Ana içeriğe geç
Sözlük

yazma ile cümle

yazma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tokat'a ait olan yazma genelde tülbent türündendir.Parks Lyrik hat meist die Natur zum Subjekt.
Onu tabletleri yazmaya sürükleyen kendisini suçlu hissetmesidir.Ein Grund, weshalb er Tabletten nehmen muss.
Gölge durdurulmazsa, onun kendisini öldüreceği yazmaktadır.Nachdem dieser verneint, wird Sol von ihm umgebracht.
Yazmakla anlatmak çok zor.Leicht zu verfassen!
Türkiye'de Beş Yıl, Otto Liman von Sanders, Çeviri: M. Şevki Yazman (1968).Otto Liman von Sanders: Fünf Jahre Türkei.
Ktp., Yazma Bağışlar, Nu.Schwerpunkt: Schreiben jetzt.
Erward Cave, kendisi de, sık sıj dergide Sylvanus Urban adı ile yazılar yazmaktaydı.Cave selbst steuerte oft Artikel unter dem Pseudonym Sylvanus Urban bei.
Anılarını yazmaya konsantre olmaya çalıştı ama hastalığı nedeniyle başarılı olamadı.Er hatte geplant, seine Memoiren zu schreiben, kam aber aus gesundheitlichen Gründen kaum dazu.
Ölümünden sonra eşi Susannah kalan el yazmalarını da Colby Kolejine bağışlamıştır.Nach dem Tod ihres Mannes führte Caresse Crosby den Verlag alleine weiter.
Skor tahtasında yazmayan rakamların triple alanına yapılan atışlar geçersiz sayılır.Die im Elfmeterschießen erzielten Tore werden nicht mitgezählt.
Yazmaya 17 yaşında başladı.Mit 17 Jahren begann sie zu schreiben.
El yazması dört kodeks halinde kalmıştır.Der Kodex stammt vermutlich aus der Hand von vier Autoren.
En sol taraftaki binada Aces High Bar yazmaktadır.Links oben befindet sich das Logo von Saad.
Yazmaçlar okunur.Messen gelesen werden.
Yılda iki Kur'an yazma adeti vardı.Täglich mussten zwei lateinische Vokabel gelernt werden.
Sadece bir baytı değiştirmek için tüm bloğu silmek ve tekrar yazmak gerekir.Wenn also nur ein einziges Byte verändert wird, muss der ganze Block neu verschlüsselt und geschrieben werden.
Ardından Yeni Zelanda'ya geri dönerek kısa hikâyelerini yazmaya başladı.Nach seiner Rückkehr in die Schweiz begann er Kurzgeschichten und Erzählungen zu verfassen.
Çıkış verileri isteğe bağlı olarak yazmaçta saklanır.Und so sucht er Zuflucht im Schreiben.
16. yüzyılda şehir yazma eserlerin minyatürler ve resimli süslerle teyzin edilmesi üzerine büyük ün yapmıştı.Im 18. Jahrhundert wurde es Mode, die Teekannen mit Kalligraphien und Zeichnungen zu verzieren.
Sorguyu yazmak için bir metin alanı sağlar ve sonuçlar açılan bölmede gösterilir.Die Antwort auf eine Große Anfrage wird im Plenum beraten und als Drucksache veröffentlicht.
Diodorus, Greklerin büyük kalkanlarının gerisinde omuz omuza dövüştüğünü yazmaktadır.Dietrich nahm auf der Seite des Deutschen Ordens an den Feldzügen gegen die Prußen teil.
Dışarıda ya da yatakta bir şeyler yazmak.Die Truppe muss entweder vor dem Bett im Ruhn stehen oder im Bett liegen.
Divanının 10 yazma nüshası bilinmektedir.Seine Arbeit ist in 10 Patentanmeldungen dokumentiert.
Bir subay şunları yazmaktadır.Der Schriftsteller einen Aufsatz.
Theravada’nın kabul ettiği Pali yazmalarında bahsi geçen tek bodhisattva, geleceğin Buddhası Maitreya’dır.Der einzige im Theravada bekannte Bodhisattva ist der kommende Buddha Maitreya.
Konuşma ve yazma biçimleri olarak da adlandırılabilir.Wie wir sprechen und schreiben.
Görmediğin coğrafyaları, yaşamadığın tarihi yazma.Traue keiner Statistik, die du nicht selbst gefälscht hast.
Çocuk yaşında iken şiir yazmaya başladı.Schon als Kind begann sie Gedichte zu schreiben.
Bu sırada şiir yazmaya başladı.In jener Zeit begann er, Gedichte zu schreiben.
