Tom yeşil arabanın arkasına gizlendi.Tom hid behind the green car.
Tom'un yeşil gözleri var.Tom has green eyes.
Tom neredeyse hiç yeşil giymez.Tom hardly ever wears green.
Tom, Mary'ye yeşil defteri uzattı.Tom handed Mary the green notebook.
Tom yeşil biberi sevmez.Tom doesn't like green peppers.
Tabakta biraz yeşil fasulye vardı.There were some green beans on the plate.
Borudan sızan yeşil balçık vardı.There was green slime oozing out of the pipe.
Işık yeşile döndü.The light turned green.
Trafik ışığı yeşile döndü.The light turned green.
Işık yeşil.The light is green.
Trafik ışığı yeşil.The light is green.
Kayanın üzerinde yeşil ve sümüksü bir şey vardı.Something green and slimy was on the rock.
Kırmızı kabloyu mu yoksa yeşil olanını mı kesmem gerekiyor?Should I cut the red wire or the green one?
Mary dün giydiği aynı yeşil elbiseyi giyiyor.Mary has on the same green dress she was wearing yesterday.
Ben akşam yemeğiyle birlikte genellikle yeşil çay içerim.I usually drink green tea with dinner.
Borudan yeşil balçık sızdı.Green slime oozed out the pipe.
Sen Aziz Parik gününde her zaman yeşil giyer misin?Do you always wear green on St. Patrick's Day?
Millie'nin yeşil gözleri var.Millie has green eyes.
Yeşil alanlar kentin gerçek akciğerleridir.The green areas are the real lungs of the city.
Yayalar sadece yeşil ışıkta geçmelidirler.The pedestrians must cross only at the green light.
Köydeki herkes ona Yeşil Başlıklı Kız diyordu.Everyone in the village called her Little Green Riding Hood.
Bulduğum elma yeşildir.The apple that I found is green.
Bulduğum elma yeşil.The apple that I found is green.
Turuncu bir tişört ve yeşil pantolon giyiyorum.I am wearing an orange t-shirt and green pants.
Döşemede yeşil tonlar hakimdi.Green tints prevail in the upholstery.
Yeşil ormanlarda altın vardır.There is gold in green forests.
Su yeşil.The water is green.
Uzaktaki o yeşil noktanın ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what that green spot in the distance is.
Bu papağanın yeşil tüyleri var.This parrot has green feathers.
Işık yeşilleşti.The light has turned green.
Yeşil elbisenden lekeyi çıkaramadım.I couldn't get the stain out of your green dress.
Yeşil olduğunda, büyürsün. Olgunlaştığın zaman çürürsün.When you're green, you grow. When you're ripe, you rot.
Üç elbise kazandım, biri beyaz ve ikisi yeşil.I've won three dresses, one white and two green.
Maviden çok yeşili tercih ederim.I prefer green rather than blue.
Yeşil su içmek için iyi değildir.Green water is not good to drink.
Emily'nin yeşil gözleri mi var?Does Emily have green eyes?
Bu bir yeşil kart evliliği.It's a green card marriage.
Yeşil, paranın rengidir.Green is the color of money.
Bir çölü yeşil bir bahçeye döndürdüler.They turned a desert into a green garden.
Tom yeşil biberden nefret eder.Tom hates green peppers.
Yeşil ışık ... Kırmızı ışık!Green light... Red light!
Köpek yeşil ve güzeldir.The dog is green and beautiful.
Yeşil uzaylı, insansıdır ve 3.7 metre boyundadır.The green alien is humanoid and stands at 3.7 metres.
Tom sarı saçları ve yeşil gözleri varTom has blond hair and green eyes.
Yeşil oldukları için Antep fıstığını sevmiyorum.I don't like pistachios because they're green.
O, açık yeşil sütyeni seviyor.She likes the light green bra.
Benim altıncı karım güzel bir yüzü var. Onun yeşil gözleri var.My sixth wife has a pretty face. She has green eyes.
Çimen yeşildir.The grass is green.
Hiç yeşil ruj kullanan birini gördün mü? Ben görmedim.Have you ever seen anyone wearing green lipstick? I haven't.
Hiç yeşil ruj süren birini gördün mü? Ben görmedim.Have you ever seen anyone wearing green lipstick? I haven't.
Anneannemin yeşil bir seccadesi vardı.My grandmother had a green prayer rug.
Hey sen! Şu yeşil çantada neyin var?Hey you! What do you have in that green bag?
Tom her zaman bir yeşil yıldız takar.Tom always wears a green star.
Ceketinde bir yeşil yıldızın olduğunu görüyorum.I see you have a green star on your jacket.
Ben yeşil renkten hoşlanırım.I like the color green.
Geçen gece iki yeşil elma ve bir kase yeşil üzüm yedim.I ate two green apples and a bowl of green grapes last night.
Tom keçisakalını Noel için kırmızı ve yeşile boyayabileceğini söylüyor.Tom says he might dye his goatee red and green for Christmas.
Tom kırmızı yeşil renk körü.Tom is red-green colour blind.
Bu evin yeşil bir çatısı var.This house has a green roof.
Bir yeşilaycı olarak, sarhoşların etrafında olmaktan hoşlanmıyor.As a teetotaler, Tom dislikes being around drunks.