Dün gece akşam yemeği pişirdim.I cooked dinner last night.
Tom'un sesini duyduğuma yemin edebilirdim.I could have sworn I heard Tom's voice.
Tom'un Mary'yi öptüğünü gördüğüme yemin edebilirdim.I could have sworn I saw Tom kissing Mary.
Akşam yemeği için Tom'u eve davet edebilirim.I could invite Tom over for dinner.
Tom'la akşam yemeği yiyemedim.I couldn't have dinner with Tom.
Geçen hafta üç restoranda yemek yedim. Onların üçünü de sevdim.I ate at three restaurants last week. I liked all three of them.
Çabuk ol! Yemek soğuyacak.Hurry up! The food will get cold.
Akşam, meyveli börek yemek için dışarı çıkıyoruz, tamam mı?We're going out for dumplings in the evening, all right?
Yemek nerede?Where is the food?
Bu yemeği nasıl hazırlıyorsun?How do you prepare this dish?
Öğlen yemeğinde ne yersin?What do you eat for lunch?
Akşam yemeğini nerede yediğin umurumda değil.I don't care where you're eating dinner.
Canım çok yemek yemek istemiyor.I don't feel much like eating.
Genelde bu tür yerlerde yemek yemem.I don't usually eat at places like this.
Ne yemek isterdin?What would you want to eat?
Kedim yalnızca sulu yemek yer.My cat only eats wet food.
Tom'u akşam yemeğine davet ettiğimi hatırlamıyorum.I don't remember inviting Tom to dinner.
Her zaman burada yemek yiyorum.I eat here all the time.
Her gün burada yemek yerim.I eat here every day.
Yalnızca aç olduğum zaman yemek yerim.I eat only when I'm hungry.
Bulduğum her fırsatta Thai yemeği yerim.I eat Thai food every chance I get.
Öğle yemeği için burada olmanı bekledim.I expected you to be here for lunch.
Bu yemek tarifini bir dergiden aldım.I got this recipe from a magazine.
Bu yemek tarifini Mary'den aldım.I got this recipe from Mary.
Sanırım canım farklı bir şey yemek istemedi.I guess I felt like eating something different.
Geç bir öğle yemeği yedim.I had a late lunch.
Geçen hafta sonu küçük bir akşam yemeği partim vardı.I had a small dinner party last weekend.
Erken bir öğle yemeği yedim.I had an early lunch.
Bugün Tom'la öğle yemeği yedim.I had lunch with Tom today.
Öğle yemeği için pizza yedim, bu yüzden akşam yemeği için pizza istemiyorum.I had pizza for lunch, so I don't want pizza for dinner.
Ben öğle yemeği için pizza yedim.I had pizza for lunch.
Thomas balık yemez.Thomas does not eat fish.
Yarın akşam akşam yemeği pişireceğim.I will cook dinner tomorrow evening.
Yemek pişirmeyi de severim.I also love to cook.
Her yemekten sonra dişlerini fırçalama alışkanlığı edinmelisin.You ought to get into the habit of brushing your teeth after every meal.
Mary ile bir öğle yemeği buluşmam vardı.I have a lunch date with Mary.
Benim yeme bozukluğum var.I have an eating disorder.
Birkaç gündür yemek yemiyorum.I haven't eaten for a couple of days.
Birkaç gündür yemek yemedim.I haven't eaten for a couple of days.
Üç gündür yemek yemiyorum.I haven't eaten in three days.
Üç gündür yemek yemedim.I haven't eaten in three days.
Karım öldüğünden beri evde pişmiş yemek yemedim.I haven't had a home-cooked meal since my wife died.
Akşam yemeği yemedim.I haven't had dinner.
Tom'u akşam yemeğine davet ettim.I've invited Tom to dinner.
Tom'la öğle yemeği planlarım var.I have lunch plans with Tom.
Bizim için harika bir yemek planladım.I've planned a wonderful meal for us.
Baharatlı yemeği sevdiğini umuyorum.I hope you like spicy food.
Yemeye başlamadan önce o elmayı yıkadığını umuyorum.I hope you washed that apple before you started eating it.
Akşam yemeği için kaldığını umuyorum.I hope you're staying for dinner.
Tom'u akşam yemeği için davet ettim.I invited Tom over for dinner.
Tom'u bu gece akşam yemeğine davet ettim.I invited Tom to dinner tonight.
Tom'u öğle yemeğine davet ettim.I invited Tom to lunch.
Ben yemek pişirme hakkında bir şey bilmiyorum.I don't know anything about cooking.
Tom'u görmediğime yemin ederim.I swear I didn't see Tom.
Ben hiçbir şey bilmediğime yemin ederim.I swear I don't know anything.
İşi ilerlettim ve sen burada olmadığın için senin akşam yemeğini yedim.I went ahead and ate your dinner since you weren't here.
Ben bütün gün yemek yemedim.I haven't eaten all day.
Ben az önce akşam yemeği yaptım.I just made dinner.
Ne yemeyeceğimi biliyorum.I know what not to eat.
Yemek yapmasını annemden öğrendim.I learned to cook from my mother.