O her zaman bir yemekten sonra masayı temizler.She always clears the table after a meal.
Kuzeni için bir doğum günü yemeği planladı.She planned a birthday dinner for her cousin.
O misafirleri için akşam yemeği hazırlamakla çok meşguldü.She was very busy preparing dinner for her guests.
Öğle yemeğini çabucak bitirip alışverişe gitti.She finished her lunch quickly and went shopping.
Öğle yemeğini çabucak bitirdi ve alışverişe gitti.She finished her lunch quickly and went shopping.
O, iyi yemek pişiremez.She can't cook well.
O zaman akşam yemeğini pişiriyordu.She was cooking dinner at that time.
O şimdi akşam yemeği yiyor.She is having dinner now.
O bize harika bir yemek pişirdi.She cooked us a wonderful meal.
O çok iyi yemek yapar.She cooks very well.
O kendine yarım yamalak akşam yemeği pişirebildi.She was able to cook herself dinner, after a fashion.
O genel olarak çok yemez.In general, she doesn't eat very much.
O, çok kısa bir sürede yemeği hazırladı.She prepared the meal in a very short time.
Herkes için yemek pişirmek zorunda kalacak.She will have to cook for everyone.
O yemede veya içmede hiç zevk almadı.She took no pleasure in eating or drinking.
Öğle yemeğini evde yedi.She has lunch at home.
Ailesi için sağlıklı yemekler hazırlar.She prepares wholesome meals for her family.
Ailesi için yemek pişirmeyi sever.She likes to cook for her family.
O, balıklardan nefret eder ve asla hiç yemez.She hates fish and never eats any.
Taze çiğ sebze yemeği sever.She likes to eat fresh raw vegetables.
O şimdi akşam yemeği hazırlamakla meşgul.She is busy preparing supper now.
O, bugün onun öğle yemeğini getirdi.She brought his lunch today.
Çocuğa yemeği yemesini söyledi.She told the child to eat up the food.
Bize lezzetli bir akşam yemeği pişirdi.She cooked us a delicious dinner.
O bize güzel bir yemek servisi yaptı.She served us a good meal.
O, yemek pişirmeyi isteyip istemediğimizi sordu.She asked us if we would like to cook.
O, hepimiz için güzel bir akşam yemeği yaptı.She made a beautiful dinner for all of us.
O bizi akşam yemeğine davet etti.She asked us to dinner.
O bana yemek için çok şey verdi.She gave me plenty to eat.
O akşam yemeği için faturayı ödememde ısrar etti.She insisted on my paying the bill for the dinner.
O, beni akşam yemeğine davet etti.She invited me to dinner.
O bizim için iyi bir akşam yemeği temin etti.She provided a good dinner for us.
O, kendine iyi bir yemek pişirdi.She cooked herself a good meal.
O gençken asla şişmanlatan şey yemezdi.When she was young, she would never eat anything fattening.
Haftada bir kez yemek pişirme dersleri alır.She takes cooking lessons once a week.
Yemek yerken konuşmaya devam etti.She kept on talking while eating.
Yemeği hakkında çok müşkülpesenttir.She is very particular about her food.
O, yemekten önce kirli ellerini yıkadı.She washed her dirty hands before the meal.
O, akşam yemeğini yedi.She ate her dinner.
O yeme yarışmasında birincilik ödülü aldı.She got first prize in the eating contest.
Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.She has many hobbies, cooking, knitting, gardening, collecting stamps, and so on.
O şimdi öğle yemeği yiyor.She is having lunch now.
O, öğle ve akşam yemeği için günde üç dolar harcar.She spends three dollars a day for lunch and dinner.
Öğle yemeği saatine kadar burada olması gerekiyor.She's supposed to be back by lunchtime.
O öğle yemeğini pişirmeye yardım etti.She helped cook lunch.
Öğle yemeğini kahve ile bitirdi.She finished up lunch with coffee.
O öğle yemeği için hazırdı.She got ready for lunch.
O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.She promised her father to be in time for lunch.
Öğle yemeği yemeyi canı istemedi.She was in no humor for lunch.
Onun öğle yemeği vaktine kadar geri dönmesi gerekiyor.She's supposed to be back by lunch time.
Onun öğle yemeği saatine kadar geri dönmesi gerekiyor.She's supposed to be back by lunch time.
Onun öğle yemeğinden önce geri gelmesini bekliyorum.I expect her to come back before lunch.
O, öğle yemeğinden önce çok iyiydi, ama sonrasında hasta hissetti.She was very well before lunch, but felt sick afterward.
Tırnaklarını yeme alışkanlığı var.She has a habit of biting her nails.
O hayvanlar üzerindeki zulüm hakkında bir kitap okuduktan sonra et yemeyi bıraktı.She gave up eating meat after reading a book about cruelty to animals.
Onun için lezzetli bir yemek yaptı.She made a delicious meal for him.
O, ona çok fazla yememesini tavsiye etti.She advised him not to eat too much.
Arkadaşlarını akşam yemeğine davet etti.She invited her friends to dinner.
Akşam yemeğine geç kalacak.She will be late for dinner.
Akşam yemeği için hazırlanmalı.She's got to get ready for dinner.