Yaratıklar yakaladıkları insanları yememekte, onları üreme için kaçırmaktadır.Muži však Mîmovi nevěří a nechají jej v zajetí.
En uzun gol yememe serisi 5, İtalya (1990) ve İsviçre (2006-2010).Cele mai multe meciuri consecutive fără a primi gol 5, Italia (1990) și Elveția (2006–2010).
Çin, Kore ve Vietnam’da ise rahiplerin et yememeleri beklenir.Kínában, Koreában és Vietnámban a szerzetesektől elvárják, hogy ne fogyasszanak húst.
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Eläinravintoa ne eivät syö.
1,054 dakikalık bir gol yememe serisi yakaladı.Vettel jäi paalupaikan napanneesta Hamiltonista 0,051 sekuntia.
Tavla ile arasındaki en önemli fark, Gul Bara'da taşların birbirlerini yememesidir.Suurin ero tammeen verrattuna on, että Lascassa nappuloita ei poisteta laudalta lyödessä.
Almanlar salatalık yememeleri konusunda uyarıldı.Saksalaisia on varoitettu syömästä kurkkuja.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Den behøver meget lidt vand og kan overleve i længere tid uden at drikke.
Eski bir röportajında domatesten nefret ettiğini, kimsenin yememesi gerektiğini belirtmiştir.Det du siger, det er, at du helst vil have, at ingen af os spiser kød.
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Du må ikke spise kød fra levende dyr.
Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir.En bør ikke bruke for mye poteter.
Yemek yememe grevidir.Kesulitan makan.
Yaratıklar yakaladıkları insanları yememekte, onları üreme için kaçırmaktadır.Tidak ada seorangpun yang dibiarkan terluput; hanya hewan yang dirampas untuk mereka sendiri.
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.Dilarang makan daging yang dipotong dari binatang yang masih hidup.
Canlı bir hayvanın etini kopartıp yememek.未確認動物UMAの肉を食す得体の知れない生命体。
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.やってはいけない3つのルールがあり、1つ目は強い光に当ててはいけない、2つ目は水をかけてはいけない、3つ目は午後3時以降、餌をあげてはいけない。
Örneğin, halk domuz yememekte (bkz.「それなら猪(しし)の肉がええ。
Tavla ile arasındaki en önemli fark, Gul Bara'da taşların birbirlerini yememesidir.葉の外皮は苦味が強いが、葉内部のゼリー質はアロエベラと変わらず苦味はない。
23:25 İşçi mesai zamanında yememeli Deut.07:25班次於學校假期不設服務。
Çölyak hastaları gluten unundan yememelidir.糖尿病患者則不宜吃西瓜。
Dayak yememek için sessizce soyunup yatağa girmeye çalışır.對床的整潔很執著,睡前一定會洗漱才上床。
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.식사 전에는 큰 소리로 덕담을 나누나, 식사 중에는 별로 말을 하지 않으며, 물은 주로 식후에 마신다.
Yemek yememe grevidir.밥 안 먹기도 힘들어요.
Bunun nedeni de, Moğolların Aykeklerini yememesiydi.그러므로 고려는 몽골의 식민지가 아니었다.
22:10 Sünnetsiz Kohen Teruma yememeli Ex.19:14: נמצאה ללא רוח חיים.
Örneğin, halk domuz yememekte (bkz.За населишкото вижте Чърчища (дем Горуша).
Örneğin, halk domuz yememekte (bkz.Napríklad na ukojenie hladu (účel) jeme chlieb (prostriedok).
Çin, Kore ve Vietnam’da ise rahiplerin et yememeleri beklenir.Koreas, Vietnamis ja mõnes Hiina piirkonnas kasvatatakse koeri lihaloomana.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.오직 크게 삼가서 그 피는 먹지 말라 피는 그 생명인즉 네가 그 생명을 고기와 아울러 먹지 못하리니
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Len buď silný, aby si nejedol krvi, lebo krv je dušou, a preto nebudeš jesť duše s mäsom.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Ole vain luja siinä, ettet syö verta; sillä veri on sielu, ja sielua sinun ei pidä syömän lihan kanssa.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Samo v tem bodi neupogljiv, da ne ješ krvi, zakaj kri je duša, in ne smeš jesti duše z mesom.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Seulement, garde-toi de manger le sang, car le sang, c`est l`âme; et tu ne mangeras pas l`âme avec la chair.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Sólo cuídate de no comer la sangre, porque la sangre es la vida; no comerás la vida junto con la carne
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Song phải giữ mình, chớ ăn huyết; vì huyết là sự sống, nên chớ ăn thịt luôn với sự sống.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Song phải giữ_mình , chớ ăn huyết ; vì huyết là sự sống , nên chớ ăn thịt luôn với sự sống .
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Tão-somente guarda-te de comeres o sangue; pois o sangue é a vida; pelo que não comerás a vida com a carne.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Toliko buď stálý, abys krve nejedl; nebo krev jest duše, protož nebudeš jísti duše s masem jejím.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Tylko bądź statecznym, abyś krwi nie jadał, bo krew jest dusza; przetoż nie będziesz jadł duszy z mięsem jej.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.Само строго да се вардиш да не ядеш кръвта: защото кръвта е животът, и не бива да ядеш живота с месото.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.только строго наблюдай, чтобы не есть крови, потомучто кровь есть душа: не ешь души вместе с мясом;
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.רק חזק לבלתי אכל הדם כי הדם הוא הנפש ולא תאכל הנפש עם הבשר׃
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.لكن احترز ان لا تأكل الدم لان الدم هو النفس فلا تاكل النفس مع اللحم.
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.只 是 你 要 心 意 堅 定 不 可 喫 血 、 因 為 血 是 生 命 、 不 可 將 血 〔 原 文 作 生 命 〕 與 肉 同 喫
Ama kan yememeye dikkat edin. Çünkü ete can veren kandır. Etle birlikte canı yememelisiniz.只是 你 要 心意 堅 定不可喫血 、 因為 血 是 生命 、 不 可 將 血 〔 原文 作 生命 〕 與肉 同喫
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?A meno che non ci sia qualcuno tra il pubblico che si offra come volontario per smettere di mangiare.
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?A menos que haya un voluntario en la audiencia que se ofrezca a dejar de comer.
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?A moins qu'il y ait quelqu'un dans la salle qui soit volontaire pour arrêter de manger?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?A não ser que haja alguém, no público, que queira deixar de comer?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Chyba że jest ktoś na tej sali, kto chciałby się zgłosić na ochotnika i przestać jeść?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Doar dacă nu e cineva în public care se oferă voluntar să nu mai mănânce.
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Es sei denn, es gäbe jemanden im Publikum, der freiwillig aufhören möchte zu essen.
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Hacsak a hallgatóságból valaki nem jelenkezik önként, hogy abbahagyja az evést!
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Iba že by bol v hľadisku niekto, kto by sa dobrovoľne prihlásil a prestal jesť?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Kecuali ada seseorang di antara hadirin yang ingin mulai berhenti makan?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?청중 여러분중에 누구라도 자발적으로 먹는 걸 중단하실 분이 없다면 말이죠?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?ledaže by byl někdo v posluchačstvu, kdo by se dobrovolně přihlásil, že přestane jíst?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Såvida det inte finns någon i publiken som skulle vilja sluta äta frivilligt?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Tenzij er iemand in het publiek zit die vrijwillig wil stoppen met eten?
Bu izleyici grubu içinde bundan sonra yemek yememeye gönüllü birileri varsa başka tabii, var mı?Trừ khi có ai đó ở trong số khán giả ở đây sẽ tình nguyện bỏ ăn?