yemeğe ile cümle
yemeğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Genelde kalabalık bir topluluk için hazırlanmış bir yemeğe sadece birkaç tohum atılmaktadır.一般的に、何点かの料理を1つの皿に盛るように区切られたランチプレートが用いられる。
Yemeğe ve kadınlara düşkündür.肉と女がすき。
Oruçtan sonra kişi fazladan yemeğe meğillidir ve bundan kaçınılmalıdır.また大食漢であり、満腹しないと眠れない。
Minkowski’ini evde yemeğe davet etti tanışmaları için.ソバーキンはルイコフを夕飯に誘い屋敷に入る。
Joyce, Giles ve diğerlerini aynı akşam yemeğe davet eder.その夜、アビーがギジェットをエディやほかの仲間との夕食に誘う。
Kağıt bir süre sonra kokusunu yemeğe vermeye başlar.この臭いは、彼が食べた後はさらに気づくほどに臭くなった。
15 Nisan 1931'de, Luciano, Masseria ve iki arkadaşını Coney Island'daki bir restoranda yemeğe davet etti.1931年4月15日,盧西安諾邀請馬塞里亞和另外兩名合夥人在一間康尼島餐廳吃午飯。
Bir gün arkadaşım beni yemeğe götürdü.那天晚上,他們還把我留下來吃飯。
Oruçtan sonra kişi fazladan yemeğe meğillidir ve bundan kaçınılmalıdır.但在燦爛笑容的背後,卻有著大家意想不到的裡人格。
Harpagon planını uygulayabilmek için Mariane'yi yemeğe davet eder.為了讓道芬的計畫成功執行而與紫苑一同行動。
Bir ay önceden her hane asker adayını yemeğe davet eder.以往每個月都會召集隊員開辦茶會。
Pandalar çok yerler, hızlı yerler ve günlerinin 12 saatini yemeğe ayırırlar.平常會吃千夜所做的和菓子。
Bir gün arkadaşım beni yemeğe götürdü.어느 날에 도장관이 저녁 마실을 오시겠다는 것이다.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.이 작품은 두 사람이 함께 사는 이야기를 그린다.
Yemeğe gidecek misin?밥 먹기 싫으니?
Anne: Hayır, sana söylüyorum, hayır. Tanımadığımız yabancı bir kızı bu eve yemeğe getiremezsin anladın mı?“여유만만 (2TV, 3월31일) 당신이 몰랐던 주거 공간에 숨겨진 비밀”.
Yemeğe çok düşkündür.음식을 상당히 좋아한다.
1950'lerde erkek arkadaşıyla birlikte yemeğe giderdik." demiştir.בשנת 1950 עלה ארצה עם משפחתו.
15 Nisan 1931'de, Luciano, Masseria ve iki arkadaşını Coney Island'daki bir restoranda yemeğe davet etti.ב-15 באפריל 1931, נפגשו לוצ'יאנו ומסרייה במסעדה בקוני איילנד, כביכול על מנת להרגיע את היחסים ביניהם.
Birlikte yemeğe giderler ve flört ederler.הם יושבים יחד בטיסה ומשוחחים.
Bir gün arkadaşım beni yemeğe götürdü.יום אחד משכנעות אותה חברותיה לעבודה, לבוא למסיבה.
Babanın heykeli yemeğe Don Juan'ın ölümü için gelmiştir.הפסל מזמין את דון ז'ואן לארוחה למחרת.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.כמו כן ועדות משותפות לשני הבתים מוקמות על מנת לדון בנושאים מיוחדים.
Bu yemeğe "taco" adını İspanyollar vermiştir. ^לכבודם כינו הספרדים את המקום "טיוואי" (Tiguex).
Yemeğe gidecek misin?אז לאכול.
Sebep olarak insanların artık dışarıya yemeğe çıkmaması ve otel siparişlerinin azalması olduğunu söyledi.דבר זה גרם להפרדה בין תושבי הבית והאכסניה לתושבי המלון, ולכך שלתושבי הבית היה אסור לצאת מביתם.
Bir gün arkadaşım beni yemeğe götürdü.Един ден негов клиент го кани на вечеря.
Daha sonra onu yemeğe davet eder ve Roma'ya giderler.За да изпълни поръчката заминава за Рим.
Anne: Hayır, sana söylüyorum, hayır. Tanımadığımız yabancı bir kızı bu eve yemeğe getiremezsin anladın mı?Водещ: „Навлизате в безбрежен метрополитен град, какъвто никога не сте виждали.
(Yemeğe geç kalanlar için söylenir.)Pogodi tko dolazi na večeru (1967.)
Bir gün arkadaşım beni yemeğe götürdü.Jednom za vrijeme takvog objeda sluga mu je posluživao hranu.
Minkowski’ini evde yemeğe davet etti tanışmaları için.Meadow naziva kako bi pozvala roditelje na večeru u njezinu novom stanu.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.Brzo susreću dva neobična stvora koji ju žele uzeti.
Bazı balıklar ise yemeğe konmadan önce pişirilmektedir.To je vrsta peciva, koje je kuhano prije pečenja.
Yemeğe ilk oturan ve başlayan kişi ailenin reisidir.Najvýznamnejšou a prvou sociálnou skupinou, v ktorej sa človek adaptuje na život v spoločnosti, je rodina.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.Dvojica odmietla komentovať povahu svojho vzťahu.
Bir gün arkadaşım beni yemeğe götürdü.Nekega večera je prišel v kočo in zahteval hrane.
Yemeğe gidecek misin?Prieš vakarienę.
Aynı yemeğe Afganistan'da siri paya denir.Taip dar vadinamas Molukų salynas Indonezijoje.
Daha sonra öğrenciler yemek salonunda resmi yemeğe katılırlar.Po to mokiniai eina valgyti vakarienės ir vyksta į savo koledžo kambarius.
Yusuf onları yemeğe davet etti.Ma lähen annan seale söögi ette.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.A gdy był wieczór, usiadł za stołem ze dwunastoma.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.A když byl večer, posadil se za stůl se dvanácti.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.A keď bol večer, sadol za stôl i s dvanástimi.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Al atardecer, él estaba sentado a la mesa con los doce
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Ao anoitecer reclinou-se � mesa com os doze discípulos;
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Ðến tối , Ngài ngồi ăn với mười_hai sứ đồ .
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Ðến tối, Ngài ngồi ăn với mười hai sứ đồ.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Ja kun ehtoo tuli, asettui hän aterialle kahdentoista opetuslapsensa kanssa.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.저물 때에 예수께서 열 두 제자와 함께 앉으셨더니
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Ko se pa zvečeri, sede za mizo z dvanajsterimi.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Le soir étant venu, il se mit à table avec les douze.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Men da det var blevet Aften, sad han til Bords med de tolv.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Men da det var blitt aften, satte han sig til bords med de tolv.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Mikor pedig beestveledék, letelepszik vala a tizenkettõvel,
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.När det nu hade blivit afton, lade han sig till bords med de tolv.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Seara, Isus a şezut la masă cu cei doisprezece ucenici ai Săi.
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Setelah malam, Yesus dan kedua belas pengikut-Nya duduk makan
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Terwijl Hij die avond met Zijn twaalf discipelen zat te eten, zei Hij: "Een van jullie zal Mij verraden."
Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.Und am Abend setzte er sich zu Tische mit den Zwölfen.
İlgili Sayfalar