 、 要 倒 在 地 上 、 如 同 倒 水 一 樣
Kan yememelisiniz; kanı su gibi toprağa akıtacaksınız.不可喫血 、 要倒 在地上 、 如同 倒水 一 樣
Obur, öyle şeyler yememelisin.Ät inte sånt där, Gluttony.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Gluttony, esas cosas no se comen.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Gluttony, não deverias comer essas coisas.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Gluttony, nie powinieneś jeść takich rzeczy.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Gluttony, non dovresti mangiare queste cose.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Gluttony, sinun ei pitäisi syödä tuollaista.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Spis ikke af de der, Gluttony.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Γκλούτονι. Δεν πρέπει να τρως τέτοια.
Obur, öyle şeyler yememelisin.Обжорство, не надо есть такие вещи.
Onu yememe izin verin.Biarkan saya memakannya
Onu yememe izin verin.Dann wird sie es fressen.
Onu yememe izin verin."얼른 없애야돼"
Onu yememe izin verin.Me deja comer.
Onu yememe izin verin."Nechte mě to sníst."
Onu yememe izin verin. Onu öldürmeme izin verin. Yangısal bir tepki göstermeme izin verin.Odporność nieswoista to zjadanie patogenów, zabijanie patogenów i wywoływanie stanu zapalnego.
Onu yememe izin verin.Дозвольте мені це з'їсти.
Onu yememe izin verin.והיא רוצה לעכל אותו
Onu yememe izin verin.دعني ألتهمه
Sadece bu cismin kötü olduğunu bilirler. Onu yememe izin verin. Onu öldürmeme izin verin.Neste vídeo, nós nos focamos na resposta inespecífica ou inata do sistema imune.
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Auzi voci care îþi spun sã nu o faci?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Befehlen dir vielleicht Stimmen, nicht zu essen? Glaubst du, das Essen sei vergiftet?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Czy słyszysz głosy zakazujące ci jedzenia?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Tu entends une voix qui te dit de ne pas manger ?
Sana yememen gerektiğini söyleyen sesler mi duyuyorsun?Ακούς φωνές να σου λένε να μη φας;
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Acepto, si no te importa que te arruine.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Affare fatto. Mangerò tanto da mandarti in bancarotta.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Alinho, se não te importares que te leve à falência.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Jag tackar ja om jag får äta dig fattig.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Jeg siger ja, hvis jeg må æde dig fattig.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Sopii, mutta syön sinut vararikkoon.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Zgadzam się, o ile jest pan gotów zbankrutować.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Εντάξει τότε, αν δεν σε πειράζει να χρεοκοπήσεις.
Seni iflas ettirene kadar yememe itirazın yoksa bana uyar.Хорошо, если вы не против разориться из-за меня.
Uçmadan önce tavuk yememek gerekiyor.Ar fi trebuit sã evit sã mãnânc chestii ca pui, chiar înainte de a zbura.
Uçmadan önce tavuk yememek gerekiyor.Avant les vols, il ne faut pas manger de poulet rôti.
Uçmadan önce tavuk yememek gerekiyor.Nie trzeba było jeść kurczaka przed lotem.
Uçmadan önce tavuk yememek gerekiyor.Vor dem Flug sollte man kein Hühnchen essen.
Uçmadan önce tavuk yememek gerekiyor.Πρέπει να αποφεύγου να τρώω φαγητά όπως το κοτόπουλο πριν απο την πτήση.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.A tiršata im zakázal, aby nejedli zo svätosvätého, dokiaľ vraj nebude stáť kňaz s urím a thumím.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.A tiršáta im zakázal, aby nejedli zo svätosvätého, dokiaľ vraj nebude stáť kňaz s urím a thumím.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.A zapověděl jim Tirsata, aby nejedli z věcí svatosvatých, dokudž by nestál kněz s urim a thumim.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.A zapověděl jim Tirsata, aby nejedli z věcí svatosvatých, dokudž by nestál kněz s urim a tumim.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.I zakazał im Tyrsata, aby nie jadali z rzeczy najświętszych, ażby powstał kapłan z Urym i z Tummim.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.I zakazał im Tyrsata, aby nie jedli z rzeczy najświętszych, ażby powstał kapłan z Urym i z Tummim.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.방백이 저희에게 명하여 우림과 둠밈을 가진 제사장이 일어나기 전에는 지성물을 먹지 말라 하였느니라
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.Maaherra kielsi heitä syömästä korkeasti-pyhää, ennenkuin nousisi pappi, joka voi hoitaa uurimia ja tummimia.
Vali, Urim ile Tummimi kullanan bir kâhin çıkıncaya dek en kutsal yiyeceklerden yememelerini buyurdu.Maaherra kielsi heitä syömästä korkeasti-pyhää, ennenkuin nousisi pappi, joka voi käyttää uurimia ja tummimia.