Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Almorcé con Gillian un día y le pregunté:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Comunque, abbiamo pranzato insieme un giorno e ho detto
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,En tout cas, en déjeunant avec elle, je lui demande,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,(Gelach) We lunchten samen en ik vroeg:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,"Gillian, wie wurdest du zur Tänzerin?"
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,I vilket fall, Gillian och jag åt lunch en dag och jag sa,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Jadi, suatu hari Gillian dan saya sedang makan siang dan saya berkata,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Kakorkoli že, ko sva z Gillian nekega dne imela kosilo, sem ji rekel:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,어쨌던, 어느 날 질리안과 점심을 같이 먹고 있었는데,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Mindegy is, Gillian és én együtt ebédeltünk, és megkérdeztem,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Một ngày, tôi và Gillian cùng ăn trưa, và tôi nói,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Nå, men Gillian og jeg spiste frokost en dag, og jeg spurgte
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Odată la masă am întrebat-o: "Cum ai devenit dansatoare?"
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Podczas wspólnego obiadu zapytałem: jak to się stało, że zostałaś tancerką?
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,V jeden deň som obedoval s Gillian a povedal som:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Yhtenä päivänä olimme lounaalla ja sanoin:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Zkrátka jsem byl s Gillian jednoho dne na obědě a zeptal se,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Τέλος πάντων, η Τζίλιαν κι εγώ γευματίσαμε και τη ρώτησα:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Както и да е, веднъж обядвах с Джилиан и я питах,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Однажды за обедом я спросил у Джиллиан, как она начала танцевать.
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Одного разу ми обідали з Джиліан, і я спитав:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,[צחוק] סעדנו ביחד יום אחד, ושאלתי אותה:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,عموما، كنت أنا وجيليان نتناول الغداء يوما فسألتها،
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,「どうやってダンサーになったの?」
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?A mancat un pic, şi a zis cu nerăbdare să se, "Ce fel?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Cô ăn một chút, và cho biết lo lắng cho mình, Cách nào?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Comió un poco, y preguntó ansiosamente a sí misma: "¿Por dónde?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Dia makan sedikit, dan berkata dengan cemas pada dirinya sendiri, 'mana?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Ela comeu um pouco, e disse ansiosamente para si mesma, 'Qual o caminho?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Elle a mangé un peu, et dit anxieusement à elle, "quel chemin?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Evett egy kicsit, és azt mondta aggódva magában: "Merre?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Ha mangiato un po ', e disse con ansia a se stessa,' Da che parte?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Hän söi vähän ja sanoi innokkaasti itsekseen: "Mihin suuntaan?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Hon åt lite, och sa ängsligt till sig själv: "Vilken väg?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Hun spiste en lille smule, og sagde ivrigt til sig selv, "Hvilken måde?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Jadła trochę, i powiedział z niepokojem sobie: "W jaki sposób?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?그녀는 조금 먹어 '자신에게 걱정스럽게 어느 방법을 했지?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Pojedla malo, in dejal, nestrpno sama pri sebi, "V katero smer?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Sie aß ein wenig und sagte ängstlich zu sich selbst, "Welcher Weg?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Snědla trochu, a řekl starostlivě na sebe, "Kterým směrem?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Ze at een beetje, en zei angstig bij zichzelf, 'Welke kant op?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Zjedla trochu, a povedal starostlivo na seba, "Ktorým smerom?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Έφαγε λίγο, και είπε με αγωνία στον εαυτό της, "Με ποιον τρόπο;
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Вона з'їла трохи і сказав з тривогою про себе, "Куди?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Она съела немного и сказал с тревогой про себя, "Куда?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?Тя яде малко и каза тревожно за себе си, накъде?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?היא אכלה מעט, ואמר בדאגה לעצמה, "באיזו דרך?
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?انها أكلت قليلا ، وقال بلهفة لنفسها "، أي طريق؟
O biraz yedik, ve 'kendi kendine endişeyle Hangi yol söyledi?どのような方法?"、それが成長しているよう感じるように彼女の頭の上に彼女の手を握って、
Okulda köfte yedik ve senin yaptığından daha güzeldi.A l'école on a mangé du pain de viande et il était meilleur que le tien.
Okulda köfte yedik ve senin yaptığından daha güzeldi."Tenés que escucharlo y escribirlo en el momento.
Okulda köfte yedik ve senin yaptığından daha güzeldi.Мы ели в школе мясной рулет и он был гораздо лучше, чем тот, что ты готовишь.
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.De discipelen hadden twaalf manden nodig om het overschot op te halen.
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.I sebrali a naplnili dvanácte košů drobtů z pěti chlebů ječných, kteříž pozůstali po těch, jenž jedli.
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.이에 거두니 보리떡 다섯개로 먹고 남은 조각이 열 두 바구니에 찼더라
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.Zbero torej in napolnijo dvanajst košev koscev od petih hlebov ječmenovih, ki so ostali tem, ki so jedli.
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.Зібрали ж і наповнили дванайцять кошів окрушин із пяти хлїбів ячних, що зосталось у тих, що їли.
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.И собрали, и наполнили двенадцать коробов кусками от пяти ячменных хлебов, оставшимися у тех, которые ели.
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.ויאספו וימלאו שנים עשר סלים בפתותי חמש ככרות לחם השערים הנותרים לאכליהם׃
Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.فجمعوا وملأوا اثنتي عشرة قفة من الكسر من خمسة ارغفة الشعير التي فضلت عن الآكلين.