Tom ve Mary öğle yemeklerini yerken boyanmamış bir piknik masasında oturdular.Tom and Mary sat at an unpainted picnic table eating their lunch.
Tom ve Mary akşam yemeği için buluştu.Tom and Mary met for dinner.
Doktor Tom'a daha dengeli bir diyet yemesi gerektiğini söyledi.The doctor told Tom he needed to eat a more balanced diet.
Daha fazla yemelisiniz.You should eat more.
Akşam yemeğinin kaça mal olacağı kimsenin umurunda değil.Nobody cares how much the dinner is going to cost.
Senin yediğin şeyi yemeği denemeye istekliyim.I'm willing to try eating anything you eat.
Çin yemeğini sever misin?Do you like Chinese food?
Çin yemeklerini sever misin?Do you like Chinese food?
Kore yemeğini sever misin?Do you like Korean food?
Şimdi yemek yiyorum.I'm eating now.
Yemeğini bitirdin mi?Have you finished your meal?
O, kötü yemek yapar.She is terrible at cooking.
Ben her gün kabak yemekten gerçekten bıktım.I'm sick and tired of eating zucchinis every day.
Pirinç pilavı bir balık yemeği ile güzeldir.Rice is nice with a dish of fish.
Bugün hafif bir şey yemek istiyorum.Today I want to eat something light.
Tom'un et yemeyebileceği hiç aklımdan geçmedi.It never occurred to me that Tom might not eat meat.
Açım! Gidip bir akşam yemeği yiyelim lütfen !I'm hungry! Let's go and have dinner please!
Yemek çok kötü.The food is very bad.
Güzel yemek için müteşekkiriz.We are thankful for the good food.
Benim için yemek pişir.Cook for me.
Birisi yemek yiyor.Somebody is eating.
Ben evde yemek yerim.I eat in the house.
Et ve sebze yemek istiyorum.I want to eat meat and vegetables.
Birine yemek yedirdin.You made someone eat food.
Henüz yemek vakti değil.It's not dinnertime yet.
Onlara akşam yemeğinin nasıl olduğunu sordum ama hiç kimse bana cevap vermedi.I asked them how dinner was, but nobody answered me.
O et yemez , değil mi?She doesn't eat meat, does she?
Yemek pişirmek istemiyorum.I don't want to cook.
Yemek yapacak vaktim yok.I don't have time to cook.
Evde yemek pişirmek bir lokantada yemek yemekten daha sağlıklıdır.Cooking at home is healthier than eating out at a restaurant.
Ben ellerimle yemek yerim.I eat with my hands.
Ben dondurma yemeyeceğim.I will not eat ice cream.
Evlilik tatlıyla başlayan bir akşam yemeğidir.Marriage is a dinner that begins with dessert.
Bir şey yemek için burada kalabilir miyim?Can I stay here to eat something?
Bu pastadan bir parça yememin bir sakıncası var mı?Would you mind if I ate a piece of this pie?
Daha önce burada hiç yemediğim için ne önereceğimi bilmiyorum.Since I've never eaten here before, I don't know what to recommend.
Oğlum onun pişirdiklerini yemekten hoşlanan tek kişi değil.My son isn't the only one who enjoys eating her cooking.
Jambonlu sandviç yemen gerektiğini düşünüyorum.I think you should eat a ham sandwich.
Şimdi biraz yemek yemeyi ve daha sonra dışarı çıkmayı öneriyorum.I suggest we eat just a little now, and then go out later.
Ben bir şey yemek için gitmeliyim.I need to go eat something.
Akşam yemeği için kalmaya ne dersiniz? Ben büyük bir kap güveç yapıyorum.How about staying for dinner? I'm making a big pot of stew.
Tom birkaç gün boyunca yemeden gitti.Tom went without eating for several days.
Tom öğle yemeği için dışarı çıktı.Tom went out for lunch.
Tom Japon yiyecekleri yemeğe alışkın değildi.Tom was not used to eating Japanese food.
Tom Mary'ye akşam yemeği ısmarladı.Tom treated Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine götürdü.Tom took Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine çıkardı.Tom took Mary out to dinner.
Tom Mary'nin hazırladığı yemeği tattı.Tom tasted the food Mary had prepared.
Tom öğle yemeğini atladı.Tom skipped lunch.
Tom genellikle öğle yemeğinden sonra kısa bir şekerleme yapar.Tom usually takes a short snooze after lunch.
Ona Çin yemeğinden hoşlanıp hoşlanmadığını sordum.I asked her if he liked Chinese food.
Öğle yemeğinden sonra kahve içerler.They drink coffee after lunch.
O beni aradığında ben akşam yemeği yemek üzereydim.I was about to have dinner when she called me.
O şu anda akşam yemeği yiyor.Now he is eating dinner.
Tom, akşam yemeğinden sonra yüzmenin uygun olacağını söyledi.Tom said it would be OK to swim after dinner.
Tom Çin yemeği yemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to eat Chinese food.
Tom asla abur cubur yemez.Tom never eats junk food.
Pazar günü Tom asla yemek yapmaz.Tom never cooks on Sunday.
Tom akşam yemeği için güveç yaptı.Tom made stew for dinner.
Tom akşam yemeği için spagetti yaptı.Tom made spaghetti for dinner.