Ne yazık ki, etrafta kimse yoktu.Unfortunately, there was no one around.
Ne yazık ki yanımda hiç param yok.Unfortunately I have no money with me.
Ne yazık ki dün yağmur yağdı.Unfortunately, it rained yesterday.
Ne yazık ki yağmur yağdı.Unfortunately, it rained.
Ne yazık ki, filmi göremedim.Unfortunately, I missed seeing the movie.
Yazık, o genç yaşta öldü.Alas, she died young.
Bu, elli yıl içinde yaşadığımız en sıcak yaz.This is the hottest summer we have had in fifty years.
O, Tom'a cevap yazmadan iki hafta önceydi.It was three weeks before she wrote an answer to Tom.
Mola vermeden saat ikiden beri yazı yazıyorum.I have been writing since two o'clock without a break.
Bir yıl içinde dört mevsim vardır. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, fall and winter.
"Makale hazır mı?" "Hayır, üzgünüm, henüz yazmayı bitirmedim.""Is the essay ready?" "No, I'm sorry. I haven't finished writing it yet."
"Dostluk" üzerine bir deneme yaz.Write an essay on "Friendship".
"O, dün bir mektup yazdı mı?" "Evet, yazdı.""Did he write a letter yesterday?" "Yes, he did."
"Bu kitabı kim yazdı? " John yazdı. ""Who wrote this book?" "John did."
"Bana yazacak bir şeyler verin." "Bu tükenmez kalem işe yarar mı? ""Give me something to write with." "Will this ball-point pen do?"
Adınızı ve adresinizi yazın, lütfen.Write your name and address, please.
O, orada ne olduğu ile ilgili güzel bir açıklama yazdı.He wrote a fine description of what happened there.
Ben size yazabildiğim kadar kısa sürede yazacağım.I will write to you as soon as I can.
Sana, elimden gelen en hızlı şekilde yazacağım.I will write to you as soon as I can.
Ne yazık ki bizzat gitmen gerekecek.I'm afraid you'll have to go in person.
Ayda bir kez eve yazmalısın.You should write home once a month.
Orijinali bir ders kitabı olarak yazılmıştır.The original was written as a school textbook.
Bunu benim hesabıma yaz.Charge this to my account.
Bay Kawabata her yıl evine bir mektup yazıyor.Mr Kawabata writes a letter home every year.
Orada gördüğün adam ünlü bir yazardır.The man you see over there is a famous writer.
Oraya varır varmaz bana yazmanı istiyorum.I want you to write to me as soon as you get there.
Yazı Tahtaları her zaman siyah değildir.Blackboards are not always black.
Tahtada yazılı olan benim adımdı.Written on the blackboard was my name.
Yeni sekreter dakikada yaklaşık 70 kelime yazar.The new secretary types about 70 words per minute.
Günlüğüne bugün bir şey yazdın mı?Did you write anything in your diary today?
Bu yaz bir grupta seyahat edeceğiz.We are going to travel in a group this summer.
Bu otuz yıl içinde yaşadığımız en sıcak yaz mevsimi.This is the hottest summer that we have had in thirty years.
Bu yıl çok sıcak bir yaz geçirdik.We had a very hot summer this year.
Bu yaz az yağmur aldık.We have had little rain this summer.
Bu yaz yurt dışına gitmeyi bekleme.Don't figure on going abroad this summer.
Bu yaz dayanılmaz derecede sıcak.It is unbearably hot this summer.
Bu yaz güneşli günümüz çoktu.We had few sunny days this summer.
Bu yaz canım hiç yemek yemek istemiyor.I don't feel like eating at all this summer.
Bu yaz tekrar hava soğuk gibi görünüyor.It seems to be cold again this summer.
Bu sıcak Yaza dayanamıyorum.I can't stand this hot summer.
Yaz bu yıl yavaş geliyor.Summer is slow in coming this year.
Ben sol elimle yazmaya çalıştım.I tried to write with my left hand.
Bu günlerde bana gittikçe daha az sıklıkta yazıyor.He writes to me less and less often these days.
Yazarlar genellikle bir sözlüğe başvururlar.Writers often refer to a dictionary.
Yazarın gerçek niyetini bilmek için satır aralarını okumalısınız.You have to read between the lines to know the true intention of the author.
Yazarın gerçek niyetini bilmek için yazının gerçek anlamını bulmalısınız.You have to read between the lines to know the true intention of the author.
Kompozisyonunu yazmayı bitirdin mi?Have you finished writing your composition?
Dün Ellen'e yazdım.Yesterday I wrote to Ellen.
Dün mektubu yazmalıydım.I ought to have written the letter yesterday.
Dün günlüğüme çok şey yazdım.I wrote a lot in my diary yesterday.
Geçen yaz bir köprüdeki havai fişek gösterisini izleyerek eğlendik.We enjoyed watching the fireworks on a bridge last summer.
Geçen yaz ne sıklıkta yüzmeye gittin?How often did you go swimming last summer?
Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
Dün gece bir aşk mektubu yazdım.I wrote a love letter last night.
Yaz'ın geri kalanında çalışmayı planlıyorum.I plan to work the rest of the summer.
Üzgünüm, yazmaya kalemim yok.I'm sorry I have no pencil to write with.
Ne yazık ki bu mümkün değildir.Regretfully it is not possible.
Ne yazık ki o, temelli gitti.I regret to say he's gone for good.
Ne yazık ki o yatakta hastaydı.I regret to say that he is ill in bed.
Ne yazık ki, onu yanınızda getiremezsiniz.Unfortunately, you cannot bring him along.