Anne: Peki ya yemekten sonra ne olacak?Czy mimo to kolacja się odbędzie?
Yemekte Bünyamin'e diğerlerinden beş kat fazla yiyecek servisi yapıldı.Zakaz spożywania mięsa dotyczył śród i piątków.
En sevdiği yemekte balıktır.Ulubioną potrawą była ryba.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Wielokrotnie powstrzymywał się od jedzenia, używając postu jako broni politycznej.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Han avstod från föda under långa perioder, och använde fasta som en form av politisk protest.
Çünkü emegenler, yakaladıkları zaman Nartları yemektedirler.Vid brist på föda faller de i dvala (torpor).
Yemekte öncelik sırası her zaman erkeklerdedir.Det är viktigt att alltid hålla tiden för varje måltid.
Yemekten ve solunumdan kaçının.Lev lätt och ät rätt.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevention sker genom att tillaga mat ordentligt och genom handtvätt före matlagning.
"Binbaşı" yemekteyken, bomba patladı ve iki Amerikan subayını öldürdü.Innan han hade hunnit lämna lokalen, detonerade bomben och dödade två postanställda.
En sevdiği yemekte balıktır.Улюбленим відпочинком стала риболовля.
Yemekten sonra davetliler odalarına çekilirler.Після вечері гості пішли.
Anne: Peki ya yemekten sonra ne olacak?Після цього — трапеза.
Yemekte öncelik sırası her zaman erkeklerdedir.Крім того, завжди снідала разом з чоловіками.
Yemekten sonra çay ikram edilmektedir.Після цього листочки чаю підсушують.
Düğüne gelen misafirler yemekten sonra takısını takar.Після весілля молоді йшли до батьків жениха на трапезу.
O dondurma yemekten hoşlanır.Йому подобається їсти морозиво.
Yemekte en son gelir.Na předělu je poslední večeře.
Metabolizmalarının yavaşlığından dolayı kral kobralar büyük bir yemekten sonra aylarca avlanmadan yaşayabilir.Díky svému pomalému metabolismu nemusí kobra přijímat potravu i několik měsíců.
Kırmızıbiber hemen hemen her yemekte kullanılır.Zelenina se používá v téměř každém jídle.
Meyvelerin yemekten 2 saat önce veya 2 saat sonra tüketilmesi.Za dva až čtyři týdny po opylení dozrají plody.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.El se abținea de la mâncat pentru lungi perioade, folosind postul ca formă de protest politic.
Yemekte öncelik sırası her zaman erkeklerdedir.Punctul de plecare este întotdeauna consumatorul.
Ağabeyim filmi önceden görmüştü, yemekte bize öyle bir anlattı ki, ben de görmek için felaket sabırsızlandım.Și el, și mama mea m-au înțeles foarte bine atunci când, foarte de timpuriu, am optat pentru Arte.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Prevenirea infestării constă în gătirea corespunzătoare a hranei și spălarea mâinilor înainte de a găti.
Yemekten sonra iki kapsül al.După masă, ia două capsule.
Yemekten sonra bulaşıkları yıkamana gerek yok.Nu este nevoie să speli vasele, după ce mănânci.
Yemekte en son gelir.A vacsora pedig utolsó.
Eilis İrlanda yatılı evlerinde yaşamaktadır ve her gece ev sahibeleriyle akşam yemeği yemektedir.Egy ír vendégházban lakik ahol minden este együtt vacsoráznak a többi lakóval.
Yemekten sonra duvak açılır.Étkezés előtt moss kezet!
Köy de adını muhtemelen bu yemekten almıştır.A falu nevét is valószínűleg a családról kapta.
Ana yemek, birden fazla çeşit yemekten oluşan öğünlerde temel yemek.Az ebéd a nap több fogásból álló főétkezése.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Étkezés előtt kezet kell mosni, és az ételt jól meg kell rágni.
150 tabak yemekten 115'ini pişirebildiler.Yhdellä aterialla hanellä saattoi olla 150 ruokalajia.
Hemen hemen her yemekte pilav servis edilir.Vihreää teetä tarjotaan lähes kaikilla aterioilla.
Almanya'da insanlar ev gezmelerinde değil dışarıda yemekte buluşur.Menisittekö tosiaankin miehiin naisten sijaan irstaudessa?
Ben gol yemekten korkmam.Risakas ei ole ruokasieni.
Yemekte Bünyamin'e diğerlerinden beş kat fazla yiyecek servisi yapıldı.Ravintolavaunussa tarjoiltiin viiden ruokalajin illallinen.
Yemekten, içmekten kesildi.Απογοητευμένος άρχισε να πίνει.
Jessica ve kocasıyla birlikte yemektedir ve onları kendisine yatırım yapmalarına ikna etmiştir.Han spiser frokost med Jessica og hendes mand, og de enes om at investere med Sawyer.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Suplee begyndte at spille i skolestykker som lille.
Çünkü emegenler, yakaladıkları zaman Nartları yemektedirler.Rabarberne de kryber sammen, Når de en på tæven få!"
Böcekçil hayvanlar bunları yemekten çekinirler.Arbejderbierne ophører med at fodre dem.
Nihayet yemekte ev sahibiyle tanışırlar.Er gæst ved middagsselskaberne.
Bir başka güzel yemekte mantıdır.Norsk: Et deilig måltid.
Yemekten sonra esrar içmekte ve müzik (sema) dinlemekteydiler.I motsatt fall åttendeparten, efter at legater og gjeld er dekket.»
Metabolizmalarının yavaşlığından dolayı kral kobralar büyük bir yemekten sonra aylarca avlanmadan yaşayabilir.På grunn av deres lave metabolisme kan de klare seg uten mat i flere måneder.
Adamın ayaklarının dibinde, yerdeki yaprakları yemekte olan kaplumbağalar vardır.Det er likevel lov til å plukke multer som spises på stedet.
Çünkü emegenler, yakaladıkları zaman Nartları yemektedirler.Sementara mereka (kaum Quraisy) sedang sibuk menyiapkan makanan, Muslim menyerang mereka.
Ben gol yemekten korkmam.Jadi isi buah tidak enak dimakan.
Yemekten ve solunumdan kaçının.Kurangi sedikit tidur dan makanmu.
Kış aylarında gelen bütün misafirler bu yemekten özellikle isterler.Đặc biệt trong mùa đông món ăn này càng được ưa chuộng.
Hemen hemen her yemekte pilav servis edilir.Hầu như mỗi bữa ăn đều có cơm.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Ông thường nhịn ăn lâu ngày, dùng nhịn ăn như một vũ khí chính trị.
Çay yemekten hem önce, hem de sonra içilir.Còn nếu muốn giảm cân thì nên uống trước khi ăn.
Emilimi çok düzenlidir, yemekten etkilenmez.Bicalutamide được hấp thu tốt và sự hấp thu của nó không bị ảnh hưởng bởi thức ăn.
Yemekten önce hafif aparatif bir alkollü içecek, yemekten sonrasında ise mutlaka bir kahve söylenir.Tốt nhất là hãy ăn nhẹ một chút gì đó trước khi uống sữa.
Yiyecekler doğru şekilde pişirilerek ve yemekten önce eller yıkanılarak hastalıktan korunulur.Phòng ngừa bệnh bằng cách nấu thức ăn chín kỹ và rửa tay trước khi nấu nướng.
150 tabak yemekten 115'ini pişirebildiler.Cần tổng cộng 515 giờ mới có thể hoàn thành chiếc bánh.
Yemekten sonra biraz eğlenilir ve muayyen zamanda ışıklar söndürülerek karanlıkta kalınır...Trời đất trở nên tối om, trong nhà phải thắp đèn...