yemeğe ile cümle
yemeğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelim?שאתקשר להא רה שנצא לחגוג
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimهل يجب ان اسال هيي را للخروج حتى نتمكن من الاكل في مكان ما..؟!
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimすみません
Hayalet yengeçler normalde yiyecek için kumu tararlar ancak daha etli bir yemeğe de hayır demezlerCua ma thường sàng cát để lọc lấy thức ăn, nhưng chúng luôn để mắt tìm xem có gì nhiều thịt hơn không.
Hayalet yengeçler normalde yiyecek için kumu tararlar ancak daha etli bir yemeğe de hayır demezlerTito krabi normálně hledají potravu v písku, ale rádi si zpestří jídelníček.
Hayalet yengeçler normalde yiyecek için kumu tararlar ancak daha etli bir yemeğe de hayır demezlerסרטני 'רוחות-רפאים' בדרך-כלל מנפים את החול למצוא מזון אך הם תמיד פוקחים עין .למשהו 'בשרי' יותר
Hayalet yengeçler normalde yiyecek için kumu tararlar ancak daha etli bir yemeğe de hayır demezlerشبح سرطانات البحر ينخل الرمل عادة للغذاء، لكن هم دائما لهم عين للشيء الأكثر لحما
- İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?C'était sûrement le vin. Il ne serait pas fâché s'il savait que nous dînons ensemble?
- İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?Ficava chateado se soubesse que estamos a jantar juntos?
- İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?S-ar supăra dacă ar şti că luăm cina împreună?
- İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?¿Se enfadaría si supiera que estamos cenando?
- İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?Zokon venné a párja, ha tudná, hogy együtt vacsorázunk?
- İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?هل سينزعج لو عرف أننا نتعشى معاً؟
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.A gdy to mówił, prosił go niektóry Faryzeusz, aby jadł obiad u niego; wszedłszy tedy, usiadł za stołem.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.A medzitým, čo hovoril, prosil ho jakýsi farizeus, žeby obedoval u neho. A vošiel a sadol si za stôl.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.A mezi tím když on mluvil, prosil ho jeden farizeus, aby obědval u něho. A všed, posadil se za stůl.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Beszéd közben pedig kéré õt egy farizeus, hogy ebédeljen nála. Bemenvén azért, leüle enni.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Dopo che ebbe finito di parlare, un fariseo lo invitò a pranzo. Egli entrò e si mise a tavola
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Ðức Chúa Jêsus đương phán, có một người Pha-ri-si mời Ngài về nhà dùng bữa. Ngài vào ngồi bàn.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Ðức_Chúa_Jêsus đương phán , có một người Pha-ri-si mời Ngài về nhà dùng_bữa . Ngài vào ngồi bàn .
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Hij was nauwelijks uitgesproken of een Farizeeër nodigde Hem uit mee te gaan eten.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.예수께서 말씀하실 때에 한 바리새인이 자기와 함께 점심 잡수시기를 청하므로 들어가 앉으셨더니
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Medtem pa, ko je govoril, ga zaprosi neki farizej, naj bi obedoval pri njem. Prišedši pa tja, sede za mizo.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Men da han hadde talt, bad en fariseer ham at han vilde ete hos ham; han gikk da inn og satte sig til bords.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Pe cînd vorbea Isus, un Fariseu L -a rugat să prînzească la el. El în intrat şi a şezut la masă.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Pendant que Jésus parlait, un pharisien le pria de dîner chez lui. Il entra, et se mit à table.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Като говореше, един фарисей Го покани да обядва у него; и Той влезе и седна на трапезата.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Когда Он говорил это, один фарисей просил Его к себе обедать. Он пришел и возлег.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.Як же Він промовляв, просив Його Фарисей один, щоб обідав у него; ввійшовши ж, сів за столом.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.ויהי בדברו ויבקש ממנו פרוש אחד לאכל אתו לחם ויבא הביתה ויסב׃
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.وفيما هو يتكلم سأله فريسي ان يتغدى عنده. فدخل واتكأ.
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.說 話 的 時 候 、 有 一 個 法 利 賽 人 請 耶 穌 同 他 喫 飯 . 耶 穌 就 進 去 坐 席
İsa konuşmasını bitirince bir Ferisi Onu evine yemeğe çağırdı. O da içeri girerek sofraya oturdu.說話 的 時候 、 有 一 個法 利賽人請耶穌同 他 喫飯 . 耶穌 就 進去 坐席
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.A až v tej chvíli, keď sme si posadali k jedálenskému stolu, som si uvedomil, aké nesmierne riziko hrozilo.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Fu solo in quel momento, mentre eravamo seduti a cena, che riconobbi l'enormità del rischio che avevo creato.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.우리가 저녁식사를 하기 위해 앉았을 바로 그 때 저는 제가 만들어 낸 극악무도한 위험을 알아챘습니다.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Şi de-abia în acel moment, servind cina, am înţeles măsura riscului pe care mi l-am asumat.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Und erst als wir uns zum Dinner setzten, erkannte ich das Ausmaß der Gefahr, die ich geschaffen hatte.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.Và chỉ đến khi chúng tôi ngồi ăn tối với nhau, tôi mới nhận ra sự nguy hiểm mà chính tôi tạo ra.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.В този момент, както вечеряхме заедно, осъзнах магнитуда на риска, който бях създал.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.И только тогда, когда мы садились к ужину, я вдруг осознал тот чудовищный риск, которому я подвергаюсь.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.ורק ברגע ההוא, שבו התיישבנו כולנו לארוחת ערב, הכרתי בגודל הסיכון שיצרתי.
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.وفي تلك اللحظة عندما جلسنا على العشاء أدركت حجم الخطر الذي أوجدته
İşte tam o anda, yemeğe oturmak üzereyken, yaratmış olduğum krizin büyüklüğünü fark ettim.自分が招いた事態の重さに 気づいたのです この二人の巨人 それぞれ 世界の覇者であるこの二人を
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri är på lunch. Låt oss gå å äta.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri được nghỉ ăn trưa. Đi ăn thôi.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri é in pausa pranzo. Andiamo a mangiare.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri e in pauza de masa. Sa mergem sa mancam.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri est en pause déjeuner. Allons manger.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri hat Mittagspause. Komm lass uns essen gehn.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri heeft nu haar lunchpauze. Laten we gaan eten.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri je teraz lunch. Chodź do niej.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Joo Ri sekarang sedang istirahat makan siang. Ayo kita makan
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.Η Τζου Ρι έχει διάλλειμα για φαγητό. Πάμε να φάμε.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.У Чжу Ри сейчас обед. Пойдем поедим.
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.זו רי עכשיו באפסקת צהריים. בואי נלך לאכול
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.جو ري لديها إستراحة غداء, لنذهب لنأكل
Joo Ri yemek arasında.hadi yemege gidelim.ん?
Karımın yemeğe ihtiyacı yok -- harika bir eğitmendir, benden çok daha iyi.A feleségemnek nincs szüksége az ételre -- ő kiváló tréner, sokkal jobb nálam.
Karımın yemeğe ihtiyacı yok -- harika bir eğitmendir, benden çok daha iyi.A minha mulher não usa comida — é uma excelente treinadora, muito melhor que eu.
İlgili Sayfalar