Ana içeriğe geç
Sözlük

yaygı ile cümle

yaygı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bok böcekleri (Skarabe) eski Mısır’daki en yaygın sembollerden biridir.Le sycomore est l'un des arbres les plus répandus de l'Égypte antique.
Bunun yaygın iki metodu vardır.Pour cela, il existe deux méthodes classiques.
Bunun yanı sıra "Atmacacılık" da yaygındır.Cette situation est aussi « fréquente ».
Difteri oldukça yaygın bir hastalıktır.La cloque est une maladie assez répandue.
RETScreen temiz enerji projelerinin hazırlanması ve hayata geçirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.RETScreen est utilisé pour la mise en œuvre de projets d'énergie propre.
Bodur çalılıklar kendini yaygın şekilde göstermeye başlamıştır.Les revues indépendantes, les fanzines commencent à proliférer.
Kızıl kurt eskiden ABD'nin tüm Güneydoğusunda yaygındı.Aux États-Unis, les granges de riz des étaient autrefois communes dans tout l'état de la Caroline du Sud.
Uncommon - Yaygın Olmayan Nesne.OneRepublic – Stranger Things.
En yaygın olan birincisidir.Le premier est le plus commun.
Özellikle koyun ve kuzu eti de yün sanayiinin gelişmiş olduğu yerlerde oldukça yaygındı.Les moutons et les agneaux étaient assez communs, en particulier dans les régions de production de laine.
Kürelerin kullanımı yaygınlaştıkça ve metal işleme geliştikçe yapılış metotları da değişkenlik geçirdi.De nouveaux matériaux sont apparus alors que les méthodes et moyens de calculs évoluaient.
En yaygın olarak kullanılanlar burada listelenmiştir.Les plus connus sont utilisés ici.
Veritasium, Derek Muller tarafından oluşturulan ve onun YouTube kanalı ile yaygın eğitim videolar serisidir.Veritasium regroupe une série de vidéos créées par Derek Muller et diffusées sur sa chaîne youtube.
Başlama sayısı olarak yaygın biçimde 20 sayısı kabul edilir.Généralement, on compte au moins vingt essais par numéro.
Günümüzde çok yaygın kullanılmaktadırlar.Il est utilisé très largement aujourd'hui.
Dünya üzerinde yaygın olarak konuşulan dillerin çoğu Avrupa kökenlidir.Par ailleurs, les langues plus importantes en nombre de locuteurs sont celles d'origine européenne.
Yemek pişirme ve ekmek yapımında yaygın olarak kullanılır.C’est la façon locale de faire et cuire le pain.
En yaygın gruptur.C'est le groupe le plus nombreux.
Toroslar'da yaygın olarak görülmektedır.Elles sont visibles sur le plan de Turgot.
Demir kullanımı yaygınlaştı.L'usage du fer commence à se répandre.
Bu toplum içerisinde homofobi oldukça yaygındır ve eşcinsellik büyük bir tabu olarak görülür.Dans la société occidentale, la sexualité est un sujet très particulier et en partie tabou.
Brezilya Portekizcesi'nin yaygın biçimde konuşulduğu Newark.Kurumin généraliste, en langue portugaise, était très populaire au Brésil.
Yaygın bir tür değildir.Elle n'est pas très fréquente.
Çoğu akademik unvanlarda diploma (veya diplom) kazanmanın en yaygın yoludur.La plupart des cursus sont proposés en apprentissage et en formation continue (diplômante ou du certifiante).
Dünya genelinde oldukça yaygın ve tehlike altında bulunmayan bir türdür.Cette espèce est commune, et ne semble pas menacée à l'échelle mondiale.
Özellikle gerçek çelik silah kullanan gruplar arasında yaygındır.On emploie en général des alliages d'acier.
Özellikle ABD toplumbiliminde yaygın olarak kullanılır.Le rapport à la société américaine en général.
Kayısı bahçeleri çok yaygındır.Arbuste de jardin très courant.
Bu açlık formları deniz suyunda Ultramikrobakterilerin en yaygın türü olabilirler.Ces formes dormantes pourraient être le type le plus commun des ultramicrobacteries trouvées en eau salée.
Ancak yaygın bir şekilde kullanımı MÖ 1000 yıllarında başlar.Usage permanent pendant 1 000 ans.
Kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha yaygın rastlanır.Les femelles sont 4 fois plus nombreuses que les mâles.
Kontrol edilemeyen sallanma da, (özellikle sunumdan önce), yaygın bir semptomdur.Aucun chemin y conduisant alors n’est visible, signe d’un abandon ancien.
Ayrıca arıcılık da yaygın halde görülür.Le malaise est aussi fréquent.
Bundan başka Katoliklik ve Protestanlık yaygındır.Le catholicisme et le protestantisme sont répandus.
Fakat bazıları, birçok nedenden dolayı yaygınlık kazanamadı.Il semblerait qu'elle n'ait pas eu de public, pour diverses raisons.
HPV virusu bütün dünyada yaygın olarak bulunmaktadır.CNN International est disponible dans le monde entier.
Dişin gömülü kalmasının en yaygın sebebi ağızda diş için yer olmamasıdır.La principale caractéristique des dents retrouvées lors des fouilles est leur absence de dentelure.
Kretase'nin sonuna kadar yaygın olarak yaşadılar.Ils ont vécu du début du Jurassique jusqu'à la fin du Crétacé.
Burada yaygınca bulunur.Cette association est fréquente.
Stratocaster, Amerikalı Fender gitar şirketinin ürettiği en yaygın gitar modeli.La Stratocaster est le second modèle de guitare électrique produit par la marque américaine Fender.
Paranın keşfi, ticaretin kolaylaşmasını ve yaygınlaşmasını sağlamıştır.Le désordre monétaire gagnait et rendait les échanges plus difficiles.
Daha sonra Vietnam Savaşı'nda yaygın olarak kullanıldı.Il a été largement utilisé pendant la guerre du Vietnam.
Bu tiplerin çoğu tam yaygındı.La plupart de ces échanges furent amicaux.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.C'était bien sûr plus difficile qu'avant.
En yaygın olanlar şöyledir.Ce sont les plus courants.
Kantsiler yaygın olarak düğün, vaftiz ve bayram sofralarında kullanılır.Le chaudeau est servi lors des mariages, des communions et des baptêmes.
Güneye doğru gidildikçe yaygın olarak bulunan büyük kerkenez, kuzeye doğru daha az görülür.À sa limite sud, où elle est moins épaisse, elle pourrait s'étendre rapidement vers le nord.
Özellikle 2. Dünya Savaşından sonra yaygınlaşarak bir radyo klasiği haline gelmiştir.Mais c'est surtout après la Seconde Guerre mondiale qu'il se diffuse mondialement.
29 inç (740 mm) çaplı tekerlekler dağ bisikletinde yaygınlığı gitgide artmıştır.Des mesures isolées ont rapporté des écarts allant jusqu’à 77 °C dans une tourbière de montagne.
Klavikord daha 14. yüzyılda bilinmekte birlikte, 18. yüzyılda özellikle Almanya'da yaygınlaştı.Le Lied s'épanouit surtout au XIXe siècle, en Allemagne.
Avrupa'da kasaba ve şehirlerde bayağı serçe daha yaygındır.C'est également en milieu urbain que vivent le plus souvent les Européens et les Libanais.
Bunların savaşta en yaygın olanı kılıçtı.Cette variante était la plus courante durant la guerre.
Otlu peynir yaygın olarak üretilir.Fromage entièrement fabriqué manuellement.
Bunun sebebi ebeveynin ilk isim yerine ikinci isim ile çağrılmayı tercih etmesidir ve oldukça yaygındır.Une des raisons à cela tient au fait que le parent préfère se faire appeler par son second prénom.
Bu, en yaygın olan tek nükleotitli mutasyondur.C'est le second trouble neurodégénératif le plus fréquent.
Sepet üretimi de yaygındı.La culture du chanvre était répandue.
Bundaki amaç ise Tibet’teki okullarda yaygınlaşan rekabete bir son vermekti.En conséquence, il y a un taux d’abandon très élevé dans les écoles tibétaines.
Bu nedenle kullanımı yaygın değildir.Son emploi n’est pas généralisé.
Blues, Country ve Western gibi müzik dallarında oldukça yaygındır.Elle est très répandue dans le blues et la musique country.
Yaygın olarak Borrelia bakterisi de görülür.Elle produit également de la bactériochlorophylle.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod