yemeğe ile cümle
yemeğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Demek istiyorum ki, ben bir gazeteciyim; yazımıı yazar, kaydeder ve yemeğe çıkarız. Hepsi bu.Имам предвид - аз съм журналист; ние пишем, подаваме, отиваме на вечеря, всичко е наред.
Demek istiyorum ki, ben bir gazeteciyim; yazımıı yazar, kaydeder ve yemeğe çıkarız.제 말은, 저는 언론인입니다. 타자를 치고, 기사를 발송하고는 저녁을 먹으러 가죠. 그걸로 충분합니다.
Demek istiyorum ki, ben bir gazeteciyim; yazımıı yazar, kaydeder ve yemeğe çıkarız.כלומר, אני עיתונאי, אנחנו מקלידים, מתייקים, יוצאים לאכול, זה בסדר.
Demek istiyorum ki, ben bir gazeteciyim; yazımıı yazar, kaydeder ve yemeğe çıkarız.أنا أقصد , أنني صحفي , نحن نكتب , نرسل , نذهب إلى العشاء , كل شئ بخير .
Demek istiyorum ki, ben bir gazeteciyim; yazımıı yazar, kaydeder ve yemeğe çıkarız.原稿を書いて 提出して 夕食に出かける いいじゃないですか (笑)
-- Doktora gidemiyorum, hiç bir yere gidemiyorum. Yemeğe gidemiyorum. Nasıl oldupunu anlatamıyorum!Non posso andare,da un dottore,niente non posso cenare..non lo so spiegare..Basta !Voglio uscire!!!
-- Doktora gidemiyorum, hiç bir yere gidemiyorum. Yemeğe gidemiyorum.やめろ!ここから出せ!...
Evet, Doug beni taksi ile aldı... romantik bir yemeğe gittik... sonra şehri turladık.No. Doug odebrał mnie w taksówce... pojechaliśmy na romantyczną randkę... i spacerowaliśmy po mieście.
Evet, Doug beni taksi ile aldı... romantik bir yemeğe gittik... sonra şehri turladık.Sí. Dough me recogió en un taxi... salimos de cena romántica... luego paseamos por la ciudad.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.A prosil ho ktorýsi z farizeov, žeby jedol s ním. A vošiel do domu farizea a položil sa za stôl.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.I prosił go niektóry z Faryzeuszów, aby z nim jadł. A tak wszedłszy w dom Faryzeuszów, usiadł.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Kéré pedig õt egy a farizeusok közül, hogy õ vele egyék; annakokáért bemenvén a farizeus házába, leüle enni.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.한 바리새인이 예수께 자기와 함께 잡수기를 청하니 이에 바리새인의 집에 들어가 앉으셨을 때에
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Niin eräs fariseuksista pyysi häntä ruualle kanssaan; ja hän meni fariseuksen taloon ja asettui aterialle.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Och en farisé inbjöd honom till en måltid hos sig; och han gick in i fariséens hus och lade sig till bords.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Prosil ga pa je eden izmed farizejev, naj bi jedel ž njim; in gre v hišo farizejevo ter sede za mizo.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Prosil ho pak jeden z farizeů, aby jedl s ním. Pročež všed do domu toho farizea, posadil se za stůl.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Seorang Farisi, bernama Simon, mengundang Yesus makan. Yesus pergi ke rumahnya dan duduk makan
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Um dos fariseus convidou-o para comer com ele; e entrando em casa do fariseu, reclinou-se � mesa.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Un Fariseu a rugat pe Isus să mănînce la el. Isus a intrat în casa Fariseului, şi a şezut la masă.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Uno dei farisei lo invitò a mangiare da lui. Egli entrò nella casa del fariseo e si mise a tavola
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Uno de los fariseos le pidió que comiera con él; y cuando entró en la casa del fariseo, se sentó a la mesa
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Un pharisien pria Jésus de manger avec lui. Jésus entra dans la maison du pharisien, et se mit à table.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.И един от фарисеите го покани да яде с него; и Той влезе във фарисеевата къща и седна на трапезата.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Некто из фарисеев просил Его вкусить с ним пищи; и Он, войдя в дом фарисея, возлег.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Просив же хтось Його з Фарисеїв, щоб їв з ним. І, ввійшовши з господу Фарисееву, сїв за столом.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.ויבקש ממנו אחד מן הפרושים לאכל אתו לחם ויבא אל בית הפרוש ויסב׃
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.وسأله واحد من الفريسيين ان يأكل معه فدخل بيت الفريسي واتكأ.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.有 一 個 法 利 賽 人 、 請 耶 穌 和 他 喫 飯 . 耶 穌 就 到 法 利 賽 人 家 裡 去 坐 席
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.有 一 個法 利賽人 、 請耶穌 和 他 喫飯 . 耶穌 就 到 法利 賽 人家 裡去 坐席
Gezilerimden birinde... arkadaşımı yemeğe çalıştım çünkü hiç yemeğimiz yoktu.Bűnre kényszerítve, hogy élhessek.
