Ana içeriğe geç
Sözlük

yemekte ile cümle

yemekte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
İsanın yemekten önce yıkanmadığını gören Ferisi şaştı.Фарисеят се почуди, като видя, че Той не се оми първо преди обеда.
İsanın yemekten önce yıkanmadığını gören Ferisi şaştı.ויתמה הפרוש בראתו אשר לא נטל ידיו בראשונה לפני הסעודה׃
İsanın yemekten önce yıkanmadığını gören Ferisi şaştı.واما الفريسي فلما رأى ذلك تعجب انه لم يغتسل اولا قبل الغداء.
İsanın yemekten önce yıkanmadığını gören Ferisi şaştı.這 法 利 賽 人 看 見 耶 穌 飯 前 不 洗 手 、 便 詫 異
İsanın yemekten önce yıkanmadığını gören Ferisi şaştı.這法 利賽人 看見耶穌飯 前 不 洗手 、 便 詫異
İzliyor muydun? Birlikte sıcak bir öğle yemeği yemekten çok hoşlanıyor gibiydin.Apakah kamu menonton? kamu tampaknya benar-benar menikmati makan siang bersama-sama nyaman.
İzliyor muydun? Birlikte sıcak bir öğle yemeği yemekten çok hoşlanıyor gibiydin.Apakah kamu menonton? kamu tampaknya benar-benar menikmati makan siang bersama-sama nyaman.
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Eikö nuudeliravintolan tytär väsy syömään nuudeleita?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Jag menar är dottern till en nudelrestaurang trött på att äta nudlar?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Jeg mener: bliver datteren til en nudelrestaurantsejer træt af at spise nudler?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Je veux dire, est-ce que la fille du restaurant de nouilles en a marre de manger des nouilles ?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Maksudku, apa putri pemilik toko mie tidak bosan makan mie terus-terusan?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Mislim reči, ali se ti hčerka restavracije kdaj naveličaš rezancev?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?To znaczy, córka właściciela restauracji z makaronem ma dość jedzenia makaronu?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Úgy értem, hogy a tészta étterem tulajának a lánya bármikor is megunhatja a tésztát?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Voglio dire, la figlia di un proprietario di un ristorante di noodle é stanca di mangiare noodles?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Vreau sa zic , fiica proprietarului restaurantului de taitei s-a saturat de ei?
Kast ettiğim Erişte dükkanı olan bir adamın kızı erişte yemekten sıkılır mı?Я имею в виду, устала ли дочь хозяина ресторана лапши есть лапшу?
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.De theorie is dat hij een immuunreactie heeft op wat er met het voedsel gebeurt.
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.이론대로라면 그 아이는 음식에 대해 생기는 것에 대한 면역적 반응을 보이는 것이었고,
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.Portanto, a teoria é que ele está a ter qualquer reação imunológica sobretudo ao processamento da comida.
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.Teoria este că are un fel de reacţie imunologică
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.Отже, теоретично, у нього виникає імунна реакція на те, що відбувається з їжею.
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.אז התיאוריה היא שיש לו תגובה חיסונית כלשהי למה שקורה עם המזון,
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.وبالتالي النظرية كانت أنه كان لديه نوع من رد الفعل المناعي مع الذي يحصل أساسا للطعام،
Nick'in bağışıklık sisteminin yemekteki birşeye karşı tepki verdiği tahmin ediliyor.何らかの免疫反応を起こしていたようでした これはプログラム細胞死を引き起こす自然な反応ですが
O konuda da iyiydim. Zig Jackson diye biriyle yemekteydik.Donc je suis à ce dîner avec ce type, Zig Jackson.
O konuda da iyiydim. Zig Jackson diye biriyle yemekteydik.là ăn và tôi làm việc đó khá tốt, tôi đi ăn tối với anh chàng được gọi là Zig Jackson.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Das erste Mal trug ich es bei einem aufwändigen Abendessen, das ihre Eltern uns zu Ehren gaben.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Először akkor vettem fel, amikor a szülei ebédet tartottak tiszteletünkre.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Ik droeg het voor het eerst op een groot diner dat haar ouders te onzer ere gaven.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Jag bar den först vid en middag hennes föräldrar anordnade i vår ära.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Jeg bar den først til en udsøgt middag, som hendes forældre holdt til vores ære.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Je le partai la première fois à un diner organisé par ses parents en notre honneur.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.처음으로 그걸 입은 건 그녀의 부모가 우리를 위해 정성스런 만찬을 열었을 때다.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Lo estrené para una exquisita cena en nuestro honor en casa de sus padres.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Lo indossai la prima volta a una cena che i suoi tennero in nostro onore.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Pierwszy raz założyłem go na kolację, którą jej rodzicie wydali na naszą cześć.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Poprvé jsem si ho oblékl na slavnostní večeři s jejími rodiči, na naši počest.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Prima dată am purtat-o la o cină cu pretenţii pe care au oferit-o părinţii ei în cinstea noastră.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Saya memakainya pertama kali saat menghadiri makan malam yang diadakan orang tuanya.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Tôi mặc nó lần đầu vào buổi tối thịnh soạn mà ba mẹ cô ấy tổ chức để mừng chúng tôi.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim."Usei-o pela primeira vez num jantar formal que os pais dela deram em nossa honra.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Το φόρεσα για πρώτη φορά σε ένα περίτεχνο δείπνο που έκαναν οι γονείς της για να μας τιμήσουν.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Впервые я надел его на изысканный обед, который её родители устроили в нашу честь.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.Вперше я одягнув його на вишуканий обід, який її батьки влаштували на нашу честь.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.За пръв път го облякох на изискан обяд, който родителите ѝ дадоха в нейна чест.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.לבשתי אותו לראשונה בסעודה יוקרתית שהוריה אירגנו לכבודנו.
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.أرتديته للمرة الأولى في عشاء عقده والديها على شرفنا
Onu ilk defa, ailesinin bizim şerefimize verdiği özel bir yemekte giymiştim.立ち上がって話し始める前から
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.C"è molto da dire su di me, oltre al fatto che sono un piatto saporito.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.E mult mai mult pentru mine decât o masă gustoasă.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.- Én viszont tudom.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Jestem czymś więcej niż smacznym posiłkiem.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Je suis tellement plus qu'un repas savoureux.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.나에게는 그저 한 끼의 맛있는 식사보다 더 많은 비밀들이 있어
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Sou muito mais do que apenas uma refeição saborosa.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Soy mucho más que una comida sabrosa.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Với tôi, đây đâu chỉ mang ý nghĩa là một bữa ăn ngon.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var. Yazan:Во мне скрыто гораздо больше, чем просто вкусный обед.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod