Ana içeriğe geç
Sözlük

yemekte ile cümle

yemekte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben gol yemekten korkmam.食べ物ではスイカが苦手。
Yemekten ve solunumdan kaçının.口を開けて食べるさま。
Yemekte en son gelir.最後に食材である。
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.変更されたシーンの一例としてホーマーがビールを飲む代わりにソーダを飲み、また豚肉の入っているホットドッグの代わりにエジプト風ビーフ・ソーセージを食べるなどがある。
1905’te yetmişinci yaşını Beyaz Saray’da Theodore Roosevelt’in onuruna verdiği yemekte kutladı.1905年にはおじに付き添って、ホワイトハウスで行われたセオドア・ルーズベルトのパーティーに出席した。
Hava Gezginlerinin ona tüm canlıların kutsal olduğunu öğretmesinden beri et yemekten kaçınır.魔物に臭いを察知されないようにするために、肉類は一切食べない。
Anne: Peki ya yemekten sonra ne olacak?『晩飯のおかずは何だ。
Yemekten sonra esrar içmekte ve müzik (sema) dinlemekteydiler.ヘッドホンを常備しており音楽を聴きながら対局に臨む。
University Kolej'de yemekten önce her gün bu dua okunmalıdır.小学校に上がる前から毎日、朝食前に論語の素読をさせられる。
Nihayet yemekte ev sahibiyle tanışırlar.家族で弁当屋を営む。
De Groux kabalığı için özür diledikten sonra yemekten ayrıldı.フォックスからの反論の後にリンボーは謝罪している。
Bu yemekte "penedes" adı verilen "siyah şarap" içilir.「ヤウポン」という木の実を煎じた「黒い飲料」を飲む。
"Binbaşı" yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü.炸弹在“少校”餐馆吃东西时引爆,造成两名美軍人員喪生。
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.例如,在阿拉伯语版中霍默喝的是碳酸饮料而不是啤酒,吃的是埃及牛肉肠而不是热狗。
Yemekte, Banquo'nun hayaleti ortaya çıkar ve Macbeth'in yerine oturur. .沒想到,班柯的鬼魂出現,並坐在馬克白的座位上。
Çünkü emegenler, yakaladıkları zaman Nartları yemektedirler.當這些物種滅絕時,以牠們為食的掠食者也相繼走向絕種。
Direkt olarak fare yemektedir.老鼠快要被吃掉了。
Yemekte en son gelir.最后的晚餐 濯足節
Ben gol yemekten korkmam.沒有討厭吃的食物。
Bir başka güzel yemekte mantıdır.非常靈巧,做飯一流。
En sevdiği yemekte balıktır.最喜歡的食物是三文魚。
Meyvelerin yemekten 2 saat önce veya 2 saat sonra tüketilmesi.수련 2시간전에는 식사를 하는 것은 좋지 않다.
Yemekte, Banquo'nun hayaleti ortaya çıkar ve Macbeth'in yerine oturur. .이후 뱅쿠오는 맥베스의 연회장에 유령으로 나타나 맥베스를 놀라게 한다.
En sevdiği yemekte balıktır.또한 좋아하는 음식으로는 생선구이다.
Ben gol yemekten korkmam.싫어하는 음식은 피망.
Aperitif veya aperatif, genellikle yemekten önce sunulan içkilerdir.식전주는 보통 식욕을 자극하기 위해 식사 전에 제공되는 술의 일종이다.
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.לדוגמה, בגרסה הערבית הומר נוהג לשתות סודה במקום בירה ונוהג לאכול נקניק מצרי במקום נקניקייה בלחמנייה.
Biri fındık yemekten hoşlanıyor ve diğeri hala bir erkek bulmaya çalışıyor."אנחנו מאוד אוהבים את הצליל החי, ואנחנו רוצים מפיק שיוכל לתפוס אותו."
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.רחצת ידיים היטב לפני הכנת המזון ואחריה.
Yemekten sonra kahvemi istiyorum.ארצה את הקפה לאחר הארוחה.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Превенцията се състои в правилно приготвяне на храната и миене на ръцете преди готвене.
Bir başka güzel yemekte mantıdır.Илия на специален оброк.
Yemekten pişman olduğum bir şey yedim.Ядох нещо, за което съжалих.
Yemekte, Banquo'nun hayaleti ortaya çıkar ve Macbeth'in yerine oturur. .Banquov duh ulazi i sjeda na Macbethovo mjesto.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Zaraza se sprječava temeljitim kuhanjem hrane i pranjem ruku prije kuhanja.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Čiefová Po skončení základnej školy pôsobil ako robotník v Brezne.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Okužba se preprečuje s pravilno kuho hrane in z umivanjem rok pred kuhanjem.
Ben gol yemekten korkmam.Gobana ni na mojem jedilniku.
Örneğin; Homer, bira yerine soda içmekte ve sosisli sandviç yerine Mısırlı sığır etinden sosis yemektedir.Pavyzdžiui, Houmeris vietoje alaus geria sodą ir valgo Egipto jautienos dešreles vietoje karštų sumuštinių.
Bu yemekteki ana malzeme çekilmiş cevizdir.Tai – pagrindinis šios virtuvės patiekalas.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Profilaktika užtikrinama tinkamai verdant maistą ir plaunant rankas prieš pradedant ruošti maistą.
Ana yemek, birden fazla çeşit yemekten oluşan öğünlerde temel yemek.Tuo tarpu pietūs yra laikomi pagrindiniu dienos maistu.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Pärast sööki kogunesid külalised kodualtari ümber.
Çay yemekten hem önce, hem de sonra içilir.Seedehädade korral juua teed enne sööki.
İlkbaharda yapılan bir barbekü partisinde et yemektedir.Heas hoidlas säilivad õunad kevadeni.
İlk yarı gol yemeyen kaleci, iki gol yemekten kurtulamadı.Kes ei saanud kodust toitu kaasa võtta, töötas poolnäljas.
Ailem ben istiyorum düşünmek akla gelmez konuyu değiştirmek biomed Yemekten sonraBiomed setelah makan malam
Ailem ben istiyorum düşünmek akla gelmez konuyu değiştirmek biomed Yemekten sonraUčitelj moja družina ne moti, mislim, da želim Zamenjajmo temo
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.Después de cenar con tu familia, limpias la mesa y lavas la vajilla.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.Dopo aver cenato con la vostra famiglia, pulite la tavola e lavate i piatti.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.당신의 가족과 저녁을 먹은후에, 당신은 식탁을 닦고 설거지를 합니다.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.Nach dem Abendessen machst du Tisch und Geschirr sauber.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.Αφού φάγατε δείπνο με την οικογένειά σας, καθαρίζετε το τραπέζι και πλένετε τα πιάτα.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.После семейного ужина вы убираете со стола и моете посуду.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.אחרי שאכלתם ארוחת ערב עם המשפחה, אתם מפנים את השולחן ורוחצים כלים.
Ailenizle yediğiniz yemekten sonra, masayı temizleyip bulaşıkları yıkadınız.بعد تناول العشاء مع العائلة، قمت بتنظف الطاولة وغسل الأطباق.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Felizmente, o imperador estava presente no jantar e acalmou a sua fúria.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Fortunatamente, l'imperatore si trovava a quella cena e riuscì a tenere a bada il suo temperamento.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Gelukkig was de keizer bij het diner en heeft zijn humeur getemperd.
Allah'tan imparator da yemekteydi de kendisini sakinleştirdi.Heureusement, l'empereur était au dîner et a calmé sa colère.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod