Kocamla akşam yemeği yiyorum.I am eating dinner with my husband.
Ben kız kardeşimle yemek yiyorum.I am eating lunch with my sister.
Ben kız kardeşim ile yemek yiyorum.I am eating lunch with my sister.
Yediğim yemek için minnettarım.I am thankful for the food I eat.
Akşam yemeğinden sonra kahve içerim.I drink coffee after dinner.
İşten sonra akşam yemeği yerim.I eat dinner after work.
Bana tabak lazım çünkü ailem öğle yemeğini parkta yiyecek.I need light plates because today my family is going to eat lunch in the park.
Öğle yemeğinden önce ellerimi yıkarım.I wash my hands before lunch.
Bu yemek.This is food.
Eğer açsan o zaman yemek ye.If you're hungry, then eat.
İtalyan yemeği lezzetliydi.The Italian food was delicious.
Ne yemek yapıyorsun?What are you cooking?
Yemeye başlayabilir miyim?May I begin to eat?
Akşam yemeğini erteleyelim.Let's postpone dinner.
Bir şey yemek ister misin?Would you like to eat something?
Bir restoranda akşam yemeği yemek istiyorum.I wanna have dinner in a restaurant.
Babam o kadar meyve yemez.My father doesn't eat fruit that much.
Şu an kız kardeşimle öğle yemeği yiyorum.I'm having lunch with my sister right now.
O, öğle yemeğinden önce iyiydi ama sonradan kendini kötü hissetti.She was fine before lunch, but felt bad afterwards.
Bugün kahvaltı yemeyeceğim.I won't eat breakfast today.
Bütün havuçları yemeyi bitirdikten sonra sana dondurma vereceğim.I'll give you the ice cream after you eat all the carrots.
Yemek pişiriyorum.I'm doing the cooking.
İspanya'da öğle yemeğini yaklaşık saat iki'de servis ederler.In Spain they serve lunch at about two o'clock.
Akşam yemeği hazır mı?Is dinner ready?
Gün ortası. İnsanlar öğle yemeği yiyorlar.It is midday. The men are eating lunch.
Gece. Aile akşam yemeğini yiyor.It is night. The family is eating dinner.
Öğle yemeği için sıraya geç.Line up for lunch.
Öğle yemeği için sıraya geçin.Line up for lunch.
Karım bu mutfakta çok iyi yemekler hazırlar.My wife prepares very good meals in this kitchen.
İnsanlar İspanya'da çok geç yemek yerler.People dine very late in Spain.
Onun adı Mei. O, mutfakta yemek pişiriyor.She is called Mei. She is cooking in the kitchen.
Zaten akşam yemeği yedin mi?Have you had dinner already?
Kısa sürede Japon yemeklerine alışacaksın.You will soon get used to Japanese food.
Biz öğlen civarında öğle yemeği yiyoruz.We have lunch about noon.
O öğle yemeğinden sonra okur.She reads after lunch.
Akşam yemeği saat dokuz otuzda servis edildi.Supper is served at nine-thirty.
Yemeklerden sonra günde dört kez alın.Take one four times a day, after meals.
Aşçı her gün farklı yemekler hazırlar.The cook prepares different dishes every day.
Akşam yemeği çok güzeldi.The dinner was very good.
Akşam yemeği saat 9 ila 12 arasında servis edilir.The evening meal is served between 9 and 12.
Adam ve kadın dışarıda yemek yiyor.The man and the woman are eating outdoors.
Akşam yemeğini dışarda yiyoruz.We are eating dinner outdoors.
Bizim 12.30 ile 1.30 arasında öğle yemeği aramız var.We have lunch break between 12.30 and 1.30.
yemek saatleri nedir?What are the meal hours?
Lütfen önce ona yemek servisi yapın.Please serve him his meal first.
Öğle yemeği yapmak zorundayım.I've got to make lunch.
Henüz bir şey yemedim.I haven't eaten yet.
Henüz yemek yemedim.I haven't eaten yet.
Gerçekten biraz gözleme yemeliyim, derhal!I really need to eat some waffles, stat!
Diyetisyenler yemek branşında uzmandırlar.Dieticians are experts in the food industry.
Birlikte tekrar ramen yemeye gidelim mi?Should we go have ramen together again?
Bizim için harika bir yemek hazırladı.She prepared a wonderful meal for us.
Balık yemekten hoşlanır mısın?Do you like eating fish?
Annem öğle yemeğini hazırladı.My mother prepared our lunch.
Sözünü tutacağına yemin etmelisin.You must swear to keep your promise.
Bu gece dışarıda yemek istiyorum.I want to eat out tonight.
Yemek yemeden önce ellerinizi yıkıyor musunuz?Do you wash your hands before eating?
Ben sınıfta yemek yerim.I eat in the classroom.
Sınıfta yemek yer misin?You eat in the classroom?
O,ailesi için yemek pişirmeyi sever.He likes cooking for his family.