Mezar taşı üzerinde ismi yazmamaktadır.Ihr Name ist auf dem Grabstein aber nicht vermerkt.
Ömrünün sonuna kadar fabl yazmayı sürdürdü.Er blieb bis zum Ende seines Lebens malerisch tätig.
O sıralarda ilk hikâyelerini yazmaya başladı.Danach begann er, seine ersten Erzählungen zu schreiben.
Fakat Landau bu ince ayrıntılardan haberdar olmayarak büronun Konya'ya taşındığını yazmaktadır.Ohne zu wissen, was sie tut, übersetzt Maud auch jenen Geheimvertrag.
Dylan, onun hakkında bir şiir yazmaktydı.Augustin Keller verfasste dazu ein Gedicht.
Her zaman olduğu gibi, şiir yazmaya ve yayımlamaya devam etti.Oppen begann wieder Gedichte zu schreiben und zu veröffentlichen.
Antik dönem el yazmalarında sıkça kullanılmıştır.Sie wird in antiken Schriftquellen häufig genannt.
1982 yılından beri kitap yazmaya devam ediyor.Seit 1983 verfasst sie Bücher.
Nabokov'un eşi Vera Nabokov ise bu kitabı kocasının yazmadığını belirtmişti.Nabokovs Witwe Vera wies diese These zurück.
Önceleri Rumence yazan Cioran, 1945'ten itibaren de Fransızca yazmaya başladı.Seine frühen Werke verfasste er in rumänischer, die nach 1945 entstandenen in französischer Sprache.
"O onları bana yazmadı".Dazu habe ich sie aber nicht geschrieben.
1960'lı yıllarda düz yazı ve meta kurgu içeren yazılar yazmaya başlamıştır.In den 1960er-Jahren kennzeichneten klare, orthogonale und kompakte Grundrissdispositionen seine Entwürfe.
Çocukluğunda halasının oğluyla yazma eskizlerine başlayan Süreya, bunları kimseyle paylaşmamıştır.Er fing – wenn er für Kinder schrieb – mit dem Komponieren nicht von vorne an.
Birçok Yahudi en azından İbranîce okuma ve yazmayı öğrenirdi.Selbst die einfachsten Juden konnten hebräisch lesen und schreiben.
2007 yılında Times dergisinde de yazmaya başlamıştır.Ab 2007 schrieb er auch für das Magazin Faces.
Bu zaman diliminde "Jeet Kune Do Tao" adlı kitabı yazmaya başladı.Auf der obersten steht „Jeet Kune Do“.
Girişte,Bulgarca ve Romanca dualar yazmaktadır.In ihr verknüpft Schiller griechische, ägyptische und biblische Motive.
Benim polisiye hikâyeler yazmaya başlamamın sebebi de budur.Damit beginnt die Missionsgeschichte der Urchristen.
İşte bu yazma, tüm kaynak kitaplarda dördüncü asra ait bir nüsha olarak takdim edilmektedir.Dieses Werk nimmt als Buch im Buch das ganze vierte Kapitel ein.
7-15 yaş arası eğitim ve öğretimin mecburi olduğu ülkede okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık % 100’dür.Etwa 15–25 Prozent besitzen Lese- und Schreibfähigkeit in der Muttersprache.
Ayrıca armanın altında Fransızca:"Birlik güç yapar" yazmaktadır.Parforce, wörtlich aus der französischen Sprache übersetzt, heißt „mit Gewalt“.
Ayrıca, yeniden eserlerini İngilizce yazmaya başladı.Gleichzeitig fingen sie an, ihre Texte in deutsch zu schreiben.
Hélène görüp duyamadığı için, ne okumayı ne de yazmayı öğrenebilirdi.Parce qu'Hélène ne pouvait ni voir, ni entendre, elle ne pouvait apprendre ni à lire ni à écrire.
Çocukların televizyon yüzünden yazmayı ihmal etme eğilimi var.Les enfants ont tendance à négliger la lecture à cause de la télévision.
Raporu yazmak onun zamanını aldı.Cela lui a pris du temps pour écrire le rapport.
Onu bir roman yazmaya teşvik etti.Elle l'encouragea à écrire un roman.
Onlara uzun zamandır yazmadı.Il ne leur écrit plus depuis longtemps.
Cevap yazmamanızdan ötürü rahatsız oldum.J'ai été tracassé de ne pas vous avoir écrit de réponse.
Bana yazmak için bir şey ver.Donne-moi quelque chose pour écrire.
Sana daha erken yazmadığım için beni affetmeni diliyorum.Je te prie de m'excuser de ne pas t'avoir écrit plus tôt.
Muhtemelen bunu yazmalıyım.Je dois probablement écrire ça.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod