Tom, balık yemeği sevmez.Tom doesn't like to eat fish.
Tom Çin yemeklerini sevmez.Tom doesn't like Chinese food.
Tom, çok iyi yemek yapmayı bilmiyor.Tom doesn't know how to cook very well.
Tom'un canı şimdi bir şey yemek istemiyor.Tom doesn't feel like eating anything right now.
Tom et yemez.Tom doesn't eat meat.
Tom et ya da yumurta yemez.Tom doesn't eat meat or eggs.
Tom yüksek proteinli olmalarına rağmen solucanları yemek istemiyordu.Tom didn't want to eat the worms even though they were high in protein.
Tom'un canı gerçekten Kore yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't really feel like eating Korean food.
Tom yemek yapmayı umursamadı.Tom didn't mind doing the dishes.
Tom artık yemeği ne yapacağını bilmiyordu.Tom didn't know what to do with the leftover food.
Tom'un öğle yemeği yemek için zamanı yoktu.Tom didn't have time to eat lunch.
Tom'un yiyecek çok fazla yemeği yoktu.Tom didn't have much food to eat.
Tom'un canı yemek yemeği istemiyordu.Tom didn't feel like eating.
Tom'un canı öğle yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't feel like eating lunch.
Tom dereotu turşusu yemedi.Tom didn't eat dill pickles.
Tom dün bir şey yemedi.Tom didn't eat anything yesterday.
Tom kendi başına yemek istediğine karar verdi.Tom decided that he wanted to eat by himself.
Tom akşam yemeğini pişirdi.Tom cooked dinner.
Tom üç hafta boyunca bir şey yemediğini iddia etti.Tom claimed that he had not eaten for three weeks.
Tom aç olamaz. O az önce akşam yemeği yedi.Tom can't be hungry. He's just eaten dinner.
Tom yemek pişirebilir.Tom can cook.
Tom pahalı bir restoranda her gün yemek yiyebilir.Tom can afford to eat at expensive restaurants every day.
Tom tam akşam yemeğinden önce geldi.Tom came just before dinner.
Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.Tom bought some expensive meat to cook for dinner.
Tom lezzetli yemeği yedi ve onun cennette olması gerektiğini düşündü.Tom ate the delicious meal and thought he must be in heaven.
Tom biraz baharatlı Hint yemeği yedi.Tom ate some spicy Indian food.
Tom, sade ve basit bir yemek yedi.Tom ate plain and simple food.
Tom sadece üç ya da dört lokma yedi sonra yemeği tükürdü.Tom ate only three or four bites then spit out the food.
Tom öğle yemeği için sadece üç havuç yedi.Tom ate only three carrots for lunch.
Tom yemeklerinin çoğunu kağıt tabaklarda yedi.Tom ate many of his meals off of paper plates.
Tom kendi başına akşam yemeği yedi.Tom ate dinner by himself.
Tom yaklaşık bir saat önce akşam yemeği yedi.Tom ate dinner about one hour ago.
Tom yemek masaya konur konmaz yedi.Tom ate as soon as the food was put on the table.
Tom yemek istediği her şeyi yedi.Tom ate all that he wanted to eat.
Tom bütün yemeklerini odasında yedi.Tom ate all his meals in his room.
Tom hızlı bir öğle yemeği yedi sonra işe geri döndü.Tom ate a quick lunch then went back to work.
Tom her zaman yemekten önce dua eder.Tom always prays before eating.
Öğle yemeğinden en az bir saat önce, Tom her zaman aç hisseder.Tom always feels hungry at least one hour before lunch.
Tom her zaman yemeklerden sonra dişlerini fırçalar.Tom always brushes his teeth after meals.
Tom akşam yemeğinden önce neredeyse her zaman banyo yapar.Tom almost always takes a bath before dinner.
Tom onun kız arkadaşının onun için pişirdiği pastayı yemediğini itiraf etti.Tom admitted that he didn't eat the cake that his girlfriend had baked for him.
Gerçek Tom'la yemek istemediğimdir.The truth is that I didn't want to eat with Tom.
Gerçek şu ki Tom'la yemek yemek istemedim.The truth is that I didn't want to eat with Tom.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Tom ne kadar yerse yesin, daha fazla yemek istiyor.No matter how much Tom eats, he wants to eat more.
Tom'un karısı kadar iyi ya da daha iyi yemek pişirebildiğini duydum.I've heard that Tom can cook as well as, or better than, his wife.
Tom'un akşam yemeğinin hepsini yemediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom didn't eat all his dinner.
Noel yemeğinde Tom'un ne yediğini merak ediyorum.I wonder what Tom ate for his Christmas dinner.
Niçin Tom ile yemek yemek istemediğini anlayamıyorum.I can't understand why you don't want to eat with Tom.
Dün gece yemek yedim ama Tom'un yediğini sanmıyorum.I ate dinner last night, but I don't think Tom did.
Tom, o zaman Mary ile birlikte öğle yemeği yiyorduTom was eating lunch with Mary at that time.
Tom Mary'ye akşam yemeğinden sonra kendisini aramasını söyledi.Tom told Mary to give him a call after dinner.
Tom Mary ile öğle yemeğini paylaştı.Tom shared his lunch with Mary.
Mary pişirirken, Tom akşam yemeği için masayı hazırladı.Tom set the table for dinner while Mary cooked.
Tom Mary ile öğle yemeği yemek için istekli olduğunu söyledi.Tom said that he was eager to eat lunch with Mary.
Tom, Mary için öğle yemeği hazırladı.Tom prepared lunch for Mary.
Tom Mary için yemek pişirmeyi sever.Tom likes cooking for Mary.
Tom mutfakta Mary ile birlikte akşam yemeği pişiriyor.Tom is in the kitchen with Mary cooking dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeği yemeye davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.