Boşu boşuna yaygara yapmayı bırak.Stop making a fuss over nothing.
Küçük şeyler hakkında yaygara koparmayın.Don't make a fuss about trifles.
Hakkında böylesine bir yaygara yapacak bir şey yok.There's nothing to make such a fuss about.
Bütün bu yaygara ne için?What is all the fuss about?
Yaygara yapma.Don't make a fuss.
Yaygara yapmayı bırak.Stop making a fuss.
Onların hepsi paralarını geri almak için yaygara koparıyor.They're all clamoring to get their money back.
Onun yararları hakkında yaygara yaptı.She made a fuss about her benefits.
Senin bütün yaygarandan bıktım.I'm tired of all your fussing.
Yaygaranın ne hakkında olduğunu anlamıyorum.I don't get what the fuss is all about.
Tom'un yaygara koparmasını istemiyorum.I don't want Tom to make a fuss.
Senin yaygara koparmanı istemedim.I didn't want you to make a fuss.
Boş yere yaygara koparıyosun.You're making a big fuss about nothing.
Bütün bu yaygara ne hakkında?What's all the fuss about?
Tüm yaygara nedir?What's all the fuss?
Tom ve Mary tüm yaygarayı önlemek için gizlice evlenmek istiyordu.Tom and Mary wanted to get married on the quiet to avoid all the hullabaloo.
Bu yaygaranın ne hakkında olduğunu bilmiyorum.I don't know what all the fuss is about.
Bütün bu yaygara ne hakkındaydı?What was all the fuss about?
Yaygara ne hakkında?What's the fuss about?
Bütün yaygarayı kes!Stop all the fuss!
Bütün bu yaygaradan bıktım.I'm sick of all this fuss.
Neden bütün bu yaygara?Why all the fuss?
Bence daha az yaygara daha iyi yaptı.The less fuss made the better, in my opinion.
Büyük yaygara nedir?What's the big fuss?
Bu yaygara ne hakkında?What's the fuss all about?
Yaygaranın ne hakkında olduğunu merak ediyorum.I wonder what the fuss is all about.
Ve ne düşünerek okuluma kadar onca yolu gelip bunca yaygarayı çıkarıyorsun?And what do you think you're doing coming all the way to my school and causing all this?
Daha fazla yaygara yapmadan, dinlemek ister misiniz?So without further ado, would you like to hear it?
-Küresel çapta yaygara koparmamýz lazým.If there's no massive global public outcry, it won't create any change.
-Bence bu ţehirden dört kiţi küresel yaygarayý tetiklemeli. -Bence dilekçe imzalatacak biri lazým.-You know, we need a petition signer.
Şimdi geriye, Amerikalılar Çin yemeği yemek için yaygara koparıyordu.Back then, Americans were not clamoring to eat Chinese food.
Şimdi organik gıda yaygarası çıkarıyoruz.So, now we clamor for organic food.
Ne yaygara yapıyorlar. Kaybetmeye mahkum yaratıklar...They're making such a fuss.
Etrafımızdaki bütün bu yaygara bilgi taşıyor.All this noise around us actually has information.
Yaygara koparmayalım.Who's that?
Bobbie "hakkında bir yaygara yapmak için böyle küçük bir şey," dedi."It's such a little thing to make a fuss about," said Bobbie.
Fena yaygara koptu, çok fena! Bu insanların sorunu ne sanki?Geez, silly girls, what's it to them?
Yaygaracı, dik başlı biriydi kadın. Bir an bile durmaz evde.She is loud and defiant. Her feet don't stay in her house.
Akılsız kadın yaygaracı Ve saftır, hiçbir şey bilmez.The foolish woman is loud, Undisciplined, and knows nothing.
‹Firavun yaygaracının biri, Fırsatı kaçırdı› diyecekler.They cried there, Pharaoh king of Egypt is but a noise; he has let the appointed time pass by.
Meryem oğlu, bir misal olarak anlatılınca hemen kavmin, ondan ötürü yaygarayı bastılar:When the example of Mary's son is quoted before them, your people cry out at it,
İçine gömüldüğünüz yaygarayı en iyi bilen O'dur.He knows what you are busy with concerning this.
İnkâr edenler dediler ki: "Şu Kur'an'ı dinlemeyin! O okunurken yaygara koparın ki, galip gelesiniz."Those who disbelieve say, “Do not listen to this Quran, and talk over it, so that you may prevail.”
"Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas!Tempt with your call all whom you wish.
Atlıların ve yayalarınla yaygara çıkarıp üzerlerine çullan.Rally against them your cavalry and those on foot.
İçine gömüldüğünüz yaygarayı en iyi bilen O'dur. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter.It is sufficient that Heis the Witness between me and you.
O okunurken yaygara koparın ki, galip gelesiniz."Drown it out with noise, so that you may gain the upper hand."
Bu olayların yaygaraları, büyük ölçüde 1980'lerin sonlarına kadar bastırılmıştır. [1]Reports of these incidents were largely suppressed until the late 1980s.[16]
Yok Yere Yaygara, Çev.Tunk nie ein Knie ein, Knut!
Yok Yere Yaygara, Çev.Sila en Dar Sila, Chad.
Yaygara 70 isimli oyun büyük bir başarı kazanır.El Audi 80 fue un éxito indiscutible.
Yok Yere Yaygara.No discuten con nadie.
Yok Yere Yaygara.Overal bezwaar tegen maken.
Karındeşen Jack ilk seri katil olmasa da, işlediği suçlar ilk defa dünya çapında yaygara koparmıştır.Mimo że Rozpruwacz nie był pierwszym seryjnym mordercą, wywołał ogólnoświatową panikę.
Yok Yere Yaygara, Çev.NEDVÍDEK, Jiří.
Yok Yere Yaygara, Çev.Buaran Jati, Kec.
Karındeşen Jack ilk seri katil olmasa da, işlediği suçlar ilk defa dünya çapında yaygara koparmıştır.Iako nije bio prvi serijski ubojica, slučaj Jacka Trbosjeka prvi je koji je stvorio svjetsko medijsko ludilo.
Akılsız kadın yaygaracı Ve saftır, hiçbir şey bilmez.A mulher tola é alvoroçadora; é insensata, e não conhece o pudor.
Akılsız kadın yaygaracı Ve saftır, hiçbir şey bilmez.Balgaság asszony fecsegõ, bolond és semmit nem tud.
Akılsız kadın yaygaracı Ve saftır, hiçbir şey bilmez.Bláznivá žena je štebotná, sprostá a nevie ničoho.