Gezilerimden birinde... arkadaşımı yemeğe çalıştım çünkü hiç yemeğimiz yoktu.제가 지나온 여정 중에 음식이 없어서 친구를 먹고 싶었을 때의 이야기입니다.
Gezilerimden birinde... arkadaşımı yemeğe çalıştım çünkü hiç yemeğimiz yoktu.О том, что мне пришлось пережить в одном походе, когда меня терзало искушение съесть из-за голода моего друга.
Gezilerimden birinde... arkadaşımı yemeğe çalıştım çünkü hiç yemeğimiz yoktu.על אחד מהמסעות שעברתי ושבו התפתיתי לאכול את חברי כי לא היה לנו מזון
Gezilerimden birinde... arkadaşımı yemeğe çalıştım çünkü hiç yemeğimiz yoktu.أحدى الرحلات التي مشيتها عندما حاولت أكل صديقي بسبب شح الغذاء
Gezilerimden birinde... arkadaşımı yemeğe çalıştım çünkü hiç yemeğimiz yoktu.仲間を食べようと思うほど空腹な状態で 400人近くで歩き回っていたけど
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Al parecer, papá ha tenido una invitación a cenar en otro lugar.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Có vẻ như Bố đã được mời ăn tối ở đâu đó.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Il semblerait que papa a eu une invitation à dîner ailleurs.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.그것은 마치 아버지가 다른 곳으로 저녁식사를 초대한 것처럼 보입니다.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Ojca chyba zaproszono na kolację gdzie indziej.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Pa kreeg een uitnodiging voor een diner elders.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Parece que o Pai teve um convite para jantar noutro lado.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Sembrerebbe proprio che il Papà abbia ricevuto un invito a cena altrove.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Sieht so aus, als ob Papa woanders zum Abendessen eingeladen ist.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.Похоже, что отец семейства был приглашён отужинать у кого-то в гостях.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.נראה שלאבא יש הזמנה לארוחת ערב במקום אחר.
Görünen o ki baba başka bir yerde yemeğe davetli.夕食が終わると 娘たちは アトリウムを通って
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimApakah aku harus menelepon Hae Ra agar kita bisa keluar bersama?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimDois-je demander à Hae Ra de nous rejoindre afin que nous allions manger quelque part ?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimDovrei chiamare Hae Ra e dirle di venire così possiamo andare a mangiare da qualche parte?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimNaj pokličem Hae Ra, da gremo kaj pojest?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimSa ii spun lui Hae Ra sa iasa ca sa mancam impreuna undeva?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimSka jag fråga Hae Ra å komma ut så att vi kan äta nånstanns?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimSoll ich Hae Ra fragen auszukommen,sodass wir irgendwo zusammen essen gehen können?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimTa rủ Hae Ra ra đây để chúng ta cùng đi đâu đó ăn nhé?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelim ÜzgünümPowinienem poprosić Hea Ra aby przyszła, to wyskoczylibyśmy coś zjeść? przepraszam
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimZal ik Hae Ra laten komen zodat we ergens kunnen gaan eten?
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimΝα ζητήσω απ'τη Χε Ρα να έρθει να μας συναντήσει κάπου για φαγητό;
Hae Ra'yı arayayım mı , gelsin de bir yerlerde yemeğe gidelimМогу я попросить Хе Ра выйти, чтобы мы сходили куда-нибудь поесть?
İlgili Sayfalar